<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan</title>
        <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/</link>
        <description>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, Kayseri&#039;de muayenehanesinde hizmet veren bir göz doktorudur.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nedir?</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/didmoad-sendromu-wolfram-sendromu-nedir-160</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/didmoad-sendromu-wolfram-sendromu-nedir-160</guid>
                <description><![CDATA[DIDMOAD sendromu, Diabetes Insipidus, Diabetes Mellitus, Optik Atrofi ve Deafness kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sendromik hastalıktır.  Wolfram sendromu olarak da bilinmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Wofram sendromu</strong> adı da verilen <strong>DIDMOAD sendromu</strong>, <strong>D</strong>iabetes <strong>I</strong>nsipidus, <strong>D</strong>iabetes <strong>M</strong>ellitus,<strong> O</strong>ptik <strong>A</strong>trofi ve <strong>D</strong>eafness kelimelerinin baş harflerinden oluşan sendromik bir hastalıktır. Otozomal resesif geçişlidir. Hastalığın bulgularının başlangıcı çocukluk yaşında da yetişkink yaşlarda da olabilir. Çocuklarda %25 rekürrens (tekrarlama) riski vardır.</p>

<p>DIDMOAD sendromu ilk defa 1938 yılında Dr. Don J. Wolfram tarafından 4 kardeşte tespit edilmiştir. Bu hastalık özellikle beyin sapı olmak üzere merkezi sinir sistemini etkilemektedir. Neden olan gene bağlı olmak üzere Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tipi mevcuttur.&nbsp;</p>

<h2>DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Başlangıçta Wolfram sendromunun mitokondriyal DNA'daki bir mutasyon sonucunda ortaya çıktığı düşünülmüştür. Ancak şu anda doğumsal bir endoplazmik retikulum işlev bozukluğundan kaynaklandığı ortaya konulmuş durumdadır.&nbsp;</p>

<p>Wolfram sendromu, "wolframin" adı verilen proteini sentezleyen gendeki mutasyondan kaynaklanmaktadır. Wolframin geni vücultta her hücrede aktif olmasına rağmen en fazla kalp, beyin, akciğerler, pankreas ve&nbsp; iç kulakta etkindir. Bu nedenle bu hastalıkta en fazla bu organ işlevleri etkilenmektedir.&nbsp;</p>

<h2>DIDMOAD Sendromu Tanısı</h2>

<p>Wolfram sendromu tanısı klinik muayene, genetik testler, loboratuvar ve görüntüleme çalışmaları ile konulmaktadır. Klinik değerlendirme çocukluk çağında ortaya çıkan şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve akabinde ilerleyici nitelikte optik atrofi (gözler ve beyin arasındaki iletişimi sağlayan sinirlerdeki hasar) ortaya çıkması sonrasında başlamaktadır. Şeker hastalığı 16 yaşından küçük çocuklarda ortaya çıktığında şüphe başlamaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Wolfram sendromu değişik semptomlarla&nbsp; kendini gösterebilmektedir. Diyabet ve optik atrofiye ilaveten, diabetes insipidus da ortaya çıkabilmektedir. Diabetes İnsipidus, böbreklerin su tutma görevini yapamaması sonucunda sık sık idrara çıkma ve aşırı susama ile karakterizedir. İç kulaktaki sinirlerin hasarlanması sonucunda sinirsel tip sağırlık ortaya çıkabilmektedir. Ataksi (kas koordinasyon bozukluğu) ya da miyoklonus (ani, istemsiz kas spazmları) gibi nörolojik anormalikler de ortaya çıkabilmektedir. Hayatın ilk 10 yılında Tip 1 diyabet ve ardından görme kaybının ortaya çıkması önemli bir tanısal ipucudur.&nbsp;</p>

<h2>Tedavi</h2>

<p>DIDMOAD sendromunu ortadan kaldıracak bilinen bir tedavisi yoktur. Mevcut tedavi yöntemleri komplikasyonlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Burun içine uygulanan ya da ağızdan alınan desmopressin hormonu diapedes insipidusa bağlı belirtileri iyileştirmektedir. Koklear implant ta da işitme cihazları işitme kaybı yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Nörolojik bulguların ilerlemesini durduracak bilinen bir tedavi olmamasına rağmen emme terapisi ve özefagomiyotomi adı verilen yemek borusuna yönelik kas girişimlerinin faydaları gösterilmiştir. Antikolinerjik ilaç tedavileri, kateterizasyonlar, elektriksel uyarılar ve fizyoterapi Wolfram sendruma ait idrar yolları anormalliklerinin tedavisinde kullanılmaktadır.&nbsp;</p>

<h3>Hastalığın Prognozu (Doğal Gidişatı)</h3>

<p>Wolfram sendromunun prognozu kötüdür, şöyle ki hastaların %65'i, 35 yaşından önce ölmektedir. Wolfram sendromlu hastaların en sık iki ölüm nedeni nörolojik nedenlere bağlı solunum yetmezliği ve enfeksiyonlara bağlı böbrek yetmezliğidir. Maalesef ki hastalığın ilerlemesini tersine çevirecek ya da geciktirebilecek bir tedavi yöntemi yoktur.&nbsp;</p>

<p>En sık bulgu tipik olarak genellikle 6 yaş civarlarında ortaya çıkan şeker hastalığıdır. Wolfram sendromuna bağlı şeker hastalığı, Tip 1 şeker hastalığından daha erken tanı yaşı, daha nadir pozitif otoantikor ve ketoasidoz ortaya çıkması, daha uzun remisyon süresi, daha az günlük insülin ihtiyacı ve daha düşük ortalama HbA1C seviyesi ve daha sık hipoglisemi atakları ile ayrılmaktadır.&nbsp;<br />
Hastalığın en sık ikinci klinik görünümü Diyabetes İnsipidus'tur. Diyabetes İnsipidus durumunda böbrekler su tutma görevini yerine getiremez ve yüksek idrar hacimleri ortaya çıkar. WSF1 mutasyonu olan kişilerin %70'inde Diyabetes İnsipidus ortaya çıkmaktadır. WSF2 mutasyonunda&nbsp; Diyabetes İnsipidus tipik olarak ortaya çıkmaz. Diyabetes İnsipidus tipik olarak 14 yaşlarında ortaya çıkar ancak genellikle daha geç tanı konulur.&nbsp;</p>

<p>Sonraki bulgu 11 yaşlarında ortaya çıkan optik atrofidir ki bu durum retinal gangliyon hücrelelerinin aksonlarındaki dejenerasyondan kaynaklanmaktadır. Körlük görme azalmasının başlamasından genellikle birkaç yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Wolfram sendromunda ortaya çıkan göz anormallikleri <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-105">katarakt</a>, nistagmus, <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-tansiyonu-belirtileri-ve-tedavisi-108">glokom (göz tansiyonu)</a> ve makülopati'dir. Wolfram sendromunda ayrıca mitokondriyal değişikliklere bağlı olarak pigmenter retinopatide ortaya çıkmaktadır. Ancak çok nadirdir.&nbsp;</p>

<p>DIDMOAD sendromulu hastaların yaklaşık %65'inde sinirsel işitme kaybı ortaya çıkmaktadır ki genellikle ya doğumda iken ortaya çıkar ya da ergenlik yaşlarında hafif şiddette başlar ve ilerler. İşitme kaybının ilerlemesi genellikle yavaştır ve başlangıçta yüksek frekanslı sesleri etkilemektedir.&nbsp;</p>

<p>WSF1 mutasyonuna sahip hastaların çoğunda (&gt;%65) 40 yaşlarında nörolojik bulgular ortaya çıkmaktadır ancak bazı hastalarda daha erken de ortaya çıkabilmektedir. Bazı sık görülen nörolojik sorunlar serebellar ataksi, periferal nöropati, epilepsi, kognitif bozukluk, disfaji, dizartri ve tat ve koku alma bozukluklarıdır. Hastalarda ayrıca ortostatik hipotansiyon, gastroparezi (mide felci), hipotermi/hipertermi (aşırı sıcaklanma, soğuma), hipohidrozis/hiperhidrozis (az terleme/aşırı terleme), kabızlık ve başağrısı ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, ciddi depresyon, uyku anormallikleri, psikoz ve fiziksel agresyon gösteren hastalar da bildirilmiştir. Bu gibi durumların varlığı Wolfram sendromunun klinik görünümünün karmaşıklığına işaret etmektedir.</p>

<p>İdrar yolu bozuklukları Wolfram sendromlu hastaların %90'ından fazlasında ortaya çıkmaktadır. Nörolojik mesane ana sorun olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu da idrar tutamama, hidroüreter ve enfeksiyonlara neden olmaktadır.Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları Wolfram sendromlu hastalarda temel sorunlardan biridir. Bu ürolojik sorunlar genellikle 20 yaşlarında başlar.</p>

<p>Hipogonadizmi de içeren endokrin (hormonal) disfonksiyonlar Wolfram sendromunun diğer bir klinik görünümüdür. Daha spesifik olrak hipogonadizm erkeklerde kadınlardan daha sık olarak görülmektedir. Üreme fonksiyon bozuklukları ve erektil disfonksiyonlar erkek hastalarda daha sık görülürken kadınlarda adet düzensizlikleri daha sıktır. Ön hipofiz bezindeki sorunlara bağlı olarak hastalarda boy kısalığı, büyüme hormon yetersizliği ve kortikotropin eksikliği görülebilir.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/04/didmoad-sendromu-wolfram-sendromu-nedir-1745839704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MSÜ Göz Dereceleri</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/msu-goz-dereceleri-149</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/msu-goz-dereceleri-149</guid>
                <description><![CDATA[Bu yazıda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, MSÜ göz dereceleri ve göz şartları konusunda bilgi vermektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/UIZrb5_I1x0?si=6OJS2gDzvxCVX1CR" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>TSK Sağlık yeteneği Yönetmeliği'nin 5. Bölümü, Madde 35'de Askeri Öğrenci adaylarının sağlık nitelikleri açıklanmıştır. <strong>"Öğrenci adayları, tam sağlam olmalı ve bunlarda diskromatopsi bulunmamalıdır....." </strong>Buna göre öğrenci adaylarında renk körlüğü bulunmamalı ve diğer sağlık nitelikleri açısından tam sağlam olmaları gerekmektedir.</p>

<p>Bunun tek istisnası ise 36. madde 2. fıkrada açıklanmaktadır. Bu maddede "<strong>Tashihle her bir gözde görmeleri tam olmak şartıyla, her bir gözde 1.00 (bir dâhil) diyoptriye kadar olan miyopi, hipermetropi ile 1.00 (bir dâhil) diyoptriyi geçmeyen astigmatizmalar öğrenciliğe engel değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına eğitim görülen&nbsp;diğer fakültelere ve Milli Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksekokuluna alınacak öğrenci adaylarında düzeltme ile her iki gözde görmeler ayrı ayrı tam olmak şartıyla 3 diyoptriye (3 dâhil) kadar miyopi ve hipermetropi ile 90 derecelik iki eksen arasındaki kırılma kusuru farkı 3 diyoptriyi geçmeyen astigmatizmalar öğrenci adaylığına engel değildir." </strong>ifadeleri yer almaktadır.</p>

<p>Buna göre 1.00 dereceye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar harp okulları için askeri öğrencili olmaya engel değildir. Harp okulları dışında olan&nbsp;Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına eğitim görülen&nbsp;diğer fakültelere ve Milli Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksekokuluna alınacak öğrenci adaylarında 3.00 dereceye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizma kabul edilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Yukarıdaki durumların dışında kalan her türlü göz sorunu Milli Savunma Üniversitesi adaylarında göz şartları açısından engel teşkil etmektedir. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Göz kapak düşüklüğü, göz kapak şekil bozukluğu, göz yüzeyindeki yapışıklıklar engeldir. (A2F2, A2F3, A2F4)</strong></li>
	<li><strong>Kornea, göz yüzeyi ve göz kapaklarında iz bırakarak iyileşmiş hastalıklar&nbsp;(keratokonus ve diğer kornea hastalıkları) engeldir. (A3F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözyaşı kanalı ile ilgili sorunlar engeldir. (A4F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözde kayma, şaşılık ve nistagmus adı verilen gözde istemsiz ve anormal hareketler engeldir. (A5F1, A5F2, A5F3)</strong></li>
	<li><strong>Kornea sorunlar, kornea ameliyatı geçirmiş olmak, vitreus ameliyatı geçirmiş olmak (A6F1, A6F2, A6F3)</strong></li>
	<li><strong>Göz derecesi 1.00'in üzerinde olan göz kusurları engeldir. (A7F1, A7F2, A7F3, A7F4)</strong></li>
	<li><strong>Renk körlüğü engeldir. (A8F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözün arka kısmını ilgilendiren retina, vitreus ve koroidin tüm sorunları engeldir. (A9F1, A9F2, A9F3, A9F4, A9F5, A9F6, A9F7)</strong></li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Nov 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/11/msu-goz-dereceleri-1732700672.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz Beni</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-beni-143</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-beni-143</guid>
                <description><![CDATA[Göz beni, göz yüzeyi üzerinde ya da göz içinde ortaya çıkan renkli kitlelerdir. Genellikle zararsız olmakla birlikte takip edilmeleri uygundur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>GÖZ BENİ</h2>

<p>"Göz beni" ciltte görülen benlere benzer şekilde göz yüzeyinde ya da gözün iç dokularında ortaya çıkan benlerdir. "Ben" kelimesi tıbbi olarak "nevüs" kelimesi ile ifade edilmektedir. Genellikle ciltte olmak üzere vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan pigmente (renkli) ve iyi huylu kitlelere nevüs adı verilmektedir. Konjunktival nevüsler ise gözün yüzeyindeki konjunktiva zarındaki benleri ya da nevüsleri anlatan bir terimdir.</p>

<h3>KONJUNKTİVAL NEVÜS</h3>

<p>Konjuntiva nevüsleri gözün dış kısmında bulunan saydam konjunktiva dokusunda ortaya çıkan ve rengi kahverengiden açık sarıya kadar uzanan pigmente iyi huylu kitlelerdir. Genellikle konjunktiva yüzeyinden kabarık olmazlar. Renkleri zamanla koyulaşabilir ya da açık hale gelebilir.&nbsp;</p>

<p>Konjunktivada ortaya çıkan göz beni cerrahi bir operasyonla çıkarılabilmektedir. Kişiyi rahatsız etmiyorsa düzenli fotoğraflarla takip edilebilirler. Nevüsler büyüdüklerinde cerrahi olarak çıkarılıp patolojik incelemeye tabii tutulabilimektedir. Çok nadir olrak konjunktiva nevüsleri kötü huylu dönüşüm gösterebilir ancak bu oran %1'in altındadır.&nbsp;</p>

<h3>İRİS NEVÜSLERİ</h3>

<p>İris nevüsleri gözün iç kısmında bulunan ve göze rengini veren iris dokusunda ortaya çıkan nevüslerdir. Genellikle zararsızdır. Göz iç kısmında farklı renkli bölgeler olarak dışarıdan farkedilmeleri mümkündür. Takip edilmeleri gerekmektedir. Cerrahi gerektirme durumu çok nadiren ortaya çıkmaktadır.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Sep 2024 12:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/09/goz-beni-1726774843.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayseri Göz Doktoru</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/kayseri-goz-doktoru-128</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/kayseri-goz-doktoru-128</guid>
                <description><![CDATA[Kayseri  Göz doktoru denildiğinde akla gelen ilk göz doktorlarından  biri Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan'dır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/xY-2j5Z7Y1M?si=QDcJPVry2OhG3Meo" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, Kayseri'de özel muayenehanesinde hizmet veren bir göz doktorudur. Kayseri'de tam zamanlı olarak muayenehanesinde hizmet veren tek göz hastalıkları uzmanıdır. Doç. Dr. Fatih Çakır Güündoğan Muayenehanesi, Melikgazi İlçesinde, Seyyit Burhanettin Bulvarından ayrılan Nuh Mehmet Baldöktü Sokak'ta bulunan Özer Plaza'da bulunmaktadır.</p>

<p>Kayseri Göz doktoru açısından son derece zengin bir şehrimizdir. Kayseri Şehir Hastanesi, Devlet Hastanesi, Erciyes Üniversitesi ve fazla sayıdaki özel hastanesde çok sayıda göz doktoru çalışmaktadır. Bu göz doktorları arasında son derece tecrübeli hekimler de bulunmaktadır.</p>

<p>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, lazer göz ameliyatı, katarakt, akıllı lens ve retina hastalıkları konusunda kendini yetiştirmiş bir göz doktorudur.&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/kayseri-goz-doktoru-1720548289.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gözyaşı Kanal Tıkanıklıkları</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/gozyasi-kanal-tikanikliklari-112</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/gozyasi-kanal-tikanikliklari-112</guid>
                <description><![CDATA[Gözyaşı kanalı gözyaşını burun boşluğuna aktaran bir kanal sistemidir. Gözyaşı kanalının herhangi bir yerinde ortaya çıkan tıkanıklıklar göz sulanmasına neden olmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/fo2UHVUB5dw?si=5JlBdxlp7XPmRC_A" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><h2>GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</h2>

<p>Gözyaşı kanalı göz yüzeyi ile burun boşluğu arasında bir takım kanalcıklardan oluşan bir sistemdir. Bu kanalın herhangi bir yerinde ortaya çıkan tıkanıklık gözde sulanma ile kendisini gösterir.</p>

<p>Gözyaşı yolları her iki göz kapağının iç tarafında bulunan toplu iğne başı büyüklüğündeki deliklerden (punktum) başlar ve burnun alt kısmına kadar uzanarak burun boşluğuna açılır. Ağlayınca burnun akması gözle burun arasındaki bu bağlantı nedeni iledir. Punktumlar kanalikül adı verilen yaklaşık 1 cm uzunluğundaki küçük kanallarla devam ederek birleşir ve ortak kanalikülü oluşturur. Ortak kanalikül göz yaşı kesesine açılır. Göz yaşı kesesi ana göz yaşı kanalı ile devam ederek burun boşluğuna açılır. Punktumlar adı verilen deliklerden başlayarak bu kanalın hemen her bölgesinde farklı nedenlere bağlı olarak tıkanıklıklar oluşabilmektedir.</p>

<h3>PUNKTUM TIKANIKLIĞI</h3>

<p>Üst ve alt kapaklarda bir tane punktum bulunur. Punktum adı verilen bu delikler vasıtasıyla göz yüzeyindeki gözyaşı kanala girer. Bu deliklerin genişliği kişiden kişiye değişkendir. Göz yüzeyinde ve göz yaşı kanalı içindeki enfeksiyonlar nedeniyle bu delikler daralabilir ve tamamen tıkanabilirler. Bu durumda punktoplasti adı verilen operasyonla bu delikler kalıcı olarak genişletilir.</p>

<h3>BEBEKLERDE GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</h3>

<p>Bebeklik döneminde göz sulanması sık rastlanan bir durumdur. Bebeklerdeki göz sulanmasının en sık görülen nedenlerinden bir tanesi göz yaşı kanal tıkanıklığı durumudur. Bebeklerde göz yaşı kanal tıkanıklığı genellikle kanalın buruna açılan en son kısmında görülür. Bu bölgede Hasner valvi adı verilen bir zar bulunur. Bu zarın doğumda tam olarak açılmamasından dolayı o bölgede tıkanıklık ortaya çıkar. Bu durum genellikle doğumdan 1-2 ay sonra gözde sulanma ve çapaklanma ile kendini gösterir. Bir veya iki gözde birden olabilir. Göz yaşı üretimi genellikle doğumdan 2 ay sonra başladığı için ilk aylarda sulanma görülmeyebilir. Tıkanıklık ile birlikte enfeksiyon görülebilir. Enfeksiyon durumunda gözde çapaklanma, kirpiklerde yapışıklık ve gözde kızarıklık olur. Bu süre içinde gözde oluşan enfeksiyonla mücadele edilir. Oluşan çapaklar kaynatılıp soğutulmuş ılık suyla yumuşatılarak temizlenir. Bebek şampuanı kullanılarak göz kapağı yıkanır ve antibiyotik damla kullanılır.</p>

<h3>BEBEKLERDE GÖZ YAŞI KANAL MASAJI</h3>

<p>Bebeklik döneminde göz sulanması sık rastlanan bir durumdur. Bebeklerdeki göz sulanmasının en sık görülen nedenlerinden bir tanesi göz yaşı kanal tıkanıklığı durumudur. Bebeklerde göz yaşı kanal tıkanıklığı genellikle kanalın buruna açılan en son kısmında görülür. Bu bölgede Hasner valvi adı verilen bir zar bulunur. Bu zarın doğumda tam olarak açılmamasından dolayı o bölgede tıkanıklık ortaya çıkar. Bu durum genellikle doğumdan 1-2 ay sonra gözde sulanma ve çapaklanma ile kendini gösterir. Bir veya iki gözde birden olabilir. Göz yaşı üretimi genellikle doğumdan 2 ay sonra başladığı için ilk aylarda sulanma görülmeyebilir. Tıkanıklık ile birlikte enfeksiyon görülebilir. Enfeksiyon durumunda gözde çapaklanma, kirpiklerde yapışıklık ve gözde kızarıklık olur. Bu süre içinde gözde oluşan enfeksiyonla mücadele edilir. Oluşan çapaklar kaynatılıp soğutulmuş ılık suyla yumuşatılarak temizlenir. Bebek şampuanı kullanılarak göz kapağı yıkanır ve antibiyotik damla kullanılır.</p>

<h3>PROBING (SONDALAMA) OPERASYONU</h3>

<p>Bebeklerdeki göz yaşı kanal tıkanıklığı yüzde 90 ihtimalle ilk 1 yıl içinde kendiliğinden açılır. Bu nedenle bebek 1 yaşını doldurana kadar beklenir. Ancak açılamadığı durumlarda fazla beklemeden 'probing' yani sondalama adı verilen bir operasyon uygulanır. Bu operasyon genel anestezi altında yapılır. İnce bir sonda göz yaşı kanalına sokulur ve ilerletilerek tıkanıklık olan yerdeki zar açılır. Bu operasyon için 12 ay doldurulduktan sonra fazla beklememek gerekir. Çünkü zaman ilerledikçe operasyonun başarı oranları azalmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Probing operasyonu 15 dakika kadar sürmektedir. Ameliyatta herhangi bir kesi yapılmaz, ağrısız ve kansızdır. Ameliyat sonrası göz kapatılmaz, 1 hafta damla kullandırılır. İlk sondalama ile açılmayan bebeklere 2 ay sonra 2. sondalama yapılabilir, yine açılmazsa göz yaşı yollarına tüp takılır. Tüp 3 – 6 ay yerinde bırakıldıktan sonra alınır. Sondalama beş yaşından sonra etkili olmadığı için genelde uygulanmaz, geç kalınan, tekrarlanan sondalama ve tüp takılması girişimlerine rağmen açılmayan olgulara DSR denilen ameliyat gerekir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">ERİŞKİNLERDE GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</span></h3>

<p>Göz yaşı yollarının punktumdan sonraki ikinci kısmı kanalikül denilen kapaklardan göz yaşı kesesine uzanan küçük kanallar ve bunların keseye girmeden hemen önce birleşerek oluşturduğu ortak kanaliküldür. Bu kısımlarda oluşan darlık veya tam tıkanmalarda da genelde sadece sulanma şikayeti olur, çapaklanma veya iltihabi akıntı olmaz. Tıkanıklık sadece bu kısımdaysa ve ana kanal açıksa açık ameliyatsız sadece kanaliküllere tüp takılması tedavide yeterlidir. Bu tüp 3-6 ay kaldıktan sonra çıkarılır.</p>

<p>Göz yaşı kanal tıkanıklıklarının büyük bölümünü ana gözyaşı kanal tıkanıklıkları oluşturur. Bu hastalarda gözde sulanma , çapaklanma, ağrı, kızarıklık iltihaplı akıntı şikayetleri vardır. Zaman zaman akut enfeksiyon atakları da oluşabilir. Enfeksiyon olduğunda burun kökünde ağrı, şişlik, kızarıklık oluşur ve ağızdan antibiyotik kullanılması gerekir. Ana göz yaşı kanal tıkanıklığının tedavisi cerrahidir.</p>

<h3>DSR AMELİYATI</h3>

<p>Ameliyatta göz yaşı kesesi buruna ağızlaştırılır. DSR diye bilinen bu ameliyat 3 şekilde yapılabilir. Birincisi burun kökünden 1 cm cilt kesisi ile girilerek yapılan açık yöntem, ikincisi burundan girilerek yapılan endoskopik yöntem, üçüncüsü punktumdan (göz pınarından) girilerek yapılan lazer DSR yönetemidir. Bu üç yöntem içinde en sık uygulanan ve başarı oranı en fazla olan (%80-90) cilt yoluyla yapılan açık (eksternal DSR) yöntemidir. Bu yöntemin en büyük dezavantajı ciltte iz bırakabilmesidir. Buna rağmen cilt kesisini mümkün olduğunca küçük yapan tecrübeli cerrahlarda bu ihtimal yok denecek kadar azdır. Açık yöntemde ameliyat süresi ortalama 45 dakikadır. Lokal veya genel anestezi altında uygulanabilir. Ameliyat sonrasında burun kanaması olmasın diye gerekirse 2 günlük burun tamponu konabilir. Eşlik eden punktum ve kanalikül darlığı veya tıkanıklığı yoksa tüp takılmasına gerek yoktur.</p>

<h4>HANGİ YÖNTEM DAHA İYİDİR?</h4>

<p>Diğer iki yöntem ciltte iz kalma riski olmaması, ameliyat süresinin kısa olması, daha hızlı iyileşmesi, kanama riskinin daha az olması gibi avantajlara sahip olmasına rağmen ikisinin de başarı oranı açık ameliyata göre daha düşüktür ve daha sık tüp takılmasını gerektirir. Kanal tıkanıklıklarının ilk elden başarılı olarak ameliyat edilmesi önemlidir. Çünkü tekrarlayan kanal tıkanıklıklarının tedavisi daha zor ve ameliyat başarısı daha düşüktür ve hemen hepsinde tüp takılmasını gerektirir. Kanal ameliyatlarında tüp gerekmedikçe takılmamalıdır. Çünkü bazen takılan silikon tüpe karşı oluşan reaksiyon bizzat tıkanma sebebi olabilmektedir. Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın DSR ameliyatında yapılan şey aynıdır. Göz yaşı kesesi ile burun zarı arasındaki ince kemik çıkarılır ve kese burun boşluğuna ağızlaştırılır. Çıkarılan bu kemik 1 cm boyutlarındadır ve yüzde bir deformasyon oluşturmaz, dışarıdan belli olmaz. Ameliyattan sonra göz çevresinde şişlik ve morluk olabilir, 1 hafta oral ve topikal antibiyotik kullanılır. Dikişler 1 hafta sonra alınır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/gozyasi-kanal-tikanikliklari-1720031513.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz Kanamaları Nedenleri Ve Tedavisi</title>
                <category>GENEL</category>
                <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-kanamalari-nedenleri-ve-tedavisi-111</link>
                <guid>https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-kanamalari-nedenleri-ve-tedavisi-111</guid>
                <description><![CDATA[Bu yazıda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan göz kanamaları hakkında bilgi vermektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/i70FZJ6twXM?si=vvpeFx1AaEGBfDm3" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><h2><span style="font-size:28px">GÖZ KANAMASI NEDEN OLUR?</span></h2>

<p>Göz kanamasının gözün yüzeyinde olan ve gözün iç kısmında olan tipleri vardır. Bu tip kanamalar arasında önem açısından büyük farklılıklar vardır. Gözün dış kısmında olan kanamalar genellikle sebebi kesin bir şekilde bilinemeyen kanamalardır. Gözün iç kısmında olan kanamalar ise genellikle ciddi nedenleri olan ve görme kaybına neden olabilen kanamalardır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ İÇİ KANAMASI NEDEN OLUR?</span></h3>

<p>Göz içi kanaması iki başlık altında incelenelir. Gözün iç kısmında ön segmentte olan kanamalar ve arka segmentte olan kanamalar. Ön segmentte olan kanamalar göze gelen darbeler, üveit, şeker hastalığı gibi hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Gözün arka kısmına olan kanamalar ise genellikle şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ KANAMASI KÖRLÜĞE NEDEN OLUR MU?</span></h3>

<p>Göz kanaması körlüğe neden olabilir. Özellikle göz arkasında olan göz kanamaları şeker hastalığı olan hastalarda görülmektedir. Bu hastalarda kanama dışında genellikle başka retina sorunları da mevcuttur. Bu hastalarda sorun bazen çok ileri olabilir ve uygun bir şekilde ve zamanında tedavi edilmeleri çok önemlidir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ KANAMASI NE KADAR SÜRER?</span></h3>

<p>Göz Kanamasının ne kadar süreceği nedeniyle yakından ilişkilidir. Gözün yüzeyinde olan subkonjunktival kanamalar kendiliğinden 3-10 gün içinde ortadan kaybolurken, gözün iç kısmında olan daha ciddi kanamaların tedavisi daha uzun sürebilmektedir. Bu konuda kesin bir süre vermek doğru değildir. Hastadan hastaya ve neden bağlı olarak süre değişiklik göstermektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 20:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-kanamalari-1720030365.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
