<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru" version="2.0">
    <channel>
        <title>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan</title>
        <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/</link>
        <description>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, Kayseri&#039;de muayenehanesinde hizmet veren bir göz doktorudur.</description>
        <language>tr</language>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/didmoad-sendromu-wolfram-sendromu-nedir-160</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nedir?</h1>
                        <h2>DIDMOAD sendromu, Diabetes Insipidus, Diabetes Mellitus, Optik Atrofi ve Deafness kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sendromik hastalıktır.  Wolfram sendromu olarak da bilinmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/04/didmoad-sendromu-wolfram-sendromu-nedir-1745839704.webp">
                        <figcaption>DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nedir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Wofram sendromu</strong> adı da verilen <strong>DIDMOAD sendromu</strong>, <strong>D</strong>iabetes <strong>I</strong>nsipidus, <strong>D</strong>iabetes <strong>M</strong>ellitus,<strong> O</strong>ptik <strong>A</strong>trofi ve <strong>D</strong>eafness kelimelerinin baş harflerinden oluşan sendromik bir hastalıktır. Otozomal resesif geçişlidir. Hastalığın bulgularının başlangıcı çocukluk yaşında da yetişkink yaşlarda da olabilir. Çocuklarda %25 rekürrens (tekrarlama) riski vardır.</p>

<p>DIDMOAD sendromu ilk defa 1938 yılında Dr. Don J. Wolfram tarafından 4 kardeşte tespit edilmiştir. Bu hastalık özellikle beyin sapı olmak üzere merkezi sinir sistemini etkilemektedir. Neden olan gene bağlı olmak üzere Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tipi mevcuttur.&nbsp;</p>

<h2>DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Başlangıçta Wolfram sendromunun mitokondriyal DNA'daki bir mutasyon sonucunda ortaya çıktığı düşünülmüştür. Ancak şu anda doğumsal bir endoplazmik retikulum işlev bozukluğundan kaynaklandığı ortaya konulmuş durumdadır.&nbsp;</p>

<p>Wolfram sendromu, "wolframin" adı verilen proteini sentezleyen gendeki mutasyondan kaynaklanmaktadır. Wolframin geni vücultta her hücrede aktif olmasına rağmen en fazla kalp, beyin, akciğerler, pankreas ve&nbsp; iç kulakta etkindir. Bu nedenle bu hastalıkta en fazla bu organ işlevleri etkilenmektedir.&nbsp;</p>

<h2>DIDMOAD Sendromu Tanısı</h2>

<p>Wolfram sendromu tanısı klinik muayene, genetik testler, loboratuvar ve görüntüleme çalışmaları ile konulmaktadır. Klinik değerlendirme çocukluk çağında ortaya çıkan şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve akabinde ilerleyici nitelikte optik atrofi (gözler ve beyin arasındaki iletişimi sağlayan sinirlerdeki hasar) ortaya çıkması sonrasında başlamaktadır. Şeker hastalığı 16 yaşından küçük çocuklarda ortaya çıktığında şüphe başlamaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Wolfram sendromu değişik semptomlarla&nbsp; kendini gösterebilmektedir. Diyabet ve optik atrofiye ilaveten, diabetes insipidus da ortaya çıkabilmektedir. Diabetes İnsipidus, böbreklerin su tutma görevini yapamaması sonucunda sık sık idrara çıkma ve aşırı susama ile karakterizedir. İç kulaktaki sinirlerin hasarlanması sonucunda sinirsel tip sağırlık ortaya çıkabilmektedir. Ataksi (kas koordinasyon bozukluğu) ya da miyoklonus (ani, istemsiz kas spazmları) gibi nörolojik anormalikler de ortaya çıkabilmektedir. Hayatın ilk 10 yılında Tip 1 diyabet ve ardından görme kaybının ortaya çıkması önemli bir tanısal ipucudur.&nbsp;</p>

<h2>Tedavi</h2>

<p>DIDMOAD sendromunu ortadan kaldıracak bilinen bir tedavisi yoktur. Mevcut tedavi yöntemleri komplikasyonlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Burun içine uygulanan ya da ağızdan alınan desmopressin hormonu diapedes insipidusa bağlı belirtileri iyileştirmektedir. Koklear implant ta da işitme cihazları işitme kaybı yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Nörolojik bulguların ilerlemesini durduracak bilinen bir tedavi olmamasına rağmen emme terapisi ve özefagomiyotomi adı verilen yemek borusuna yönelik kas girişimlerinin faydaları gösterilmiştir. Antikolinerjik ilaç tedavileri, kateterizasyonlar, elektriksel uyarılar ve fizyoterapi Wolfram sendruma ait idrar yolları anormalliklerinin tedavisinde kullanılmaktadır.&nbsp;</p>

<h3>Hastalığın Prognozu (Doğal Gidişatı)</h3>

<p>Wolfram sendromunun prognozu kötüdür, şöyle ki hastaların %65'i, 35 yaşından önce ölmektedir. Wolfram sendromlu hastaların en sık iki ölüm nedeni nörolojik nedenlere bağlı solunum yetmezliği ve enfeksiyonlara bağlı böbrek yetmezliğidir. Maalesef ki hastalığın ilerlemesini tersine çevirecek ya da geciktirebilecek bir tedavi yöntemi yoktur.&nbsp;</p>

<p>En sık bulgu tipik olarak genellikle 6 yaş civarlarında ortaya çıkan şeker hastalığıdır. Wolfram sendromuna bağlı şeker hastalığı, Tip 1 şeker hastalığından daha erken tanı yaşı, daha nadir pozitif otoantikor ve ketoasidoz ortaya çıkması, daha uzun remisyon süresi, daha az günlük insülin ihtiyacı ve daha düşük ortalama HbA1C seviyesi ve daha sık hipoglisemi atakları ile ayrılmaktadır.&nbsp;<br />
Hastalığın en sık ikinci klinik görünümü Diyabetes İnsipidus'tur. Diyabetes İnsipidus durumunda böbrekler su tutma görevini yerine getiremez ve yüksek idrar hacimleri ortaya çıkar. WSF1 mutasyonu olan kişilerin %70'inde Diyabetes İnsipidus ortaya çıkmaktadır. WSF2 mutasyonunda&nbsp; Diyabetes İnsipidus tipik olarak ortaya çıkmaz. Diyabetes İnsipidus tipik olarak 14 yaşlarında ortaya çıkar ancak genellikle daha geç tanı konulur.&nbsp;</p>

<p>Sonraki bulgu 11 yaşlarında ortaya çıkan optik atrofidir ki bu durum retinal gangliyon hücrelelerinin aksonlarındaki dejenerasyondan kaynaklanmaktadır. Körlük görme azalmasının başlamasından genellikle birkaç yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Wolfram sendromunda ortaya çıkan göz anormallikleri <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-105">katarakt</a>, nistagmus, <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-tansiyonu-belirtileri-ve-tedavisi-108">glokom (göz tansiyonu)</a> ve makülopati'dir. Wolfram sendromunda ayrıca mitokondriyal değişikliklere bağlı olarak pigmenter retinopatide ortaya çıkmaktadır. Ancak çok nadirdir.&nbsp;</p>

<p>DIDMOAD sendromulu hastaların yaklaşık %65'inde sinirsel işitme kaybı ortaya çıkmaktadır ki genellikle ya doğumda iken ortaya çıkar ya da ergenlik yaşlarında hafif şiddette başlar ve ilerler. İşitme kaybının ilerlemesi genellikle yavaştır ve başlangıçta yüksek frekanslı sesleri etkilemektedir.&nbsp;</p>

<p>WSF1 mutasyonuna sahip hastaların çoğunda (&gt;%65) 40 yaşlarında nörolojik bulgular ortaya çıkmaktadır ancak bazı hastalarda daha erken de ortaya çıkabilmektedir. Bazı sık görülen nörolojik sorunlar serebellar ataksi, periferal nöropati, epilepsi, kognitif bozukluk, disfaji, dizartri ve tat ve koku alma bozukluklarıdır. Hastalarda ayrıca ortostatik hipotansiyon, gastroparezi (mide felci), hipotermi/hipertermi (aşırı sıcaklanma, soğuma), hipohidrozis/hiperhidrozis (az terleme/aşırı terleme), kabızlık ve başağrısı ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, ciddi depresyon, uyku anormallikleri, psikoz ve fiziksel agresyon gösteren hastalar da bildirilmiştir. Bu gibi durumların varlığı Wolfram sendromunun klinik görünümünün karmaşıklığına işaret etmektedir.</p>

<p>İdrar yolu bozuklukları Wolfram sendromlu hastaların %90'ından fazlasında ortaya çıkmaktadır. Nörolojik mesane ana sorun olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu da idrar tutamama, hidroüreter ve enfeksiyonlara neden olmaktadır.Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları Wolfram sendromlu hastalarda temel sorunlardan biridir. Bu ürolojik sorunlar genellikle 20 yaşlarında başlar.</p>

<p>Hipogonadizmi de içeren endokrin (hormonal) disfonksiyonlar Wolfram sendromunun diğer bir klinik görünümüdür. Daha spesifik olrak hipogonadizm erkeklerde kadınlardan daha sık olarak görülmektedir. Üreme fonksiyon bozuklukları ve erektil disfonksiyonlar erkek hastalarda daha sık görülürken kadınlarda adet düzensizlikleri daha sıktır. Ön hipofiz bezindeki sorunlara bağlı olarak hastalarda boy kısalığı, büyüme hormon yetersizliği ve kortikotropin eksikliği görülebilir.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/ozel-guvenlik-gorevlisi-goz-sartlari-159</link>
            <category>ASKER-POLİS GÖZ ŞARTLARI</category>
            <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 14:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özel Güvenlik Görevlisi Göz Şartları</h1>
                        <h2>Bu yazıda özel güvenlik görevlisi olacak kişilerde aranan göz ve görme şartları konusunda bilgi sahibi olacaksınız.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/04/ozel-guvenlik-gorevlisi-goz-sartlari-1744636796.webp">
                        <figcaption>Özel Güvenlik Görevlisi Göz Şartları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Özel güvenlik görevlisi ve adaylarında aranacak sağlık şartlarına ilişkin usul ve esasların belirlendiği “Özel Güvenlik Görevlileri Sağlık Şartları Yönetmeliği” <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/06/20210626-19.htm">Resmî Gazete’de yayınlanmıştır.</a> Bu yönetmeliğe göre özel güvenlik görevlisi adaylarında aşağıda belirtilen beş maddedeki göz ve görme sorunları olmamalıdır. <strong>"Silahlı özel güvenlik görevlisi"</strong> olacaklarda ilaveten heyet doktorlarının ataşli silah kullanmasında engel olmadığına dair <strong>ilave görüşleri</strong> olmalıdır. Yani aşağıdaki beş madde<strong>&nbsp;“silahsız özel güvenlik görevlisi”</strong> olmak için göz açısından yeterlidir ama&nbsp;“silahlı özel güvenlik görevlisi”&nbsp;olmak için heyet doktorlarının ilave görüşü de gereklidir.&nbsp;</p>

<p>Özel Güvenlik Görevlisi olacak kişilerde aranan göz ve görme şartları aşağıda sıralanmıştır.&nbsp;</p>

<ol>
	<li>İyi gören gözde görme seviyesi düzeltmeli ya da düzeltmesiz (gözlükle veya kontakt lensle dahil) en az 0.6 seviyesinde olacaktır.</li>
	<li>Diplopi (çift görme) olmamalıdır.&nbsp;</li>
	<li>İyi gören gözde santral 20 derecede görme alanı defekti olmamalıdır.&nbsp;</li>
	<li>İyi gören gözde pitozis/hemiptosis olmamalıdır.</li>
	<li>Görmeyi zamanla azaltanbilecek hastalığı olanlara (katarakt, maküla dejenerasyonu, retinopatiler) hastalığı olanlara yılda bir kez göz muayenesi yapılır.</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/tsk-saglik-kurulu-goz-muayenesi-kodlari-aciklamasi-157</link>
            <category>ASKER-POLİS GÖZ ŞARTLARI</category>
            <pubDate>Fri, 07 Mar 2025 10:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TSK Sağlık Kurulu Göz Muayenesi Kodları Açıklaması</h1>
                        <h2>TSK Sağlık Yeteneği Yönetmelğinde göz rahatsızlıkları tarif etmek için kullanılan kodları açıklamak amacıyla bu yazı yazılmıştır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/03/tsk-saglik-kurulu-goz-muayenesi-kodlari-aciklamasi-1741344783.webp">
                        <figcaption>TSK Sağlık Kurulu Göz Muayenesi Kodları Açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>TSK'nde istihdam edilmek amacıyla sağlık kurulu muayenesine giren MSÜ adayları, Uzman Erbaş Adayları, Subay ve Astsubay adaylarına göz muayenesinde muayene bulgularına göre bazı kodlar verilmektedir. Aşağıda bu kodların açıklaması bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Aşağıda TSK SYY'de bulunan göz maddelerinin kodlarının açıklamasını bulacaksınız.</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 1</strong>&nbsp;</span></p>

<ul>
	<li><strong>AÇIKLAMA:</strong> Bu madde referans maddesidir, işlem için kullanılamaz.</li>
	<li><strong>A1F1.</strong> Camlarla düzeltildikten sonra her iki gözün görme dereceleri (bir gözün görmesi 0.2’den aşağı olmamak kaydıyla) toplamının 10/10 (10/10 dahil) ila 20/10 olması.
	<ul>
		<li>AÇIKLAMA:</li>
		<li>0.2 + 0.8 ile TAM arası.</li>
		<li>0.3 + 0.7 ile TAM arası.</li>
		<li>0.4 + 0.6 ile TAM arası.</li>
		<li>0.5 + 0.5 ile TAM arası.</li>
		<li>0.6 + 0.4 ile TAM arası.</li>
		<li>0.7 + 0.3 ile TAM arası.</li>
		<li>0.8 + 0.2 ile TAM arası.</li>
		<li>TAM + 0.2 ile TAM arası.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>B1F1.</strong> Camlarla düzeltildikten sonra her iki gözün görme dereceleri toplamının 10/10 (10/10 hariç) ila 4/10 (4/10 hariç) olması.
	<ul>
		<li>AÇIKLAMA:</li>
		<li>0.4 ile 0.8 arası + 0.1.</li>
		<li>0.4 ile 0.7 arası + 0.1 ile 0.2 arası.</li>
		<li>0.4 ile 0.6 arası + 0.3.</li>
		<li>0.1 ile 0.5 arası + 0.4.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>B1F2.</strong> Camlarla düzeltildikten sonra bir gözün görme derecesinin 4/10 ila tam arasında olduğu halde, diğer gözün görme derecesinin 2/10’un altında olması (0.1 ve altı).
	<ul>
		<li>AÇIKLAMA:</li>
		<li>TAM ile 0.4 arası ve + 0.1 ve altı.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>C1:</strong>&nbsp;Bu dilim uygulanmaz.</li>
	<li><strong>D1F1:</strong>&nbsp;Camlarla düzeltildikten sonra her iki gözün görme dereceleri toplamının 4/10 ve daha aşağı olması.
	<ul>
		<li>AÇIKLAMA:</li>
		<li>0.1 + 0.1 ile 0.3 arası.</li>
		<li>0.2 + 0.1 ile 0.2 arası.</li>
		<li>2. Bir gözün görme derecesi ne olursa olsun, ışık hissi olsa dahi diğer gözde görme yokluğu</li>
		<li>(P+P) TAM ile (P+P) arası.&nbsp;</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 2</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A2F1</strong>: Görmeyi bozmayan kronik konjonktivit ve blefaritler.</li>
	<li><strong>A2F2</strong>. Bir veya iki gözde santral görmeyi bozmayan pitozisler.</li>
	<li><strong>A2F3.</strong> Bir veya iki gözde hafif semblefaron.</li>
	<li><strong>A2F4:</strong>&nbsp;Göz kapaklarında hafif şekil bozuklukları, noksanlıkları, lagoftalmi, kirpik yokluğu ve tik bozukluğu.</li>
	<li><strong>B2F1:</strong>&nbsp;Bir veya iki gözde askerliğe engel olacak derecede ve görmesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan tedavisi imkânsız kronik blefarit konjonktivitler.</li>
	<li><strong>B2F2:</strong>&nbsp;Bir veya iki gözde santral görmeyi bozan ve cerrahi tedavi ile sonuç alınamayan pitozisler.</li>
	<li><strong>B2F3:</strong>&nbsp;Bir veya iki gözde göz hareketlerine ileri derecede engel olan, cerrahi tedavi ile düzeltilemeyen, görmesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan semblefaronlar.</li>
	<li><strong>B2F4:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan bir veya her iki göz kapağında askerlik görevlerini yapmaya engel olacak derecede şekil bozuklukları, noksanlıkları, lagoftalmi ve tikler.</li>
	<li><strong>C2</strong>:&nbsp;Bu maddenin (A), (B) ve (D) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D2F1</strong>:&nbsp;Bir veya her iki gözde bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan korneayı kısmen veya tamamen örten semblefaronlar.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 3</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A3F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan kornea, konjonktiva ve kapaklarda sikatris bırakmış hastalıklar ve trahom sekelleri.</li>
	<li><strong>B3F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan kornea, konjonktiva ve kapaklarda sikatris bırakmış hastalıklar ve trahom sekelleri.</li>
	<li><strong>C3:</strong>&nbsp;Bu maddenin (A), (B) ve (D) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D3F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan kornea, konjonktiva ve kapaklarda sikatris bırakmış hastalıklar ve trahom sekelleri.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 4</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A4F1:</strong> Bir veya iki gözde gözyaşı yolları ve kesesinin deformiteleri ve fonksiyon bozukluklarına bağlı göz yaşarmaları.</li>
	<li><strong>B4F1:</strong> Her iki gözde dakrio-sistorinostomi ameliyatından istifade etmemiş göz yaşarması veya her iki gözyaşı kesesinin ameliyatla alınmış olması.</li>
	<li><strong>C4:</strong>&nbsp;Bu maddenin (A) ve (B) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D4.&nbsp;</strong>Bu dilime uyan hastalık yoktur.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 5</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A5F1:</strong>Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan şaşılıklar.</li>
	<li><strong>A5F2:&nbsp;</strong>Bir gözde tek kasın paralizisi.</li>
	<li><strong>A5F3:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan nistagmuslar.</li>
	<li><strong>B5F1:</strong>&nbsp;Fovea dışı fiksasyonu olan ve görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan şaşılıklar.</li>
	<li><strong>B5F2:</strong> Her iki gözde birer veya tek gözde birden fazla kas paralizisi (sekel halinde).</li>
	<li><strong>B5F3:</strong> Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan nistagmuslar.</li>
	<li><strong>C5:</strong>&nbsp;Bu maddenin (A), (B) ve (D) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D5F1:</strong>&nbsp;Her iki gözde birden fazla kas paralizisi.</li>
	<li><strong>D5F2:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden daha az olan nistagmuslar.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 6</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A6F1:&nbsp;</strong>Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan kornea, lens ve vitreusun kesafetleri, göz tabakalarının çeşitli şekil bozuklukları ve hastalıklarının bıraktığı sekeller.</li>
	<li><strong>A6F2:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan bir veya iki gözde psödofaki (ameliyatla lens ekstraksiyonu + göz içi lens implantasyonlusu).</li>
	<li><strong>A6F3:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan bir gözde vitrektomi ameliyatı.</li>
	<li><strong>A6F4:</strong> Keratorefraktif ameliyat geçirmiş, görmesi tashihle bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olanlar.</li>
	<li><strong>B6F1:</strong>&nbsp;Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan kornea, lens ve vitreusun kesafetleri, göz tabakalarının çeşitli şekil bozuklukları ve hastalıklarının bıraktığı sekeller.</li>
	<li><strong>B6F2:</strong> Görmesi düzeltildikten sonra bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan bir gözde lens yokluğu (konjenital, operatuvar ve başka nedenlerle).</li>
	<li><strong>B6F3:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan bir veya iki gözde psödofaki.</li>
	<li><strong>B6F4:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan bir gözde vitrektomi ameliyatı.</li>
	<li><strong>B6F5:</strong> Keratorefraktif ameliyat geçirmiş, görmesi tashihle bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olanlar.</li>
	<li><strong>B6F6</strong>: Görme keskinliği bu Listenin 1 inci maddesinin (A) veya (B) dilimi kadar olan bir veya iki gözde penetran veya derin lamellar keratoplasti ameliyatları.</li>
	<li><strong>C6:</strong>&nbsp;Bu maddenin (A), (B) ve (D) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D6F1:&nbsp;</strong>Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan kornea, lens, vitreus kesafetleri, göz tabakalarının şekil bozuklukları ve hastalıklarının bıraktığı sekeller.</li>
	<li><strong>D6F2:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan her iki gözde lens yokluğu.</li>
	<li><strong>D6F3:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) veya (D) dilimi kadar olan bir veya iki gözde lens yokluğu.</li>
	<li><strong>D6F4:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (D) dilimi kadar olan bir veya iki gözde psödofaki.</li>
	<li><strong>D6F5:</strong> Camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (D) dilimi kadar olan bir veya iki gözde vitrektomi ameliyatlıları.</li>
	<li><strong>D6F6:</strong> Görme keskinliği bu Listenin 1 inci maddesinin (D) dilimi kadar olan bir ya da iki gözde penetran keratoplasti ameliyatları.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 7</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A7F1:</strong> Bir veya iki gözde 7 diyoptri (7 diyoptri hariç)’ye kadar olan miyopi ve hipermetropi.</li>
	<li><strong>A7F2:</strong> Bir veya her iki gözde 7 diyoptri (7 diyoptri hariç)’ye kadar olan astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>A7F3:</strong> Her iki gözün refraksiyon değerlerinin sferik eşdeğerleri farkı 6 diyoptri (6 diyoptri dahil)’ye kadar olan miyopi, 4 diyoptri (4 diyoptri dahil)’ye kadar olan hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>A7F4:</strong> Her iki göz refraksiyon kusuru toplamı 14 diyoptri (14 diyoptri hariç)’ye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>B7F1:</strong>&nbsp;Her iki gözde 7 ila 11 diyoptrilik (7 diyoptri dahil, 11 diyoptri hariç) miyopi ve hipermetropi.</li>
	<li><strong>B7F2:</strong>&nbsp;Her iki gözde iki meridyen arasında 7 ila 11 diyoptrilik (7 diyoptri dahil, 11 diyoptri hariç) fark veya 7 ila 11 diyoptrilik (7 diyoptri dahil, 11 diyoptri hariç) astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>B7F3:</strong>&nbsp;Her iki gözün refraksiyon değerlerinin sferik eşdeğerleri farkı 6 diyoptri (6 diyoptri hariç) ile 11 diyoptri (11 diyoptri hariç)’ye kadar olan miyopi, 4 diyoptri (4 diyoptri hariç) ile 11 diyoptri (11 diyoptri hariç)’ye kadar olan hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>B7F4</strong>:&nbsp;Her iki göz refraksiyon kusuru toplamı 14 diyoptri (14 diyoptri dahil) ila 23 diyoptri (23 diyoptri hariç) olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>C7.</strong>&nbsp;Bu dilim uygulanmaz.</li>
	<li><strong>D7F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi ne olursa olsun, her iki gözde 11 diyoptri (11 diyoptri dahil)’yi aşan miyopi veya hipermetropi.</li>
	<li><strong>D7F2:</strong>&nbsp;Görme derecesi ne olursa olsun, her iki gözde iki meridyen arasında 11 diyoptri (11 diyoptri dahil)’yi aşan fark veya 11 diyoptri (11 diyoptri dahil)’yi aşan astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>D7F3:</strong>&nbsp;Görme derecesi ne olursa olsun, her iki gözün refraksiyon değerlerinin sferik eşdeğerleri farkı 11 diyoptri (11 diyoptri dahil)’yi aşan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	<li><strong>D7F4.</strong> Görme derecesi ne olursa olsun, her iki gözün refraksiyon kusurları toplamı 23 diyoptri (23 diyoptri dahil)’nin üzerinde olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 8</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A8F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi tam veya bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan diskromatopsi ve hafif albinoz.</li>
	<li><strong>B8F1</strong>:&nbsp;Albinoz (camlarla düzeltildikten sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan).</li>
	<li><strong>B8F2:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan diskromatopsi.</li>
	<li><strong>C8</strong>:&nbsp;Bu dilim uygulanmaz.</li>
	<li><strong>D8F1:</strong>&nbsp;İleri derecede albinoz (görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan).</li>
	<li><strong>D8F2:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan diskromatopsi.</li>
	<li><strong>D8F3:</strong>&nbsp;Görme derecesi ne olursa olsun akromatopsi (tüm renk körlüğü).</li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><strong>MADDE 9</strong></span></p>

<ul>
	<li><strong>A9F1:</strong>&nbsp;Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan koroidea, retina ve görme sinirlerinin hastalık sekelleri, şekil bozuklukları ve konjenital defektleri.</li>
	<li><strong>A9F2.</strong> Görme yolları ve retina patolojileri nedeniyle görme dereceleri bu Listenin 1 inci maddesinin (A) diliminde olan görme alanının bir gözde 2/3’ten az ya da her iki gözde 1/2’den az kaybı.</li>
	<li><strong>A9F3.</strong> Reaksiyon göstermeyen orbita yabancı cisimleri.</li>
	<li><strong>A9F4.</strong> Tedaviden sonra görme kuvveti bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan bulbusun, adnekslerin ve orbitanın tümörleri ve ekzoftalmiler.</li>
	<li><strong>A9F5.</strong> Bir gözde retina dekolmanı (tedavi ve ameliyattan sonra dekolmanlı gözün görme derecesinin 0.2 veya yukarı olması kaydıyla).</li>
	<li><strong>A9F6.</strong> Bir veya iki gözün retina ve retina damarlarında patolojik değişiklikler göstermeyen retina kanaması (görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olmak şartıyla).</li>
	<li><strong>A9F7.</strong> Bir veya iki gözde fonksiyonel bozukluk yapmamış glokom veya bir gözde geçirilmiş glokom ameliyatı (görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olmak şartıyla).</li>
	<li><strong>B9F1.</strong> Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan koroidea, retina ve görme sinirlerinin hastalık sekelleri, şekil bozuklukları ve konjenital defektleri.</li>
	<li><strong>B9F2.</strong> Görme yolları veya retina patolojileri nedeniyle görme dereceleri bu Listenin 1 inci maddesinin (A) diliminde olsa bile, görme alanı kaybı bir gözde 2/3 ve üstü ya da iki gözde ayrı ayrı 1/2 ve üstünde olması.</li>
	<li><strong>B9F3.</strong> Gözde veya orbitada şekil ve fonksiyon bozukluğu yapmış orbita yabancı cisimleri (görmesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olması kaydıyla).</li>
	<li><strong>B9F4. </strong>Tedaviden sonra görme kuvveti bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan bulbusun, adnekslerin ve orbitanın tümörleri ve ekzoftalmiler.</li>
	<li><strong>B9F5.</strong> Bir gözde retina dekolmanı (ameliyattan sonra dekolmanlı gözün görme derecesi 0.1 dahil olmak üzere parmak sayar derecede olması kaydıyla) ya da tedavi edilmiş ve görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olan her iki gözde retina dekolmanı.</li>
	<li><strong>B9F6.</strong> Bir gözde retina ve retina damarlarında patolojik değişikliklerle birlikte görülen retina kanaması (görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olması şartıyla ya da bilateral vakalarda görmeleri bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olsa bile).</li>
	<li><strong>B9F7.</strong> Bir veya iki gözde glokom (tedaviden sonra görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olması şartıyla veya görmesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) dilimi kadar olsa dahi her iki gözde glokom ameliyatı geçirilmiş olması ve periferik görme alanlarının 1/2 oranında daralmış olması şartıyla).</li>
	<li><strong>C9:</strong> Bu maddenin (A), (B) ve (D) dilimlerinde yer alan hastalıkların tedavi ve nekahet halleri.</li>
	<li><strong>D9F1.</strong> Görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan koroidea, retina ve görme sinirlerinin hastalık sekelleri, konjenital anomalileri, fitizis bulbi ve bir gözün ameliyatla alınmış olması.</li>
	<li><strong>D9F2.</strong> Görme yolları ve retina patolojileri nedeniyle görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (A) veya (B) diliminde olsa bile, görme alanı kayıplarının her iki gözde 2/3 ve üstünde olması.</li>
	<li><strong>D9F3.</strong> Görmesi bu Listenin 1 inci maddesinin (D) dilimi kadar olan orbitada şekil ve fonksiyon bozukluğu yapmış orbita yabancı cisimleri.</li>
	<li><strong>D9F4.</strong> Bulbusun, adnekslerin ve orbitanın tedavi ve ameliyatla iyileşmesi imkânsız kötü huylu tümörleri.</li>
	<li><strong>D9F5.</strong> Bir gözde retina dekolmanı (ameliyattan istifade etmeyen ve santral görmesi olmayan) ya da tedavi edilmiş ve görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olan her iki gözde retina dekolmanı.</li>
	<li><strong>D9F6</strong>. Her iki gözde vitreus, retina damarlarında organik ve anatomik bozukluklarla birlikte iki veya daha fazla tekrarlayan göz içi kanamaları (görme derecesi bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olsa bile).</li>
	<li><strong>D9F7.</strong> Bir veya iki gözde bu Listenin 1 inci maddesinin (B) diliminden az olan primer veya sekonder glokom ya da görmeleri bu Listenin 1 inci maddesinin (B) dilimi kadar olsa bile her iki gözde geçirilmiş glokom ameliyatı.</li>
	<li><strong>D9F8.</strong> Kişinin gece karanlığında kendisini sevk ve idare etmesine engel olacak derecede ışık hissi noksanlığı meydana getiren retina ve koroideanın herediter, organik ve tedavisi imkânsız hastalıkları (retinit pigmenter, yaygın korioretinit sekelleri ve benzeri).</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/smile-lazer-ile-femtolasik-arasindaki-farklar-156</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 05:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Smile Lazer ile FemtoLasik Arasındaki Farklar</h1>
                        <h2>Smile lazer ve Femtolasik lazer yöntemleri arasındaki farklar sık sorulan sorulardandır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/03/smile-lazer-ile-femtolasik-arasindaki-farklar-1740886440.webp">
                        <figcaption>Smile Lazer ile FemtoLasik Arasındaki Farklar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Bu yazıda, <a href="https://gozdoktor.net/smile-lazer/">SMILE lazer</a> ve <a href="https://gozdoktor.net/lasik/">FemtoLASIK</a> arasındaki temel farkları, avantaj ve dezavantajlarını detaylı bir şekilde inceleyerek, sizin için en uygun yöntemi belirlemenize yardımcı olmayı amaçlıyorum.</p>

<h3><strong>SMILE Lazer Nedir?</strong></h3>

<p>SMILE (Small Incision Lenticule Extraction), son yıllarda popülerlik kazanan, minimal invaziv bir lazer göz ameliyatı tekniğidir. Bu yöntemde, femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası (lentikül) oluşturulur. Ardından, korneanın yüzeyinde 2-4 mm'lik küçük bir kesi açılarak bu lentikül çıkarılır. Böylece, kornea şekli değiştirilerek görme kusurları düzeltilir.</p>

<h3><strong>FemtoLASIK Nedir?</strong></h3>

<p>FemtoLASIK, LASIK'in gelişmiş bir versiyonudur. Bu yöntemde de femtosaniye lazer kullanılır, ancak SMILE'dan farklı olarak, korneanın üst tabakasında ince bir kapakçık (flep) oluşturulur. Flep kaldırıldıktan sonra, excimer lazer ile kornea dokusu yeniden şekillendirilir ve flep tekrar yerine yerleştirilir.</p>

<h2><strong>SMILE ve FemtoLASIK Arasındaki Temel Farklar:</strong></h2>

<ol>
	<li><strong>Cerrahi Teknik:</strong>

	<ul>
		<li>SMILE: Korneada küçük bir kesi ile lentikül çıkarılır. Flep oluşturulmaz.</li>
		<li>FemtoLASIK: Korneada flep oluşturulur, excimer lazer ile düzeltme yapılır ve flep yerine yerleştirilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Kesi Büyüklüğü:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: 2-4 mm'lik küçük bir kesi.</li>
		<li>FemtoLASIK: Daha büyük bir flep kesisi.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Lazer Türü:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Sadece femtosaniye lazer kullanılır.</li>
		<li>FemtoLASIK: Femtosaniye ve excimer lazer kullanılır.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>İyileşme Süreci:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Genellikle daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci.</li>
		<li>FemtoLASIK: İyileşme süreci biraz daha uzun olabilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Kuru Göz Riski:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Daha düşük kuru göz riski.</li>
		<li>FemtoLASIK: Biraz daha yüksek kuru göz riski.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Kornea Stabilitesi:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Kornea stabilitesi daha yüksek.</li>
		<li>FemtoLASIK: Kornea stabilitesi biraz daha düşük olabilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Göz Kuruluğu:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Daha az göz kuruluğu görülür.</li>
		<li>FemtoLASIK: Daha fazla göz kuruluğu görülebilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Hangi Durumlarda Tercih Edilir:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: İnce korneası olanlar, kuru göz sorunu yaşayanlar ve sporcular için daha uygun olabilir.</li>
		<li>FemtoLASIK: Daha geniş bir tedavi aralığına sahip olduğu için farklı göz kusurları için tercih edilebilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Ağrı:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Ameliyat esnasında ve sonrasında daha az ağrı hissedilir.</li>
		<li>FemtoLASIK: Ameliyat esnasında ve sonrasında hafif bir rahatsızlık hissedilebilir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Komplikasyon Riski:</strong>
	<ul>
		<li>SMILE: Flep komplikasyonları riski yoktur.</li>
		<li>FemtoLASIK: Flep komplikasyonları riski bulunur.</li>
	</ul>
	</li>
</ol>

<h4><strong>Hangi Yöntem Sizin İçin Daha Uygun?</strong></h4>

<p>SMILE ve FemtoLASIK arasındaki seçim, kişisel ihtiyaçlarınıza, göz yapınıza ve doktorunuzun önerilerine bağlıdır. İşte bazı faktörler:</p>

<ul>
	<li>Göz yapınız: Kornea kalınlığınız, göz kuruluğu durumunuz ve diğer göz sağlığı faktörleri, hangi yöntemin sizin için daha uygun olduğunu belirlemede önemli rol oynar.</li>
	<li>Yaşam tarzınız: Sporcular veya aktif bir yaşam tarzına sahip olanlar için SMILE daha uygun olabilir.</li>
	<li>Kişisel tercihleriniz: İyileşme süreci, riskler ve diğer faktörler hakkında doktorunuzla konuşarak en doğru kararı verebilirsiniz.</li>
</ul>

<p>Her iki yöntem de gözlük ve kontakt lenslerden kurtulmak için etkili ve güvenli seçeneklerdir. Önemli olan, sizin için en uygun olanı belirlemektir. Bu nedenle, detaylı bir göz muayenesi ve doktorunuzla kapsamlı bir görüşme yaparak, en doğru kararı verebilirsiniz.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/marjinal-keratit-nedir-155</link>
            <category>KORNEA</category>
            <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 10:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Marjinal Keratit Nedir?</h1>
                        <h2>Marjinal keratit, gözün en ön kısmındaki saydam kornea dokusunun çevresel kısımlarının iltihaplanmasıdır. Erken tanı ve tedavi marjinal keratitte önemlidir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/02/marjinal-keratit-nedir-1740731671.webp">
                        <figcaption>Marjinal Keratit Nedir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Marjinal keratit, korneanın (gözün ön kısmındaki saydam tabaka) çevresel (marjinal) bölgesinde meydana gelen bir inflamasyon (iltihaplanma) durumudur. Kornea, gözün en dış tabakası olup, ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumak gibi hayati işlevlere sahiptir. Marjinal keratit, korneanın bu bölgesinde ülserasyon (yaralanma) veya inflamasyon oluşmasına neden olarak, gözde rahatsızlık, ağrı ve görme bozukluklarına yol açabilir.</p>

<p>Bu durum, genellikle bakteriyel enfeksiyonlar, alerjik reaksiyonlar veya bağışıklık sistemi ile ilişkili problemlerden kaynaklanır. Özellikle kontakt lens kullanıcıları, marjinal keratit açısından daha yüksek risk altındadır.</p>

<h2><strong>Marjinal Keratitin Nedenleri</strong></h2>

<p>Marjinal keratitin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabilir. Bu faktörler arasında:</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Bakteriyel Enfeksiyonlar:</strong>&nbsp;Özellikle&nbsp;<em>Staphylococcus aureus</em>&nbsp;gibi bakteriler, korneada inflamasyona neden olabilir. Bu bakteriler, göz kapaklarında veya çevresinde bulunabilir ve korneaya yayılarak marjinal keratite yol açabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Alerjik Reaksiyonlar:</strong>&nbsp;Göz alerjileri, özellikle mevsimsel alerjiler, korneada inflamasyon riskini artırabilir. Alerjik konjonktivit gibi durumlar, marjinal keratitin tetikleyicisi olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kontakt Lens Kullanımı:</strong>&nbsp;Kontakt lensler, gözde mikropların birikmesine ve enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Özellikle lenslerin hijyenik olmayan koşullarda kullanılması, marjinal keratit riskini artırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bağışıklık Sistemi Hastalıkları:</strong>&nbsp;Romatoid artrit, lupus gibi otoimmün hastalıklar, vücudun kendi dokularına saldırmasına neden olabilir. Bu durum, korneada inflamasyona yol açabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Kuruluğu:</strong>&nbsp;Gözyaşı üretiminin azalması veya gözyaşının kalitesinin bozulması, korneanın korunmasını zorlaştırır ve inflamasyon riskini artırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kimyasal Tahriş:</strong>&nbsp;Göze temas eden kimyasal maddeler, korneada tahrişe ve inflamasyona neden olabilir.</p>
	</li>
</ol>

<h3><strong>Marjinal Keratitin Belirtileri</strong></h3>

<p>Marjinal keratit, çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtiler, hastalığın şiddetine ve kişinin bağışıklık sistemine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Gözde Kızarıklık:</strong>&nbsp;Korneadaki inflamasyon, gözün beyaz kısmında belirgin bir kızarıklığa neden olur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Ağrı ve Rahatsızlık:</strong>&nbsp;Gözde batma, yanma veya kaşıntı hissi oluşabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Işığa Duyarlılık (Fotofobi):</strong>&nbsp;Parlak ışıklara bakmak zorlaşabilir ve gözlerde rahatsızlık hissedilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Yaşarması:</strong>&nbsp;İnflamasyon, gözyaşı üretimini artırarak sürekli göz yaşarmasına neden olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bulanık Görme:</strong>&nbsp;Korneadaki hasar, görme kalitesini düşürebilir ve bulanık görmeye yol açabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Kapaklarında Şişlik:</strong>&nbsp;İnflamasyon, göz kapaklarında şişlik ve hassasiyete neden olabilir.</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu belirtiler, genellikle tek gözde görülse de, bazı durumlarda her iki göz de etkilenebilir. Belirtilerin şiddeti, hastalığın ilerleme durumuna bağlı olarak değişebilir.</p>

<h3><strong>Marjinal Keratitin Teşhisi</strong></h3>

<p>Marjinal keratitin teşhisi, göz hastalıkları uzmanı (oftalmolog) tarafından yapılır. Teşhis sürecinde aşağıdaki yöntemler kullanılır:</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Klinik Muayene:</strong>&nbsp;Doktor, hastanın gözünü detaylı bir şekilde inceler. Korneadaki inflamasyon, özel aletlerle büyütülerek değerlendirilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Slit Lamba Muayenesi:</strong>&nbsp;Bu yöntemde, gözün yapıları mikroskop altında incelenir. Korneadaki hasar, ülserasyon veya inflamasyon, bu yöntemle kolayca tespit edilebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Yaşı Testi:</strong>&nbsp;Göz kuruluğu şüphesi varsa, gözyaşı üretimi ve kalitesi değerlendirilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kültür Testi:</strong>&nbsp;Enfeksiyon şüphesi durumunda, gözden alınan örnekler laboratuvar ortamında incelenerek bakteriyel veya viral etkenler tespit edilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kan Testleri:</strong>&nbsp;Altta yatan bağışıklık sistemi hastalıklarını tespit etmek için kan testleri yapılabilir.</p>
	</li>
</ol>

<h3><strong>Marjinal Keratitin Tedavisi</strong></h3>

<p>Marjinal keratitin tedavisi, hastalığın nedenine ve şiddetine bağlı olarak değişir. Tedavinin temel amacı, inflamasyonu azaltmak, enfeksiyonu kontrol altına almak ve korneadaki hasarı onarmaktır. Tedavi seçenekleri şunları içerir:</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Antibiyotik Tedavisi:</strong>&nbsp;Bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu marjinal keratit durumunda, topikal (göz damlası veya merhem) veya sistemik antibiyotikler kullanılır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Steroid Göz Damlaları:</strong>&nbsp;İnflamasyonu azaltmak için kortikosteroid içeren göz damlaları reçete edilebilir. Ancak, bu damlaların uzun süreli kullanımı, göz üzerinde yan etkilere neden olabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Suni Gözyaşı Damlaları:</strong>&nbsp;Göz kuruluğu varsa, suni gözyaşı damlaları kullanılarak korneanın nemlenmesi sağlanır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Alerji Tedavisi:</strong>&nbsp;Alerjik reaksiyonların neden olduğu marjinal keratit durumunda, antihistaminik göz damlaları veya oral ilaçlar kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bağışıklık Sistemini Düzenleyici İlaçlar:</strong>&nbsp;Otoimmün hastalıklara bağlı marjinal keratit durumunda, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Cerrahi Müdahale:</strong>&nbsp;Nadir durumlarda, korneadaki hasar çok şiddetli ise, kornea nakli (keratoplasti) gerekebilir.</p>
	</li>
</ol>

<h3><strong>Marjinal Keratitten Korunma Yolları</strong></h3>

<p>Marjinal keratit riskini azaltmak için alınabilecek bazı önlemler şunlardır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Kontakt Lens Hijyeni:</strong>&nbsp;Lenslerin temizliğine ve bakımına özen gösterilmeli, lensler belirtilen süreden daha uzun süre kullanılmamalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Alerjilerinin Kontrolü:</strong>&nbsp;Alerjik reaksiyonlara karşı önlem alınmalı ve doktorun önerdiği tedaviler uygulanmalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Göz Kuruluğunu Önleme:</strong>&nbsp;Göz kuruluğu şikayeti olanlar, düzenli olarak suni gözyaşı damlaları kullanmalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Gözleri Tahrişten Koruma:</strong>&nbsp;Kimyasal maddelerden ve tozlu ortamlardan uzak durulmalı, gözler korunmalıdır.</p>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Sonuç</strong></h3>

<p>Marjinal keratit, göz sağlığını ciddi şekilde etkileyebilen bir durumdur. Erken teşhis ve uygun tedavi, hastalığın ilerlemesini engelleyebilir ve kalıcı görme kaybını önleyebilir. Bu nedenle, gözde kızarıklık, ağrı veya görme bozukluğu gibi belirtiler fark edildiğinde, vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmak önemlidir. Ayrıca, göz sağlığını korumak için hijyen kurallarına uymak ve düzenli göz muayeneleri yaptırmak, marjinal keratit gibi hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynar.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/akilli-lens-multifokal-lens-icin-dogru-aday-misiniz-154</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 10:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Akıllı Lens (Multifokal Lens) için Doğru Aday Mısınız?</h1>
                        <h2>Halk arasında "akıllı lens" şeklinde tarif edilen "multifokal lens" ameliyatlarında uygun hasta seçimi, ameliyat sonrasında hasta mutluluğu için anahtar faktördür. Devamı için tıklayınız.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/02/akilli-lens-multifokal-lens-icin-dogru-aday-misiniz-1739433116.webp">
                        <figcaption>Akıllı Lens (Multifokal Lens) için Doğru Aday Mısınız?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Akıllı lens diye tabir edilen multifokal lensler göz cerrahisinde iki senaryoda uygulanmaktadır. Bunlardan birincisi hastanın katarakt ameliyatı geçirecek olması, diğeri ise 45 yaş sonrasında hastanın hem uzağı hem de yakını gözlüksüz net bir şekilde görmeyi talep etmesidir.&nbsp;</p>

<h2>AKILLI LENS AMELİYATLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?</h2>

<p>Akıllı lens ameliyatları herkes için uygun ameliyatlar değildir. Akıllı lens ameliyatı olacak bir hastada hekimin aşağıdaki göz sorunları konusunda hastayı titizlikle muayene etmesi gerekmektedir.</p>

<ul>
	<li>Şiddetli Göz Kuruluğu</li>
	<li>Düzensiz Astigmatizma</li>
	<li>Retina hastalıkları</li>
	<li>Göz Tansiyonu (Glokom)</li>
	<li>Daha önce geçirilmiş lazer göz operasyonları</li>
	<li>Kornea Hastalıkları</li>
</ul>

<p>Yukarıda listelenen durumlar kişiyi akıllı lens ameliyatı için elverişsiz hale getiren durumlardır. Bu durumda olan kişilerde akıllı lens operasyonu yapılması kişinin mutsuzluk ihtimalini artıran nedenlerdir.</p>

<h3>KİŞİLİK YAPISI VE AKILLI LENS</h3>

<p>"Kişilik yapısı ile ameliyatın ne ilgisi olabilir ki?" dediğinizi duyar gibiyim. Fazlaca ilgisi var. Şöyle ki; akıllı lenslerde doğal olarak "kontrast azalması" dediğimiz bir durum ortaya çıkmaktadır. Kontrast azalması akıllı lensin kendisine gelen ışığı uzak-orta-yakın mesafelere dağıtmasından kaynaklanan ışık azalmasına bağlı görme kalitesi azalması durumunu ifade etmektedir. Ancak kontrast azalması denilen durumu uygun seçilen birçok hasta ameliyattan sonra farketmemektedir. Mükemmeliyetçi yapısı olan, her halükarda uzak-orta-yakın mesafede mükemmel bir görme talep eden ve genel olarak hayatında kolay mutsuz olan kişiler akıllı lens ameliyatı için genellikle uygun aday değildirler. Bunun dışında akıllı lens ameliyatlarından sonra sokak lambaları, araba lambaları gibi ışık kaynakları etrafında uzama, yayılma, parlama gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Akıllı lens ameliyatı olacak kişilerin bu gibi makul seviyedeki durumları kabul etmeye yatkın kişiliklerden seçilmesi uygundur. Gerçekten de kolay mutlu olan kişiler ameliyat sonrasında "hem uzağı hem de yakını görüyorum, biraz ışık saçılması var, ama çok rahatsız değilim" şelinde durumlarını anlatırken mükemmeliyetçi yapıya sahip kişiler en küçük bir ışık rahatsızlığını lkendileri için bir mutsuzluk nedeni yapmaktadırlar ve ameliyat sonucundan mutlu olmayabilmektedirler.&nbsp;&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/multifokal-lensler-gozluklerden-kurtulmanin-modern-yolu-153</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 20:32:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Multifokal Lensler: Gözlüklerden Kurtulmanın Modern Yolu</h1>
                        <h2>Multifokal lensler, kişinin uzağı ve yakını net görebilmesini temin etmek amacıyla göz ameliyatı ile göz içine kalıcı bir şekilde yerleştirilen lenslerdir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/02/multifokal-lensler-gozluklerden-kurtulmanin-modern-yolu-1738691352.webp">
                        <figcaption>Multifokal Lensler: Gözlüklerden Kurtulmanın Modern Yolu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Göz sağlığı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Yaş ilerledikçe birçok kişi yakını ve uzağı net görme konusunda zorluklar yaşamaya başlar. Bu durum, genellikle <a href="https://gozdoktor.net/yakini-gorememe-presbiyopi/">presbiyopi (yaşa bağlı yakını görme bozukluğu)</a> ile ilişkilidir ve çözümü için gözlük veya <a href="https://gozdoktor.net/kontakt-lens/">kontakt lensler</a> kullanılır. Ancak, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte multifokal lensler gibi modern çözümler de geliştirilmiştir. Bu yazıda, multifokal lenslerin ne olduğu, kimler için uygun olduğu ve avantajları hakkında bilgimizi paylaşacağım.</p>

<h2><strong>Multifokal Lens Nedir?</strong></h2>

<p>Multifokal lensler, hem uzak hem de yakın görme için aynı anda odaklanmayı sağlayan özel tasarımlı lenslerdir. Genellikle katarakt ameliyatları sırasında göz içine yerleştirilen bu lensler, kişinin gözlük ihtiyacını büyük oranda ortadan kaldırmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Geleneksel tek odaklı (monofokal) lensler sadece bir mesafeye odaklanırken, multifokal lensler farklı odak noktalarına sahiptir. Böylece kişi hem uzağı hem de yakını daha net görebilir. Bazı multifokal lensler, orta mesafeyi de kapsayarak daha geniş bir görüş açısı sunar. Bu lenslere <a href="https://gozdoktor.net/trifokal-lens/">trifokal lensler</a> adı verilmektedir.</p>

<h3><strong>Multifokal Lens Kimler İçin Uygundur?</strong></h3>

<p>Multifokal lensler genellikle şu kişilere önerilir:&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Katarakt hastaları</strong>: <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-ameliyati-ne-zaman-yapilir-129">Katarakt ameliyatı</a> geçiren ve aynı zamanda gözlükten kurtulmak isteyen kişiler için multifokal göz içi lensler ideal bir çözümdür.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Presbiyopi hastaları</strong>: 40 yaş ve üzerindeki bireylerde göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi sonucu yakını görme zorluğu ortaya çıkar. Multifokal lensler, hem yakın hem de uzak görmeyi düzelterek gözlük ihtiyacını azaltır.</p>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Multifokal Lenslerin Avantajları Nelerdir?</strong></h3>

<p>Multifokal lenslerin en büyük avantajlarından biri, farklı mesafelerde net görme sağlayarak gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmasıdır. Bunun yanı sıra şu faydaları da bulunmaktadır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Çok yönlü kullanım</strong>: Hem yakın hem de uzak görüşü düzelttiği için tek bir lensle farklı mesafelerde net görme sağlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Gözlük ihtiyacını azaltır</strong>: Özellikle kitap okumak, bilgisayar kullanmak veya araç kullanmak gibi günlük aktivitelerde gözlük değiştirme zorunluluğunu ortadan kaldırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Estetik avantaj</strong>: Gözlük kullanmayı sevmeyen veya görsel olarak gözlüksüz görünmeyi tercih eden kişiler için iyi bir alternatiftir.</p>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Multifokal Lenslerin Dezavantajları Var mı?</strong></h3>

<p>Her teknolojik ürün gibi multifokal lenslerin de bazı dezavantajları olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Işık hassasiyeti</strong>: Bazı hastalar, özellikle geceleri ışık parlamaları (haleler) ve yansımalardan (glare) şikâyet edebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Herkes için uygun olmayabilir</strong>: Göz yapısı veya belirli göz hastalıkları olan kişiler için multifokal lensler uygun olmayabilir. Bu nedenle bir göz doktoruna danışmak önemlidir. Glokom (göz tansiyonu), sarı nokta hastalığı, keratokonus ve ileri kuru göz gibi birçok göz sorunu multifokal lensler açısından uygun değildir.&nbsp;&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Maliyet</strong>: Multifokal lensler, standart tek odaklı lenslere göre daha pahalıdır. Ancak uzun vadede gözlük masraflarını azalttığı için ekonomik açıdan avantajlı olabilir.</p>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Multifokal Lens Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></h3>

<p>Multifokal lens seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:</p>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Göz yapınızın uygunluğu</strong>: Multifokal lenslerin her göz yapısına uygun olmayabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle detaylı bir göz muayenesi yapılması gereklidir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Yaşam tarzı</strong>: Gözlük kullanmaktan rahatsız olan, aktif bir yaşam süren veya sık sık kitap okuyan kişiler için multifokal lensler daha uygun olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Görme beklentileri</strong>: Multifokal lensler iyil bir görüş sağlasa da herkes için aynı sonuçları vermeyebilir. Özellikle gece sürüşü yapan kişiler, ışık yansımalarına karşı duyarlı olabilir. Bu nedenle pilotlarda, uzun yol sürücülerinde uygun olmayabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Doktor tavsiyesi</strong>: Her bireyin göz yapısı farklı olduğu için mutlaka bir göz doktoruna danışılarak uygun lens seçimi yapılmalıdır.</p>
	</li>
</ol>

<p>Multifokal lensler, gözlük ihtiyacını ortadan kaldıran ve farklı mesafelerde net görüş sağlayan gelişmiş lens teknolojileridir. Özellikle katarakt ameliyatı sonrası tercih edilen multifokal göz içi lensler göz sağlığında yeni bir dönemi temsil etmektedir. Ancak her tıbbi ürün gibi multifokal lenslerin de avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/fakik-iol-nedir-152</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 19:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Fakik IOL Nedir?</h1>
                        <h2>Fakik IOL ameliyatı göz dereceleri yüksek olan ve göz yapısı ya da başka bir nedenle lazer göz operasyonu yapılamayan durumlarda ideal bir göz derecesi sıfırlama operasyonudur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2025/02/fakik-iol-nedir-1738602540.webp">
                        <figcaption>Fakik IOL Nedir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Fakik İntraoküler Lensler (Fakik IOL),</strong> yüksek dereceli miyop, hipermetrop ve astigmat gibi göz kusurlarının düzeltilmesi için göz içine yerleştirilen özel lenslerdir. Gözlük veya kontakt lenslerden bağımsız bir şekilde görmeyi sağlamak amacıyla geliştirilmiş bu teknoloji, kornea yapısına zarar vermeden uygulanabilmesi nedeniyle giderek daha popüler hale gelmiştir. Bu makalede, fakik IOL’lerin ne olduğu, nasıl çalıştığı, avantajları, dezavantajları ve uygulama süreçleri detaylı bir şekilde ele alınacaktır.</p>

<h2>Fakik IOL Nedir?</h2>

<p>Fakik İntraoküler Lensler, doğal göz merceği korunarak göz içine yerleştirilen özel yapay lenslerdir. Katarakt cerrahisinde kullanılan lenslerden farklı olarak, bu lensler doğal mercek çıkarılmadan ek bir lens olarak göz içine yerleştirilir. <strong>Fakik IOL, özellikle yüksek dereceli kırma kusurlarına sahip olan ve lazerle göz çizdirme ameliyatına uygun olmayan hastalar için önemli bir alternatif sunar.</strong></p>

<h3>Fakik IOL Nasıl Çalışır?</h3>

<p>Fakik IOL’ler, gözlük veya kontakt lenslerin yaptığı gibi ışığın retina üzerine odaklanmasını sağlayarak net görme oluşturur. Ancak, kornea yüzeyine müdahale etmeden doğrudan gözün içine yerleştirildiği için daha stabil ve uzun vadeli bir görme düzeltmesi sunar. <strong>Bu lensler genellikle iki farklı şekilde yerleştirilebilir:</strong></p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Ön Kamara Fakik IOL:</strong> Bu tür lensler, iris ile kornea arasına yerleştirilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Arka Kamara Fakik IOL:</strong> Bu lensler, iris ile doğal göz merceği arasına konumlandırılır. Arka kamara fakik lensler genellikle daha fazla tercih edilir çünkü doğal görme sürecine daha iyi uyum sağlarlar.</p>
	</li>
</ol>

<h3>Fakik IOL’ün Avantajları</h3>

<p>Fakik IOL, özellikle lazer göz ameliyatına uygun olmayan hastalar için büyük avantajlar sunar:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Yüksek Miyop ve Hipermetrop İçin Etkili Çözüm:</strong> Fakik IOL’ler, -20 dereceye kadar miyop, +10 dereceye kadar hipermetrop ve yüksek astigmatı düzeltebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kornea Yapısına Zarar Vermez:</strong> LASIK veya PRK gibi lazer ameliyatları korneayı şekillendirerek görme düzelmesi sağlarken, fakik IOL kornea dokusuna müdahale etmeden çalışır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Çıkarılabilir ve Geri Dönüşümlüdür:</strong> Lazer ameliyatlarının aksine, fakik IOL gerektiğinde çıkarılabilir veya değiştirilebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Daha Keskin Görme Kalitesi:</strong> Lazer ameliyatlarına kıyasla kontrast hassasiyetini daha iyi koruyarak gece görüşü gibi durumlarda daha net bir görüş sağlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kuru Göz Problemi Oluşturmaz:</strong> Lazer ameliyatlarından sonra sıkça karşılaşılan kuru göz sendromu, fakik IOL ile minimize edilir.</p>
	</li>
</ul>

<h3>Fakik IOL’ün Dezavantajları ve Riskleri</h3>

<p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi fakik IOL ameliyatının da bazı riskleri ve dezavantajları bulunmaktadır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Göz İçi Basınç Problemleri:</strong> Bazı hastalarda fakik IOL ameliyatı sonrasında göz içi basıncı artabilir ve <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-tansiyonu-belirtileri-ve-tedavisi-108">glokom</a> riski doğurabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong><a href="https://drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-105">Katarakt</a> Oluşumu:</strong> Nadiren, doğal göz merceğinin zamanla bulanıklaşmasına neden olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İris ve Endotel Hücrelerine Zarar Verme Riski:</strong> Özellikle ön kamara lenslerinde, gözün ön yüzeyindeki hücrelere zarar verme riski vardır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Cerrahi Sürecin Karmaşıklığı:</strong> LASIK gibi lazer ameliyatlarına kıyasla cerrahi süreç biraz daha karmaşıktır ve tecrübeli bir cerrah gerektirir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Maliyet:</strong> Fakik IOL ameliyatı, lazer ameliyatlarına kıyasla daha yüksek maliyetli olabilir.</p>
	</li>
</ul>

<h3>Fakik IOL Ameliyat Süreci</h3>

<p>Fakik IOL ameliyatı, deneyimli bir göz cerrahı tarafından gerçekleştirilmesi gereken hassas bir işlemdir. Süreç şu aşamalardan oluşur:</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Ön Muayene:</strong> Göz yapısı detaylı olarak incelenir ve hastanın ameliyata uygun olup olmadığı belirlenir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Lense Karar Verme:</strong> Hastanın göz ölçümlerine göre uygun fakik IOL seçilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Ameliyat Öncesi Hazırlık:</strong> Göz damlaları ile anestezi uygulanır ve göz steril hale getirilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Lensin Yerleştirilmesi:</strong> Göz içine küçük bir kesi açılarak lens yerleştirilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Ameliyat Sonrası Takip:</strong> İlk birkaç hafta boyunca hastanın göz sağlığı yakından takip edilir.</p>
	</li>
</ol>

<p>Ameliyat sonrası, hastalar genellikle <strong>24-48 saat içinde normal aktivitelerine dönebilirler</strong>, ancak tam iyileşme süreci birkaç hafta sürebilir.</p>

<h4>Fakik IOL Kimler İçin Uygundur?</h4>

<p>Fakik IOL, aşağıdaki durumları taşıyan hastalar için ideal bir çözümdür:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Yüksek Miyop veya Hipermetrop:</strong> LASIK veya PRK ile düzeltilemeyecek kadar yüksek kırma kusurlarına sahip hastalar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İnce Kornea:</strong> Lazer cerrahisine uygun olmayan ince kornea yapısına sahip kişiler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kuruluk Problemi Yaşayanlar:</strong> Kuru göz sendromu yaşayan ancak gözlük veya lens kullanmak istemeyen kişiler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Genç Hastalar:</strong> 21 yaşından büyük ve göz numarası sabit olan hastalar için uygundur.</p>
	</li>
</ul>

<h3>Sonuç</h3>

<p>Fakik İntraoküler Lensler, modern göz cerrahisinin sunduğu en etkili çözümlerden biri olup, yüksek dereceli kırma kusurlarını düzeltmek için güvenli ve başarılı bir yöntemdir. Kornea dokusuna zarar vermeden çalışan bu teknoloji, lazer ameliyatlarına alternatif olarak öne çıkmaktadır. Ancak, ameliyatın avantajları ve potansiyel riskleri dikkatlice değerlendirilmelidir. Uygun bir aday olup olmadığınızı belirlemek için bir göz doktoruna danışmanız önemlidir. Fakik IOL, doğru hasta için hayat değiştiren bir çözüm olabilir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/infantil-ezotropya-nedir-150</link>
            <category>GÖZ KAYMASI</category>
            <pubDate>Sun, 01 Dec 2024 22:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İnfantil Ezotropya Nedir?</h1>
                        <h2>İnfantil ezotropya, hayatın ilk 6 ayında ortaya çıkan ve gözde içe kayma ile karakterize bir göz hareket bozukluğudur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/12/infantil-ezotropya-nedir-1733163264.webp">
                        <figcaption>İnfantil Ezotropya Nedir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>İNFANTİL EZOTROPYA NEDİR? TANISI VE TEDAVİSİ</h2>

<p>"İnfantil ezotropya" bir ya da her iki gözün içe kayması ile karakterize olan bir göz hareket bozukluğudur. "İnfantil kelimesi", "bebeklik dönemi" anlamına gelir ve hayatın ilk 6 ayını ifade etmektedir. "Ezotropya" terimi ise "gözün içe kayması" demektir. Bu nedenle infantil ezotropya, genellikle hayatın ilk 6 ayında ortaya çıkan bir durumdur. İnfantil ezotropya terimi yerine bazen "konjenital ezotropya" terimi de kullanılmaktadır. Ancak konjenital kelimesi "doğuştan gelen" anlamına gelmektedir, ancak infantil ezotropyanın doğumda mevcut olması nadiren ortaya çıktığı için, infantil ezotropya terimi daha uygundur.&nbsp;</p>

<p>İnfantil ezotropyada gözde kayma genellikle devamlıdır ve kayma açısı geniştir. Bu durum genellikle (%50-90) "disosiye veritikal deviasyon" adı verilen gözde yukarı kayma ile birlikte görülür. Gözde yukarı kayma bazen göz içe bakarken daha belirgin olabilir.&nbsp;</p>

<p>Bebeklerde hayatın ilk 3 ayında oküler instabilite adı verilen gözlerde hafif kayma görülebilir, bu durum prematüre bebeklerde daha uzun da sürebilir. Bebeklik döneminin oküler instabilitesi ile infantil ezotropya farklı durumlardır. 10 haftadan sonra 40 derecenin üzerinde bir göz kaymasının kendiliğinden düzelme ihtimali zayıftır.&nbsp;</p>

<h3>İNFANTİL EZOTROPYANIN NEDENİ NEDİR?</h3>

<p>İnfantil ezotropyanın nedeni bilinmemektedir. Bu konuda farklı hipotezler mevcuttur. Bir hipoteze göre bebeğin görme sisteminde doğumsal bir hata mevcuttur ve yapılan operasyon sadece kozmetik olarak gözlerdeki kaymayı ortadan kaldırmaya yönelik yapılmaktadır. Bir başka hipoteze göre ise infantil ezotropya bebeğin göz hareketlerini sağlayan sistemdeki bir sorundan kaynaklanır ve bu bebeklerde görülen zayıf derinlik algısı sadece hareket bozukluğuna karşı bir duyusal adaptasyon mekanizmasıdır. İkinci hipoteze göre bu bebeklerde cerrahi ile kaymanın düzeltilmesi işlemi erken bebeklik döneminde yapılmalıdır. İkinci görüş daha yaygın kabul edilen görüştür.&nbsp;</p>

<p>İnfantile ezotropya bazen kalıtsal nitelik taşıyabilir, yani bir ailede bir bebekte bu rahatsızlığın olması ile başka doğacak yeni bir bebekte aynı durumun olma ihtimali toplum oranına göre daha yüksektir. Prematürite, gelişme geriliği, serebral palsi ve hidrosefali olan bebeklerde infantil ezotropya daha sıktır.&nbsp;</p>

<h3>İNFANTİL EZOTROPYADA GÖRME SEVİYESİ</h3>

<p><a href="https://gozdoktor.net/goz-tembelligi/" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Göz tembelliği (ambliopi)</a>, doğumsal ezotropyası olan bebeklerin yüzde 40-50'sinde görülür. Bu durum bebeğin objelere bakarken bir gözünü tercih etmesi ile farkına varılabilir. Bir kısım bebek "çapraz fiksasyon" adı verilen bir durum ortaya koyarlar. Sağa bakarken bebek sol gözünü, sola bakarken sağ gözünü kullanabilir, bu bebeklerde göz tembelliği ortaya çıkmaz.&nbsp;&nbsp;</p>

<h3>İNFANTİL EZOTROPYA İLE AYIRTEDİLESİ GEREKEN DURUMLAR</h3>

<p>Aşağıdaki durumların infantil ezotropyadan ayırtedilmeleri önem taşımaktadır.</p>

<ul>
	<li>Psödoezotropya: Gerçekten bir içe (buruna doğru) göz kayması olmadığı halde dışarıdan bakıldığında sanki içe kayma varmış gibi bir görüntünün algılanmasıdır. Bu durum en sık epikantus adı verilen gözün burna yakın kısmında görülen cilt kıvrımlanmasından (epikantus) kaynaklanır. Ama gerçekte gözde kayma yoktur ve müdahele gerektirmez. Yaş arttıkça bu durum kendiliğinden kaybolabilir.</li>
	<li>Duyusal Ezotropya</li>
	<li><a href="https://gundogangoz.com/6-sinir-felci-ve-tedavisi/" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Doğumsal 6. Sinir Felci</a></li>
	<li>Nistagmus Blokaj Sendromu</li>
	<li><a href="https://gozdoktor.net/duane-sendromu/" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Tip 1 Duane Sendromu</a></li>
	<li>Ciancia Sendromu</li>
	<li>Konjenital Fibrosis Sendromu</li>
	<li>Mobius Sendromu</li>
	<li>İnfantil Miyasthenia Gravis</li>
</ul>

<h3>TEDAVİ</h3>

<p>İnfantil ezotropyada göz tembelliğinin cerrahi tedavi ile ilişkisi konusu tartışmalıdır. Bazı cerrahlar ameliyat öncesinde göz tembelliğini tedavi ederler. Bundaki amaç ameliyat sonrasında gözlerin normal hizada olmalarını kolaylaştırmak amacıyşa bebeğin yeteri kadar bir görme keskinliğine sahip olmalarını temin etmektir. Ancak, hafif ve orta seviyede göz tembelliği olan bebeklerde operasyon sonrasında gözlerin hizada olmaları ile cerrahi öncesinde göz tembelliği tedavisi olan bebeklerdeki oranlar ile aynı seviyede bulunmuştur. Bazı bebeklerde cerrahi ile kaymanın düzeltilmesi tembellik üzerinde olumlu etkiye sahiptir.&nbsp;</p>

<p>Bazı çalışmalar erken dönemde ameliyat yapılmasının görsel fonksiyon üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Amerikada genellikle 2 yaş öncesinde cerrahi yapılmaktadır, hatta 6 aydan önce ameliyat yapılmasının daha etkili olduğu da ileri sürülmektedir. Ancak 6 aydan daha erken dönemde cerrahi yapılması teknik olarak daha zordur. Ailelerin tedaviden amacın gözlerin hizalanması ve mümkün olan en iyi görme seviyesini yakalama olduğunu bilmeleri önem arzetmektedir. Bazen gözlerin tam hizalanmaları için birden fazla ameliyat gerekebilmektedir.&nbsp;</p>

<h4>HASTALIĞIN SEYRİ (PROGNOZ)</h4>

<p>Tedavi edilmeyen çocuklarda her iki gözde ayrı ayrı iyi görme keskinliği ortaya çıkabilir, ancak tam bir binoküler görme ortaya çıkmayacaktır. Bu da iyi bir derinlik algısının olmaması amlamına gelmektedir. Göz tembelliği görme keskinliğini düşürebilir. Erken dönemde ameliyat ile gözlerde daha iyi bir hizalanma ve daha iyi bir derinlik algısı elde etmek mümkündür. Bu bebeklerde ikinci bir cerrahiye ihtiyaç duyulması oranları %15-20 arasındadır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/msu-goz-dereceleri-149</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Wed, 27 Nov 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>MSÜ Göz Dereceleri</h1>
                        <h2>Bu yazıda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, MSÜ göz dereceleri ve göz şartları konusunda bilgi vermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/11/msu-goz-dereceleri-1732700672.webp">
                        <figcaption>MSÜ Göz Dereceleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>TSK Sağlık yeteneği Yönetmeliği'nin 5. Bölümü, Madde 35'de Askeri Öğrenci adaylarının sağlık nitelikleri açıklanmıştır. <strong>"Öğrenci adayları, tam sağlam olmalı ve bunlarda diskromatopsi bulunmamalıdır....." </strong>Buna göre öğrenci adaylarında renk körlüğü bulunmamalı ve diğer sağlık nitelikleri açısından tam sağlam olmaları gerekmektedir.</p>

<p>Bunun tek istisnası ise 36. madde 2. fıkrada açıklanmaktadır. Bu maddede "<strong>Tashihle her bir gözde görmeleri tam olmak şartıyla, her bir gözde 1.00 (bir dâhil) diyoptriye kadar olan miyopi, hipermetropi ile 1.00 (bir dâhil) diyoptriyi geçmeyen astigmatizmalar öğrenciliğe engel değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına eğitim görülen&nbsp;diğer fakültelere ve Milli Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksekokuluna alınacak öğrenci adaylarında düzeltme ile her iki gözde görmeler ayrı ayrı tam olmak şartıyla 3 diyoptriye (3 dâhil) kadar miyopi ve hipermetropi ile 90 derecelik iki eksen arasındaki kırılma kusuru farkı 3 diyoptriyi geçmeyen astigmatizmalar öğrenci adaylığına engel değildir." </strong>ifadeleri yer almaktadır.</p>

<p>Buna göre 1.00 dereceye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar harp okulları için askeri öğrencili olmaya engel değildir. Harp okulları dışında olan&nbsp;Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına eğitim görülen&nbsp;diğer fakültelere ve Milli Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksekokuluna alınacak öğrenci adaylarında 3.00 dereceye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizma kabul edilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Yukarıdaki durumların dışında kalan her türlü göz sorunu Milli Savunma Üniversitesi adaylarında göz şartları açısından engel teşkil etmektedir. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Göz kapak düşüklüğü, göz kapak şekil bozukluğu, göz yüzeyindeki yapışıklıklar engeldir. (A2F2, A2F3, A2F4)</strong></li>
	<li><strong>Kornea, göz yüzeyi ve göz kapaklarında iz bırakarak iyileşmiş hastalıklar&nbsp;(keratokonus ve diğer kornea hastalıkları) engeldir. (A3F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözyaşı kanalı ile ilgili sorunlar engeldir. (A4F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözde kayma, şaşılık ve nistagmus adı verilen gözde istemsiz ve anormal hareketler engeldir. (A5F1, A5F2, A5F3)</strong></li>
	<li><strong>Kornea sorunlar, kornea ameliyatı geçirmiş olmak, vitreus ameliyatı geçirmiş olmak (A6F1, A6F2, A6F3)</strong></li>
	<li><strong>Göz derecesi 1.00'in üzerinde olan göz kusurları engeldir. (A7F1, A7F2, A7F3, A7F4)</strong></li>
	<li><strong>Renk körlüğü engeldir. (A8F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözün arka kısmını ilgilendiren retina, vitreus ve koroidin tüm sorunları engeldir. (A9F1, A9F2, A9F3, A9F4, A9F5, A9F6, A9F7)</strong></li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/polislik-goz-sartlari-148</link>
            <category>ASKER-POLİS GÖZ ŞARTLARI</category>
            <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 23:08:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Polislik Göz Şartları</h1>
                        <h2>Polislik Göz Şartları (PMYO, POMEM) ve polislik göz dereceleri konusunda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan bilgi vermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/11/polislik-goz-sartlari-1732653093.webp">
                        <figcaption>Polislik Göz Şartları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Polislik göz dereceleri, polislik göz şartları bizlere en sık sorulan soruların başında gelmektedir. <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/01/20180103-1-1.pdf" rel="noreferrer noopener" target="_blank">Emniyet Teşkilatına Alınacak Öğrenciler ve Memurlar Hakkında Düzenlenecek Sağlık Kurulu Raporu</a>&nbsp;yönetmeliğinde polis olabilmek için gerekli göz sağlığı şartları aşağıdaki şekilde anlatılmıştır. MYO (POMEM) göz şartlarını kısaca aşağıdaki şekilde toparlayabiliriz.&nbsp;</p>

<h2>POLİSLİK GÖZ DERECELERİ</h2>

<ol>
	<li><strong>Görme her iki gözde ayrı ayrı miyoplarda; (sferik + silendirik) -2 diyoptriyi, hipermetroplarda + 1 diyoptriyi geçemez.</strong> Mikst astigmatlarda transpozisyon sonrası değerlere göre işlem yapılır. <strong>Düzeltmeden sonra her iki gözün görme güçleri toplamı en az 20’de 16 olmak zorundadır. </strong>Düzeltmeden sonra gözlerden birinin görme gücü en az 10’da 7 olabilir, ancak bu durumda diğer gözün görme gücü düzeltmeden sonra 10’da 10 (tam) olmak zorundadır. Buna göre bir gözde 0.8 görme seviyesine sahip bir kişide diğer gözde en az 0.8 görme seviyesi olmalıdır. Bir gözde 0.9 görme keskinliği olan bir başka kişi de ise en az 0.8 görme seviyesi olmalıdır. Çünkü bir gözde 0.7 görme seviyesine sahip olunduğunda diğer gözün en az 1.0 seviyesinde görme seviyesine sahip olması gerektiği yönetmelikte özellikle vurgulanmıştır.&nbsp;</li>
	<li><strong>Muayeneye kesinlikle kontakt lens kullanmadan gidilmelidir. Bu durum yönetmelikte açıkça belirtilmiştir.</strong></li>
	<li><strong>Aşağıdaki göz rahatsızlıkları olan kişiler PMYO göz şartları açısından polis olmaya elverişli değildirler.</strong>
	<ul>
		<li><!-- wp:list --><!-- wp:list-item -->Kısmi veya total diskromatopsi (renk körlüğü),</li>
		<li>Retinitis pigmentoza (tavuk karası) ve diğer retina distrofileri,</li>
		<li>Şaşılık, göz kapağı düşüklüğü, göz kaslarında ve sinirlerinde fonksiyon kaybı, nistagmus,</li>
		<li>Katarakt ve katarakt cerrahisi, psödofaki,</li>
		<li>Reaksiyon göstermeyen, göz, göz ekleri ve orbita içi yabancı cisimler,</li>
		<li>Keratokonus, glokom, retina patolojileri,</li>
		<li>Üveit, korioretinit gibi göz ve göz eklerinin kronik enfeksiyonları<!-- /wp:list-item --><!-- /wp:list --></li>
	</ul>
	</li>
	<li>Lazer göz operasyonu olmak polis olmaya engel teşkil etmez.&nbsp;</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/sozlesmeli-subayastsubay-goz-dereceleri-ve-goz-sartlari-147</link>
            <category>ASKER-POLİS GÖZ ŞARTLARI</category>
            <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 16:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sözleşmeli Subay/Astsubay Göz Dereceleri ve Göz Şartları</h1>
                        <h2>Bu yazıda Sözleşmeli Subay/Astsubay Göz Şartları Konusunda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan bilgi vermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/11/sozlesmeli-subayastsubay-goz-dereceleri-ve-goz-sartlari-1732628543.webp">
                        <figcaption>Sözleşmeli Subay/Astsubay Göz Dereceleri ve Göz Şartları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>"Sözleşmeli subay/astsubay olmak için göz derecesi kaç derece olmalıdır" sorusu bizlere en sık sorulan sorulardandır. Sizler için kısaca özetleyelim.</p>

<h2>SÖZLEŞMELİ SUBAY/ASTSUBAY GÖZ DERECELERİ</h2>

<p>TSK Sağlık yeteneği Yönetmeliği 71. madde Dış Kaynaktan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Alımı kriterlerini belirlemektedir. <strong>Madde 71, 2. fıkrada</strong> <strong>"....Adaylarda, diskromatopsi bulunmamalı, görmeleri her iki gözde ayrı ayrı tashihli veya tashihsiz tam olmalı, ....." </strong>ifadeleri mevcuttur. Yani sözleşmeli subay adaylarında renk körlüğü olmamalı ve gözlük kullanılıyorsa her iki gözde gözlükle ya da kontakt lenslerle görme keskinliğinin tam olması gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p>Peki sözleşmeli subay/astsubay göz dereceleri açısından durum nedir?&nbsp;</p>

<p>71. madde 3. fıkrada göz dereceleri açısından kriter şu şekilde verilmektedir. <strong>"İkinci fıkradaki şartları taşıması koşuluyla; Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinin “(1) Numaralı Subay ve Astsubay Adayları Değerlendirme Sütunu”ndaki karşılığı (+) artı işareti olanlar ile düzeltmeyle her iki gözde görmeler ayrı ayrı tam olmak şartıyla her bir gözde 1.00 (bir dâhil) diyoptriye kadar olan miyopi, hipermetropi ile 1.00 (bir dâhil) diyoptriyi geçmeyen astigmatizması olan adaylar hakkında “Muvazzaf/Sözleşmeli Subay veya Astsubay Olur” kararı verilir. Söz konusu Çizelgenin “(2) Numaralı Subay ve Astsubay Adayları Değerlendirme Sütunu”ndaki karşılığı (+) artı olanlar hakkında “Muvazzaf/Sözleşmeli Subay veya Astsubay Olur” kararı verilir. Subay ve astsubay adaylarından söz konusu Çizelgenin ilgili sütunundaki karşılığı (A) diliminde (-) eksi işareti olanlar ile Hastalıklar Listesinin (B) ve (D) dilimlerinde olanlar hakkında “Muvazzaf/Sözleşmeli Subay veya Astsubay Olamaz” kararı verilir."</strong></p>

<p><strong>Yukarıdaki ifadeden özetle anlaşılan şudur.</strong></p>

<ol>
	<li>TSK'da <strong>Muharip Sınıflarda</strong> (Piyade, Tank, Top, İstihkam, Muhabere, İstihbarat, Kara Havacılık, Pilot, Güverte, Makine, Deniz Piyade, Deniz İstihkam, vb) Subay/Astsubay adaylarında göz derecesi miyop, hipermetrop ve astigmatlarda maksimum 1 derece olmalıdır.</li>
	<li><strong>Yardımcı Sınıflarda</strong> (Tabip, Veteriner, Öğretmen, Sağlık teksnisyeni, Tekniker, Mühendis, Maliye, Personel, Askeri hakim, Bando, İkmal, vb) ise a dilimi refraksiyon kusurları kabul edilmektedir. Yani aşağıdaki göz dereceleri yardımcı sınıflar için kabul edilebilir sınırlardır.&nbsp;
	<ul>
		<li>Bir veya iki gözde 7 diyoptri (7 diyoptri hariç)’ye kadar olan miyopi ve hipermetropi</li>
		<li>Bir veya her iki gözde 7 diyoptri (7 diyoptri hariç)’ye kadar olan astigmatizmalar.</li>
		<li>Her iki gözün refraksiyon değerlerinin sferik eşdeğerleri farkı 6 diyoptri (6 diyoptri dahil)’ye kadar olan miyopi, 4 diyoptri (4 diyoptri dahil)’ye kadar olan hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
		<li>Her iki göz refraksiyon kusuru toplamı 14 diyoptri (14 diyoptri hariç)’ye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar.</li>
	</ul>
	</li>
</ol>

<p>Yukarıda bahsettiğimiz göz dereceleri dışında ise <strong>göz kapakları, kornea, lens, retina kısımlarını etkileyen herhangi bir durumda muvazzaf ya da sözleşmeli subay/astsubaylığa elverişlilik yoktur. Benzer şekilde göz kapak düşüklüğü ve gözde kaymalar da engel teşkil etmektedir.&nbsp;</strong></p>

<p>Aşağıdaki çizelgede muvazzaf/sözleşmeli subay/astsubay adaylarının göz hastalıkları açısından durumunu belirtir yönetmelik çizelgesi mevcuttur.</p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/personel-aday-%C3%A7izelgesi.jpg" style="height:641px; width:800px" /></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/uzman-erbas-goz-dereceleri-ve-goz-sartlari-146</link>
            <category>ASKER-POLİS GÖZ ŞARTLARI</category>
            <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Uzman Erbaş Göz Dereceleri ve Göz Şartları</h1>
                        <h2>Bu makalede Uzman Erbaş Göz Dereceleri ve Uzman Erbaş Göz Şartları konusunda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan bilgi vermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/11/uzman-erbas-goz-dereceleri-ve-goz-sartlari-1732617432.webp">
                        <figcaption>Uzman Erbaş Göz Dereceleri ve Göz Şartları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Uzman erbaş göz dereceleri konusu bizlere en sık sorulan sorulardandır. Bu yazıda uzman erbaş göz şartlarını bulacaksınız.&nbsp;</p>

<h2>UZMAN ERBAŞ GÖZ DERECELERİ VE GÖZ ŞARTLARI</h2>

<p>TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 23. madde 2. fıkrasında uzman erbaş için gerekli göz derecesi şartı aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>"Uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er adaylarında kronikleşebilecek ya da zamanla artabilecek nitelikte bir hastalık ve diskromatopsi bulunmamalı, görmeleri her iki gözde ayrı ayrı tashihli veya tashihsiz tam olmalı ve bunlar ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlam olmalıdır."</strong></p>

<p>Yukarıdaki ifadeden de anlaşılacağı gibi sözleşmeli uzman erbaş adaylarında ilerleyici bir göz hastalığı olmamalı, renk körlüğü olmamalı ve gözlükle ya da kontakt lensle bile olsa her iki gözde görme seviyesi ayrı ayrı tam seviyesinde olmalıdır.&nbsp;</p>

<p>TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 23. madde ve 3. fıkrasında ise aşağıdaki ifadeler mevcuttur.&nbsp;</p>

<p><strong>"İkinci fıkradaki şartları taşıması koşuluyla; tanzim edilen raporlarda sağlam olanlar ile tespit edilen hastalığı Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinin “Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Erbaş/Er Adayları Değerlendirme Sütunu”ndaki karşılığı (+) artı işareti olanlar ile tashihle her bir gözde görmeleri tam olmak şartıyla, her bir gözde 1.00 (bir dâhil) diyoptriye kadar olan miyopi, hipermetropi ile 1.00 (bir dâhil) diyoptriyi geçmeyen astigmatizması [Örnek 1) -1.00 (-1.00x90) olabilir. Örnek 2) +1.00 (-1.25x180) olamaz. Örnek 3) -1.25x90 olamaz. (Mikst astigmatlarda mutlak değer göz önünde bulundurulur.)] olan adaylar hakkında “Uzman Erbaş veya Sözleşmeli Erbaş/Er Olur” kararı verilir. Söz konusu Çizelgenin “Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Erbaş/Er Adayları Değerlendirme Sütunu”ndaki karşılığı (A) diliminde (-) eksi işareti olanlar ile Hastalıklar Listesinin (B) ve (D) dilimlerinde olanlar hakkında “Uzman Erbaş veya Sözleşmeli Erbaş/Er Olamaz” kararı verilir. [Örnek 1) -1.00(-1.00x90) olur. Örnek 2) +1.00 (-1.25x180) olamaz. Örnek 3) -1.25x90 olamaz.] ifadeleri geçmektedir.&nbsp;</strong></p>

<p>Yukarıdaki ifadeden de anlaşılacağı gibi 1 dereceye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalar engel teşkil etmez. Ancak 1.25 ve üzeri dereceler engeldir.&nbsp;</p>

<p>Göz dereceleri dışındaki herhangi bir göz sağlık sorununun engel olup olmadığına karar vermek içinse&nbsp;<strong>Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesine </strong>bakmak gerekmektedir. Bu listeye bakıldığında ise aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Göz kapak düşüklüğü, göz kapak şekil bozukluğu, göz yüzeyindeki yapışıklıklar engeldir. (A2F2, A2F3, A2F4)</strong></li>
	<li><strong>Kornea, göz yüzeyi ve göz kapaklarında iz bırakarak iyileşmiş hastalıklar&nbsp;(keratokonus ve diğer kornea hastalıkları) engeldir. (A3F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözyaşı kanalı ile ilgili sorunlar engeldir. (A4F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözde kayma, şaşılık ve nistagmus adı verilen gözde istemsiz ve anormal hareketler engeldir. (A5F1, A5F2, A5F3)</strong></li>
	<li><strong>Kornea sorunlar, kornea ameliyatı geçirmiş olmak, vitreus ameliyatı geçirmiş olmak (A6F1, A6F2, A6F3)</strong></li>
	<li><strong>Göz derecesi 1'in üzerinde olan göz kusurları engeldir. (A7F1, A7F2, A7F3, A7F4)</strong></li>
	<li><strong>Renk körlüğü engeldir. (A8F1)</strong></li>
	<li><strong>Gözün arka kısmını ilgilendiren retina, vitreus ve koroidin tüm sorunları engeldir. (A9F1, A9F2, A9F3, A9F4, A9F5, A9F6, A9F7)</strong></li>
</ol>

<p>Aşağıdaki çizelgede uzman erbaş adaylarının göz hastalıkları açısından durumunu belirtir yönetmelik çizelgesi mevcuttur.</p>

<p><img alt="" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/personel-aday-%C3%A7izelgesi.jpg" style="height:641px; width:800px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-tansiyonu-tanisinda-kontakt-lens-gelistirilmesine-yonelik-bilimsel-calisma-144</link>
            <category>GLOKOM</category>
            <pubDate>Mon, 07 Oct 2024 12:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz Tansiyonu Tanısında Kontakt Lens Geliştirilmesine Yönelik Bilimsel Çalışma</h1>
                        <h2>Glokom (göz tansiyonu) dünya genelinde 70 milyon insanı etkilemektedir ve tedavi edilmediğinde geri dönüşümsüz görme kaybına neden olmaktadır. Ancak glokomu olan kişilerin yarısı bu göz tansiyonları olduğunun farkında değildir. Bu yazıda araştırmacıların glokom tanısında kontakt lens geliştirmeleri ile ilgili bir bilimsel çalışma ele alınacaktır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/10/goz-tansiyonu-tanisinda-kontakt-lens-gelistirilmesine-yonelik-bilimsel-calisma-1728296568.webp">
                        <figcaption>Göz Tansiyonu Tanısında Kontakt Lens Geliştirilmesine Yönelik Bilimsel Çalışma</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Glokom bir zaman sürecinde yavaşça ortaya çıkan bir hastalık olduğundan genellikle rutin muayeneler esnasında tespit edilmektedir. Üzücü nokta şudur ki tespit edilene kadar genellikle kalıcı bir görme kaybına da yol açmış olmaktadır. Ancak bu durum yakın gelecekte değişebilir, çünkü İngiltere ve Türkiye'den akademisyenler göz içi basıncındaki değişimleri anlık olarak tespit edebilen bir kontakt lens üretmişlerdir.&nbsp;</p>

<p>Göz tansiyonu hastalığı (glokom) göz içi basıncını oluşturan ve gözün ön kısmındaki boşlukta bulunan sıvının göz dışına yeteri kadar çıkamaması sonucunda göz içi basıncını (GİB) artırması ve sonuçta da bu artan basıncın görme siniri üzerinde baskı oluşturarak sinirlere hasar vermesi ile ortaya çıkmaktadır. Üretilen kontakt lens üzerinde mevcut olan mikrosensörler bir zaman aralığında göz içi basıncını tespit ederek kablosuz olarak göz doktoruna bildirebilme yeteneğine sahiptir.&nbsp;</p>

<p>Bu bilimsel çalışma Türk akademisyenler tarafından gerçekleştirilmiş ve "Contact Lens and Anterior Eye" dergisinde yayınlanmıştır. Bu ilk çalışmada 6 denek üzerinde deneme yapılmıştır. İlk yapılan bu çalışmadan sonra araştırmacılar daha büyük bir grup üzerinde bu çalışmayı tekrarlayacaklar. Başarılı olduğu takdirde bu lensler ticari olarak sunulmaya başlayacaktır.</p>

<p>Geleneksel olarak göz tansiyonu göz muayenesi esnasında tespit edilmektedir. Bu durumun glokomun tespitinde bazı handikapları mevcuttur. Göz tansiyonu 24 saatlik gün içinde büyük miktarlarda değişebilmektedir. Eğer göz muayenesi ile tespit edilen göz tansiyonunda şüpheli bulgular elde edilirse hasta kliniğe yatırılıp 24 saatlik göz içi basıncı ölçümü gerekebilmektedir. Hastanın gece kaldırılıp göz tansiyonunun ölçülmesi gerekmektedir. Bu da ölçümlerin daha az doğru olmasına ve maliyete neden olmaktadır. Kontakt lens ile yapılan ölçümlerde belirli bir zaman diliminde göz içi basıncındaki değişiklikler anlık ve seri olarak tespit edilebileceğinden ve göz doktoruna daha fazla ölçüm gönderildiğinden glokom tanısını kolaylaştıracaktır.&nbsp;</p>

<p>Bu çalışma göz içi basıncının ölçülmesi amacıyla geliştirilen ilk kontakt lens çalışması değildir. Ancak daha önceki çalışmalarda kullanılan kontakt lensler kişiyi rahatsız ettiğinden kullanılmaları pratikte mümkün olmamış ve klinik kullanıma girmemiştir. Bu çalışmada üretine kontakt lens kullanıcılar tarafından daha iyi tolere edilmiştir ve klinik kullanıma girmesi daha kolay olacaktır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-beni-143</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Thu, 19 Sep 2024 12:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz Beni</h1>
                        <h2>Göz beni, göz yüzeyi üzerinde ya da göz içinde ortaya çıkan renkli kitlelerdir. Genellikle zararsız olmakla birlikte takip edilmeleri uygundur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/09/goz-beni-1726774843.webp">
                        <figcaption>Göz Beni</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>GÖZ BENİ</h2>

<p>"Göz beni" ciltte görülen benlere benzer şekilde göz yüzeyinde ya da gözün iç dokularında ortaya çıkan benlerdir. "Ben" kelimesi tıbbi olarak "nevüs" kelimesi ile ifade edilmektedir. Genellikle ciltte olmak üzere vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan pigmente (renkli) ve iyi huylu kitlelere nevüs adı verilmektedir. Konjunktival nevüsler ise gözün yüzeyindeki konjunktiva zarındaki benleri ya da nevüsleri anlatan bir terimdir.</p>

<h3>KONJUNKTİVAL NEVÜS</h3>

<p>Konjuntiva nevüsleri gözün dış kısmında bulunan saydam konjunktiva dokusunda ortaya çıkan ve rengi kahverengiden açık sarıya kadar uzanan pigmente iyi huylu kitlelerdir. Genellikle konjunktiva yüzeyinden kabarık olmazlar. Renkleri zamanla koyulaşabilir ya da açık hale gelebilir.&nbsp;</p>

<p>Konjunktivada ortaya çıkan göz beni cerrahi bir operasyonla çıkarılabilmektedir. Kişiyi rahatsız etmiyorsa düzenli fotoğraflarla takip edilebilirler. Nevüsler büyüdüklerinde cerrahi olarak çıkarılıp patolojik incelemeye tabii tutulabilimektedir. Çok nadir olrak konjunktiva nevüsleri kötü huylu dönüşüm gösterebilir ancak bu oran %1'in altındadır.&nbsp;</p>

<h3>İRİS NEVÜSLERİ</h3>

<p>İris nevüsleri gözün iç kısmında bulunan ve göze rengini veren iris dokusunda ortaya çıkan nevüslerdir. Genellikle zararsızdır. Göz iç kısmında farklı renkli bölgeler olarak dışarıdan farkedilmeleri mümkündür. Takip edilmeleri gerekmektedir. Cerrahi gerektirme durumu çok nadiren ortaya çıkmaktadır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/gozde-lens-kaymasi-mercek-kaymasi-142</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 20:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gözde Lens Kayması (Mercek Kayması)</h1>
                        <h2>Lens kayması gözün içerisinde bulunan doğal ya da ameliyatla yerleştirilmiş yapay lensin bulunması gereken bölgeden kaymasını ifade etmektedir. Lens kaymasının nedenleri ve tedavisi üzerinde durulacaktır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/09/gozde-lens-kaymasi-mercek-kaymasi-1725735427.webp">
                        <figcaption>Gözde Lens Kayması (Mercek Kayması)</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>LENS KAYMASI NEDİR?</h2>

<p>Lens gözümüzün iç kısmında bulunan ışık kırıcı bir organdır. Doğuştan herkeste gözün iç kısmında doğal bir lens bulunmaktadır. Bu lensin görevi iışığı kırarak gözün arka kısmında bulunan retina üzerine odaklamaktır.</p>

<p>"Lens kayması" ya da "mercek kayması" ifadesi kullanıldığında iki farklı durumdan biri söz konusudur. Yerinden kayan lens "doğal lens" ya da "yapay lens" olabilmektedir. Yapay lensler ameliyatla göz içine yerleştirilen lenslerdir. Doğal lens, <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-105" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">katarakt</a> nedeniyle ya da başka herhangi bir nedenle gözün dışına alınarak yerine yapay lensler yerleştirilebilmektedir. <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/goz-ici-mercek-kaymasi-133" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Yapay lenslerin kayması </a>bu yazının konusu değildir. Bu yazıda göz içinde doğuştan gelen doğal lensin kayması konusu incelenecektir.</p>

<h3>DOĞAL LENSİN GÖZ İÇİNDEKİ YERİ</h3>

<p>Göz içindeki doğal lens aşağıdaki şematik resimde görünmektedir. Doğal lens göze rengini veren iris arkasında merkezi bir konumda bulunur ve zonüler lifler adı verilen bir takım iplikçiklerle yerinde tutulmaktadır.&nbsp;</p>

<p><img alt="Gözün Yapısı ve Göz Anatomisi" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/Gozun-Yapisi-ve-Goz-Anatomisi.jpg" style="height:800px; width:800px" /></p>

<h3>LENS KAYMASI NEDENLERİ</h3>

<p>Göz içindeki doğal lensin kayma nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz.</p>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Travma</strong>. Göze gelen darbeler göz içindeki doğal lensi yerinde tutan zonüler liflere hasar vererek lensin yerinden kaymasına neden olabilir. En sık nedendir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Homosistinüri</strong>. Doğuştan gelen genetik kökenli bir hastalıktır. Bu hastalık&nbsp;bazı aminoasitlerin (sistein) üretilmesindeki sorunlardan kaynaklanır. Bu nedenle bu aminoasitin&nbsp;yoğun bulunduğu zonüler lifler daha kırılgandır ve bu da lensin gözde&nbsp;genellikle aşağı doğru&nbsp;kaymasına neden&nbsp;olmaktadır. Homosistinüri olan hastalarda ayrıca mental retardasyon (zeka geriliği), kemik erimesi, epilepsi ve damar tıkanıklığı sorunları da sıklıkla gözlemlenmektedir. Bu hastalar genellikle uzun ve incedirler. Homosistinürisi olan hastaların bebeklik çağında % 30'unda, 15 yaşına kadar ise %80'inde lens kayması görülmektedir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Marfan Sendromu</strong>. Bu sendromda da hastalar homosistinüride olduğu gibi uzun ve incedirler. Ancak lens kayması gözde genellikle yukarı yönde olmaktadır. Homosistinüride sorun genellikle zonül hasarı ve buna bağlı zonül defektidir, muayenede zonüler liflerin olduğu bölgede bu lifler görülmez. Ancak Marfan sendromunda zonüler lifler muayenede görünürler ve gergindirler. Marfan sendromlu klişilerin %50-80'inde "mercek kayması" sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sendromda lens kayması dışında "mikrosferofaki" adı verilen küçük ve yuvarlak bir lens te olabilir. Normalde lens elips şeklindedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Ektopia Lentis et Pupilla</strong>. Bu durum çok nadir görülen bir sendromdur. Göz bebeği (pupilla) merkezi bir konuda değildir ve lens kaymıştır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Aniridi.</strong> İris yokluğudur. Doğuştan gelmektedir. Bu kişilerde de mercek kayması sorunu ortaya çıkabilmektedir.</p>
	</li>
</ol>

<h3>MERCEK KAYMASI TEDAVİSİ</h3>

<p>Lens kayması durumunda tedavi hastanın mevcut göz durumuna ve nedene bağlı olarak yapılmaktadır. Eğer mercek kayması çok belirgin değil ise ve görmeyi çok etkilemiyorsa takip edilebilir. Ama görmeyi etkileyecek derecede kayma var ise tedavi genellikle merceğin ameliyatla alınması ve yerine yapay merceklerin yerleştirilmesidir. Bu amaçla standart yapay lensler yerine iris kıskaçlı lensler ya da dikişli lensler kullanılabilmektedir.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/en-iyi-lazer-goz-ameliyati-yontemi-hangisidir-141</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Fri, 23 Aug 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>En İyi Lazer Göz Ameliyatı Yöntemi Hangisidir?</h1>
                        <h2>"En iyi lazer göz ameliyatı yöntemi hangisidir?" sorusu bizlere en sık sorulan sorulardandır. Bu sorunun cevabını bu yazıda bulacaksınız.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/en-iyi-lazer-goz-ameliyati-yontemi-hangisidir-1724658916.webp">
                        <figcaption>En İyi Lazer Göz Ameliyatı Yöntemi Hangisidir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>"En iyi lazer göz ameliyatı yöntemi hangisidir?" </strong>sorusu bizlere en sık sorulan sorulardandır. Bu soruya kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Burada önemli olan "en iyi" ifadesinden kastedeilen şeyin ne olduğudur. Bu aoruya verilecek en iyi cevap şudur. <strong>"En iyi lazer göz ameliyatı yöntemi gözünüze en uygun olan yöntemdir."</strong> Ancak bu ifadenin de muğlak olduğunun farkındayım. Şöyle anlatayım.</p>

<p><a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/lazer-goz-ameliyati-104" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Lazer göz ameliyatına</a> karar verirken hastanın yaşı, göz derecesinin yüksekliği, astigmat olup olmadığı, gözün kornea tabakasının kalınlığı ve kırıcılık haritası ile lazer göz ameliyatından hastanın beklentisi önemlidir. Öncelik kişinin göz sağlığıdır. Lazer göz ameliyatının bazı limitleri vardır. Bu limitlere uyulması zorunludur. Limitlere uyulmadan yapılacak bir lazer göz ameliyatı ilerleyen dönemde kişinin göz sağlığının olumsuz etkileyebilir. Ancak limitlere uyulduğunda "lazer göz ameliyatının sonuçları mükemmeldir" denilebilir ve hasta memnuniyeti de üst sınırlardadır.&nbsp;</p>

<h3><strong>KORNEA SAĞLAMLIĞI AÇISINDAN EN İYİ LAZER GÖZ AMELİYATI HANGİSİDİR?</strong></h3>

<p>Lazer göz ameliyatını iki başlık altında inceleyebiliriz. Yüzeyel yöntemler ve derin yöntemler. Yüzeyel lazer yöntemlerinde lazer korneanın yüzeyel tabakalarına uygulanır. Bu yöntemler PRK ve Trans-PRK (No-Touch Lazer) yöntemleridir. Yüzeyel yöntemlerde lazer sonrasında 2-3 gün süren gözde batma, sulanma ve yanma gibi şikayetler olur. 2-3 gün sonra bu şikayetler azalır. Kişinin görmesi bir dereceye kadar bulanık olur, bulanıklık günler içinde azalarak kişinin görme seviyesi yavaş yavaş maksimuma çıkar. Yüzeyel yöntemlerin avantajı korneanın sağlamlığını daha iyi korumasıdır. Ancak maksimum görme seviyesine ulaşma derin yöntemlere göre biraz daha uzundur ve 2-3 gün hastayı biraz rahatsız eder. Eğer "korneanın sağlamlığı açısından en iyi lazer göz yöntemi hangisidir?" sorusu soruluyorsa bunun cevabı "PRK ve No Touch Lazer yöntemleridir" diyebiliriz.&nbsp;</p>

<h3><strong>HASTA KONFORU AÇISINDAN EN İYİ LAZER GÖZ AMELİYATI HANGİSİDİR?</strong></h3>

<p>Derin lazer yöntemleri olan LASIK ve <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/smile-lazer-mitler-ve-gercekler-136" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Smile lazer</a> yöntemlerinde lazer korneanın derin tabakalarına uygulanır. Yüzeyel tabakalara lazer uygulanmadığı için yüzeyel kornea iyileşmesine ihtiyaç yoktur, ya da çok azdır ve bu da lazer sonrasında hasta konforunun daha iyi olmasını sağlar. Derin lazer yöntemleri olan LASIK ve Smile lazer yöntemlerinde lazerden sonra 3-4 saat kadar süren batma, sulanma ve yanma gibi şikayetler olur. Lazer yapılan gün hasta biraz bulanık görür. Lazer sonrası 1. gün hasta oldukça iyi görür.&nbsp;</p>

<h3><strong>RETİNA SAĞLIĞI AÇISINDAN EN İYİ LAZER GÖZ AMELİYATI HANGİSİDİR?</strong></h3>

<p>Lazer operasyonu yapılacak bazı hastalarda retina sorunları olabilmektedir. Örneğin yüksek miyopide retina incelmektedir. Özellikle 6 derecenin üzerindeki miyop hastalarda retinanın ince olması LASIK operasyonunda ortaya çıkan hızlı göz içi basınç değişimini retinada yırtık oluştuması açısından riskli bir duruma sokabilir. Bu durumdaki hastalara femtoLASIK operasyonu yapılacaksa ayrıntılı bir retina muayenesi ile retinanın yırtılma açısından riskli bölgelerine koruyucu lazer tedavisi uygulanması yerinde olacaktır. Ya da ileri derecede riskli hastalarda yüzeyel lazer yöntemleri olan PRK ve No Touch lazer yöntemlerinin uygulanması daha doğru olabilir. Bu duruma her hastada ayrı ayrı karar verilmesi daha uygun bir yaklaşımdır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/kalici-lens-ameliyati-sonrasinda-lazer-yapilabilir-mi-140</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 11:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kalıcı Lens Ameliyatı Sonrasında Lazer Yapılabilir Mi?</h1>
                        <h2>"Kalıcı lens ameliyatı sonrasında lazer yapılabilir mi?" sorusu bizlere en sık sorulan sorulardandır. Bu sorunun cevabı "evet, yapılabilir" dir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/kalici-lens-ameliyati-sonrasinda-lazer-yapilabilir-mi-1723713996.webp">
                        <figcaption>Kalıcı Lens Ameliyatı Sonrasında Lazer Yapılabilir Mi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>KALICI LENS AMELİYATI NEDİR?</h2>

<p>Kalıcı lens ameliyatı kısaca göz içine ömür boyu kalacak olan bir lens (mercek) yerleştirilmesidir. Göz içüne kalıcı lens yerleştirilmesi iki durumda yapılmaktadır. Birincisi katarakt ameliyatı diğeri ise yüksek göz derecelerini ortadan kaldırmak amacıyla göz içindeki doğal lensin alınarak yerine yapay lens yerleştirilmesi ameliyatıdır. Hangi nedenden dolayı yapılırsa yapılsın, göz içine yerleştirilen lens ömür boyu göz içinde kalmaktadır.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI SONRASINDA LAZER GÖZ AMELİYATI YAPILABİLİR Mİ?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı nedeniyle kalıcı lens yerleştirilen hastalarda göz derecesi düzeltmek amacıyla <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/lazer-goz-ameliyati-fiyati-131" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">lazer göz ameliyatı </a>yapılabilmektedir. <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/katarakt-ameliyati-ne-zaman-yapilir-129" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Katarakt ameliyatında</a> kataraktla birlikte kişinin göz derecesi üzerine de müdahele edilip düzeltilebilmektedir. Ancak bazen yine de göz derecesi kalabilmekte ve hasta gözlük kullanmak istememektedir. İşte bu hastalara lazer ameliyatı yapılabilmektedir.&nbsp;</p>

<h3>KALICI LENS AMELİYATI SONRASINDA LAZER GÖZ AMELİYATI YAPILABİLİR Mİ?</h3>

<p>Yüksek göz dereceleri olan kişilerde eğer lazer göz operasyonu ile göz dereceleri sıfırlanamayacaksa bu durumda bazen kalıcı lens ya da kalıcı mercek ameliyatı yapılmaktadır. Kalıcı lens ameliyatı sonrasında bazen küçük göz dereceleri kalmakta ve kişinin görme seviyesini etkileyebilmektedir. Bu kalan küçük numaraları lazer göz ameliyatı yapılarak ortadan kaldırılabilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Örneğin, göz derecesi -19 olan bir hasta düşünelim. Bu kişinin göz numaraları lazer ameliyatı ile sıfırlanamayacak kadar yüksektir. Önce mercek ameliyatı yapılır ve göz derecesi sıfır hedeflenmesine rağmen 1,5 derece numara kalabilir. İşte bu kalan küçük derece lazer yapılabilir bir derecedir ve lazerle başarıyla ortadan kaldırılabilir.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/hipofiz-adenomu-belirtileri-tanisi-tedavisi-139</link>
            <category>NÖRO-OFTALMOLOJİ</category>
            <pubDate>Sun, 11 Aug 2024 08:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hipofiz Adenomu: Belirtileri, Tanısı, Tedavisi</h1>
                        <h2>Hipofiz adenomu, beyinin hipofiz bölgesinde ortaya çıkan tümörler olup görme sorunlarına yol açabilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/hipofiz-adenomu-belirtileri-tanisi-tedavisi-1723367527.webp">
                        <figcaption>Hipofiz Adenomu: Belirtileri, Tanısı, Tedavisi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Hipofiz adenomları beyinde bulunan hipofiz bezinde ortaya çıkan iyi huylu tümörlerdir. Hipofiz adenomları kanser değildirler, ancak normal bir hipofiz bezi işlevini bozabildiklerinden dolayı önemli etkileri olabilmektedir. Hipofiz bezi adenomları genellikle cerrrahi, ilaç tedavisi, radyoterapi ya da bunların bir kombinasyonu ile tedavi edilmektedir.</p>

<h2><strong>HİPOFİZ ADENOMU NEDİR?</strong></h2>

<p>Hipofiz adenomu, hipofiz bezinde ortaya çıkan ve kanser niteliğinde olmayan iyi huylu bir tümördür. Kanserler gibi vücudun başka organlarına yayılmazlar. Ancak büyüdükçe çevre dokulara bası yaptığından önemli sorunlara neden olabilmektedirler.</p>

<h3><strong>HİPOFİZ BEZİ NEDİR?</strong></h3>

<p>Hipofiz bezi, beyin tabanında burnun hemen arka kısmında bulunan bezelye büyüklüğünde bir bezdir. İki lobu vardır. Ön lob ve arka lob.vBu loblarda vücudun genel işleyişi açısından son derece önemli olan hormonlar üretilmektedir. Hipofiz bezinde üretilen hormonları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.</p>

<ul>
	<li>
	<p>ACTH (Adrenokortikotropik hormon),</p>
	</li>
	<li>
	<p>ADH (Antidiüretik hormon)</p>
	</li>
	<li>
	<p>FSH (Folikül stimule edici hormon)</p>
	</li>
	<li>
	<p>LH (Lüteinize edici hormon)</p>
	</li>
	<li>
	<p>GH (Büyüme hormonu)</p>
	</li>
	<li>
	<p>TSH (Tiroid uyarıcı hormon)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Oksitosin</p>
	</li>
	<li>
	<p>Prolaktin</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu hormonlar vücudun başka kısımlarındaki bezleri uyararak onların hormon salgısı üzerine etki ederler. Hipofiz adenomları bu hormonların biri ya da birkaçının salgılanması üzerine etki etmekte ve salgılama düzenini ve miktarını bozabilmektedir. Hipofiz adenomları hormon üretme durumuna göre iki ana başlık altında incelenmektedir.</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Hormon Üreten Adenomlar (Fonksiyonel Adenomlar):</em> Ürettikleri hormona bağlı olarak bazı bulgu ve durumların ortaya çıkmasına neden olurlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Hormon Üretmeyen Adenomlar (Fonksiyonel Olmayan Adenomlar):</em>&nbsp;Hormon üretmezler ama etraf dokulara bası yapmaları ile bulgu verebilirler. En sık görülen hipofiz adenomları hormon üretmeyen adenomlardır.</p>
	</li>
</ul>

<p>Hipofiz adenomları ayrıca büyüklüklerine göre de sınıflandırılmaktadırlar.</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Mikroadenom:</em> 10 mm'den daha küçüktürler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Makroadenom</em>: 10 mm'den daha büyüktürler. Makroadenomlar, mikroadenomlara göre 2 kat daha sık görülürler. Ayrıca normalden düşük hormon seviyelerine daha sık neden olurlar. Bu duruma <em>hipopituitarizm</em> adı verilir.&nbsp;</p>
	</li>
</ul>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMU BİR BEYİN TÜMÖRÜ MÜDÜR?</strong></h4>

<p>Hipofiz bezi aslında teknik olarak beynin bir parçası değildir ve fakat beyne bağlıdır. Ancak yine de hipofiz adenomları beyin tümörü gibi düşünülür ve tüm beyin tümörlerinin %10'unu oluştururlar.&nbsp;</p>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMLARI KİMLERİ ETKİLER?</strong></h4>

<p>Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilirler, ama en sık 30-40 yaşlarında görülürler. Kadınlarda daha sık görülmektedir.</p>

<p><strong>HİPOFİZ ADENOMLARI SIKLIĞI NASILDIR?</strong></p>

<p>Kafatası içinde ortaya çıkan tümörlerin %10-15'i hipofiz adenomlarıdır. Genel olarak 100000 kişinin 77'sinde hipofiz adenomu ortaya çıkmaktadır. Ancak tüm insanların yüzde 20'sinde hayatın bir döneminde hipofiz adenomu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Hipofiz adenomu olan kişilerin önemli bir kısmında herhangi bir bulgu ve belirti ortaya çıkmaz, bu durum özellikle mikroadenomlar için geçerlidir ve bu durumdaki hipofiz adenomları genellikle tespit edilmezler.</p>

<h3><strong>HİPOFİZ ADENOMU BELİRTİ VE BULGULARI</strong></h3>

<p>Hipofiz adenomlarında ortaya çıkan belirti ve bulguları etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlar:</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Kitle etkisi</em>: Çevre dokulara ve hipofiz bezinin kendisine etki edecek kadar büyük mü?</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Hormon üreten bir adenom ise</em> ürettiği hormonun tipi önemlidir.</p>
	</li>
</ul>

<p>Makroadenomlar genellikle kitle etkileriyle yani çevre dokular üzerinde oluşturdukları bası etkisiyle bulgu verirler. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Görme Sorunları</em>.&nbsp;Hipofiz makroadenomu olan hastaların %40-60'ında bulanık görme ya da çift görme sorunu ortaya çıkar. Bu durum adenomun optik kiyazma adı verilen görme yolları üzerine bası etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Görme alanı sorunları ortaya çıkabilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Başağrıları</em>. Hipofiz adenomu olan hastaların önemli bir kısmı baş ağrısı tarif ederler ama bunu genellikle başka nedenlere bağlarlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Hormon Eksikliği</em>. Hipofiz adenomları bazı hipofiz hormonlarının az üretimine neden olabilir. Bu da <em>hipopitüitarizm</em> adı verilen hipofiz bezinin az çalışma durumuna yol açar. Her bir hormonun az üretilmesi, kendi işlevine özgü belirti ve bulguların ortaya çıkmasına neden olur.</p>

	<ul>
		<li>
		<p><em>TSH eksikliği</em>. Tiroid hormon üretimini azaltır. <em>Hipotiroidiye</em> neden olur. Yorgunluk, kabızlık, kalp hızının yavaşlaması (bradikardi), cilt kuruluğu, el ve ayaklarda ödem ve refleks azalması ile kendini gösterir.&nbsp;</p>
		</li>
		<li>
		<p><em>ACTH eksikliği</em>. Böbreküstü bezi yetersizliğine neden olur. Kortizol hormonu üretimi azalır. Hipotansiyon, bulantı, kusma, karın ağrısı ve iştah azalması yapabilmektedir.</p>
		</li>
		<li>
		<p><em>LH ve FSH eksikliği</em>. Testosteron ve estrojen hormonlarının yetersizliğine (<em>hipogonadizm</em>) neden olur. Kadınlarda sıcak basmaları ve vajina kuruluğu, erkeklerde ereksiyon (sertleşme) bozukluğu, kıllanmada azalma, duygudurum değişiklikleri, cinsel isteksizlik ve yorgunluğa neden olur.&nbsp;</p>
		</li>
		<li>
		<p><em>GH eksikliği.</em> Büyüme hormunu eksikliği, kas kitlesinin azalmasına ve yorgunluğa neden olur.&nbsp;</p>
		</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<h4><strong>FONKSİYONEL HİPOFİZ ADENOMU BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></h4>

<p>Fonksiyonel hipofiz adenomları fazla hormon üretirler. Bu da salgılanan hormon türüne göre belirti ve bulgulara neden olur.&nbsp;</p>

<p><em>Prolaktinoma</em> adı verilen fazla prolaktin hormunu salgılayan bir hipofiz adenomunda <em>hiperprolaktinemi</em> adı verilen bir durum oluşur. En sık görülen hipofiz adenomu tipidir ve her 10 hipofiz adenomunun 4 tanesi prolaktinomadır.Prolaktinoma aşağıdaki durumlara neden olur.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kadın ve erkelerde <em>inferitilte</em> (kısırlık)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Emzirme dönemi olmamasına rağmen kadınlarda fazla süt üretimi ve meme başından süt gelmesi (<em>galaktore</em>)</p>
	</li>
</ul>

<p><em>Somatotrop adenomlar</em><strong> </strong>fazla büyüme hormonu (GH=growth hormone) salgılayan adenomlardır ve hipofiz adenomlarının yüzde 20'sini oluşturular. Somatotrop adenomlar yaşa bağlı olarak belirti verirler. Erişkinlerde <em>akromegali </em>adı verilen duruma neden olurlar. Akromegalide eller, ayaklar ve baş büyür ve genişler, yüz daha yuvarlak bir hale gelir. Ayrıca kan şeker seviyesini etkiler ve kalbin büyümesine neden olur. Çocuklarda ve ergenlerde ise <em>jigantizm</em> adı verilen duruma neden olur. Boy anormal derecede uzar.&nbsp;</p>

<p><em>Kortokotrop adenomlar</em><strong>&nbsp;</strong>aşırı ACTH hormonu üretimine neden olurlar. Hipofiz adenomlarının yüzde 10'u bu tiptedir. ACTH hormonu böbrek üstü bezinin fazla çalışarak fazla kortizon hormonu üretmesine neden olur. Fazla kortizol üretimi ise <em>Cushing sendromu</em> adı verilen duruma neden olur. Bu da aşağıdaki belirtilere neden olur.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kas zayıflığı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kolay kanamalar&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bel çevresinde 1 cm üzerinde gerilme çizgileri oluşması</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kemik erimesi (osteoporoz)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kompresyon kırıkları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tip 2 şeker hastalığı</p>
	</li>
</ul>

<p><em>Tirotrop adenomlar</em><strong>&nbsp;</strong>aşırı TSH üretimine neden olur. Çok nadir görülür. Tiroid bezinden fazla tiroid hormonu salgılanmasına ve <em>hipertirodizm</em> adı verilen duruma neden olur. Bu da metabolizmanın hızlanmasını sağlar ve aşağıdaki belirtilere neden olur.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kalp atım hızının artması, çarpıntı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Açıklanamayan kilo kaybı olması</p>
	</li>
	<li>
	<p>Dışkının yumuşak olması, ishal</p>
	</li>
	<li>
	<p>Aşırı terleme</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ellerde titreme</p>
	</li>
	<li>
	<p>Anksiyete, gerginlik</p>
	</li>
</ul>

<p><em>Gonadotrop adenomlar</em><strong>&nbsp;</strong>aşırı seviyede LH ve FSH hormonu üretimine neden olur. Çok nadir görülürler. Kadınlarda düzensiz adet dönemlerine ve <em>ovaryan hiperstimülasyon sendromuna</em> neden olur. Erkeklerde ise testislerin büyümesine, sesin derinleşmesine, önden saç dökülmesine ve sakalların hızlı büyümesine neden olur. Çocuklarda ortaya çıktığında ise <em>erken puberte</em> adı verilen ergenliğe küçük yaşta girmeye yol açar.&nbsp;</p>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMLARININ NEDENİ NEDİR?</strong></h4>

<p>Hipofiz adenomlarının kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak bazı adenomlar DNA'daki mutasyon ve değişikliklerle ilişkilidir. Bu değişiklikler hipofiz bezindeki hücrelerin anormal çoğalmasına neden olurlar. Bu genetik değişiklikler ebeveynlerden çocuklara aktarılabilir. Ancak çoğu hipofiz adenomu sporadiktir yani genetik geçişi yoktur.&nbsp;</p>

<h3><strong>HİPOFİZ ADENOMUNUN TANISI VE TESTLER</strong></h3>

<p>Hipofiz adenomu tanısı adenomun tipi ve belirti verip vermemesi ile ilişkilidir. Hormon salgılayan ya da hormon salgılanmasını engelleyen bir adenom ise tespit edilmeden önce muhtemelen doktor anormaliği tespit edecek ve sonra nedenini araştırarak hipofiz adenomuna ulaşacaktır. Çünkü aynı anormallikleri yapabilen adenom dışından genellikle başka nedenler de bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bazen de tesadüfi olarak başka sorunların araştırılması esnasında hipofiz adenomu tespit edilir. Bu durumda hipofiz adenomu genellikle küçüktür ve hormon salgılamayan bir adenomdur.</p>

<p>Hipofiz adenomu tanısında genellikle aşağıdaki testler kullanılmaktadır.</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Kan Testleri</em>. Kan hormon seviyelerine bakılır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Görüntüleme Tenikleri.</em> MR (manyetik rezonans) görüntüleme ya da BT (bilgisayarlı tomografi) kafa içi yapıların görüntülenmesini sağlar.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Göz Muayenesi. </em>Eğer adenoma bağlı olarak görme sorunları yaşanıyorsa bu durumda göz muayenesi sonucunda doktor bir hipofiz adenomundan şüphelenebilir.</p>
	</li>
</ul>

<h3><strong>HİPOFİZ ADENOMU TEDAVİSİ</strong></h3>

<p>Hipofiz adenomu tedavisinde cerrahi, ilaçlar, radyoterapi veya bunların bir kombinasyonu kullanılmaktadır. Her bir hipofiz adenomu farklıdır ve kişiye en uygun tedavi planlanır.</p>

<p>Eğer hormon dengesizliği oluşturan bir hipofiz adenomu varsa bu durumda genellikle cerrahi tedavi ile adenomun çıkarılması hedeflenir. Adenomun tipine ve belirtilerin şiddetine bağlı olarak birden fazla cerrahi de gerekebilmektedir. Cerrahide genellikle <em>transsfenoidal cerrahi</em> adı verilen teknik uygulanmaktadır. Bu teknikte burun yoluyla hipofiz bezine ulaşılır. Cerrahlar hipofiz adenomlarının %95'inde bu tekniği kullanırlar. Eğer adenom burun deliğinden çıkarılamayacak kadar büyükse <em>transkraniyal cerrahi </em>adı verilen kafatası açma yöntemi ile cerrahi gerçekleşitirilir. Bu teknik nadiren kullanılır.&nbsp;</p>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMU TEDAVİSİNDE İLAÇLAR</strong></h4>

<p>Bazı tip adenomların tedavisinde adenomu küçülten ilaçlar kullanılır. En sık görülen hipofiz adenomu olan prolaktinomada <em>kabergolin</em> ya da <em>bromokriptin</em> adı verilen ilaçlar kullanılabilmektedir. Hastaların %80'inde bu ilaçlar prolaktinomayı küçültür ve prolaktin seviyeleri normale döner. Eğer ilaçlar yeterli olmazsa cerrahi tedavi gerekebilmektedir.</p>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMU TEDAVİSİNDE RADYOTERAPİ</strong></h4>

<p>Radyasyon tedavisinde adenoma ve tümörleri küçültmek amacıyla yüksek doz X ışını kullanılır. Hipofiz adenomlarının tedavisinde özel bir radyoterapi olan <em>stereotaktik radyocerrahi</em> adı verilen teknik kullanılır. Bu teknikte tam olarak adenomaya odaklanan birden fazla yönden radyoterapi uygulanır.&nbsp;</p>

<h4><strong>TEDAVİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?</strong></h4>

<p>Cerrahi ve radyoterapi sonrasında hastaların yaklaşık %60 kadarında <em>hipopitüitarizm</em> adı verilen hipofiz bezi yetersizliği ortaya çıkar. Bu durum bir ya da biden fazla hormonun yetersizliği anlamına gelmektedir. Hipopitüitarizm dışarıdan hormon alınarak tedavi edilebilen bir durumdur.&nbsp;</p>

<p>Hipofiz adenomu cerrahisinde ortaya çıkabilen komplikasyonlar ise şunlardır.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kanama</p>
	</li>
	<li>
	<p>BOS (beyin omurilik sıvısı) kaçağı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Menenjit</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Diabetes Insipidus</em> adı verilen aşırı idrar oluşumu ile karakterize bir durum</p>
	</li>
</ul>

<p>Prolaktinoma tedavisinde kullanılan ilaçların ise başağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi gibi yan etkileri bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Radyasyon tedavisinin yan etkilerini ise şu şekilde sıralayabiliriiz.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Hormon yetersizliği</p>
	</li>
	<li>
	<p>İnfertitile (kısırlık)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Görme kaybı ve beyin hasarı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tedavi sonrasında tekrar tümör ortaya çıkması</p>
	</li>
</ul>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMU ÖNLENEBİLİR Mİ?</strong></h4>

<p>Maalesef hipofiz adenomunu önlemek için yapılabilecek hiç bir şey yoktur. Çoğu hipofiz adenomları sporadiktir, yani bireysel ortaya çıkar. Nadiren genetik bazı durumlar da hipofiz adenomuna neden olabilir.&nbsp;</p>

<h4><strong>HİPOFİZ ADENOMU İLE BİRLİKTE YAŞAMA</strong></h4>

<p>Hipofiz adenomunun prognozu (gidişatı) adenomun tipine ve büyüklüğüne bağlıdır. Bazı durumlarda tedavi sonucunda düşük hormon seviyeleri olur ve ömür boyu hormon takviyesi alınması gerekir.&nbsp;</p>

<p>Adenomlar tekrarlama meylindedir, yani yeniden tedavi ihtiyacı ortaya çıkabilir. Fonksiyonel olmayan (hormon salgılamayan) adenomların %18'inde ve prolaktinomaların %25'inde hayatın bir döneminde tekrar tedavi gerekebilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Hipofiz adenomu küçükse ve herhangi bir belirti vermiyorsa onunla birlikte yaşanabilir. Aslında hipofiz adenomu olan birçok kişide adenom başka bir nedenden dolayı yapılan kafa görüntüleme yöntemleri ile tesadüfi olarak tespit edilir.&nbsp;</p>

<p>Eğer büyük ve hormon üreten bir adenom varsa bu durumda genellikle hayat kalitesini bozan bir durum vardır ve tedavi gerektirmektedir.&nbsp;</p>

<h4><strong>TEDAVİ EDİLMEYEN HİPOFİZ ADENOMUNDA NE OLUR?</strong></h4>

<p>Tedavi edilmediğinde özellikle makroadenomlar ve hormon salgılayan adenomlar ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu sağlık sorunları genel olarak salgılanan hormonlarla ilişkilidir. Tedavi edilmeyen adenomlarda önemli bir komplikasyon <em>pitüiter apopleksi</em> adı verilen durumdur. Bu durumda tümör aniden büyür ve hasar görür. Bu durumda hipofiz bezi içine ya bir kanama olur ya da beze gelen kan akımı kesilir. Adenom ne kadar büyükse pitüiter apopleksi riski de o denli fazladır.&nbsp;</p>

<p>Pitüiter apopleksi durumunda aşağıdaki belirti ve bulgular ortaya çıkar.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Şiddetli başağrısı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz kaslarının felcine bağlı çift görme ve göz kapağında düşme</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bir ya da iki gözde görme alanı kaybı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Düşük kan basıncı (hipotansiyon), bulantı, kusma</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kişilik değişiklikleri</p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/miyopi-kontrolunde-bifokal-gozluk-kullanimi-138</link>
            <category>REFRAKSİYON</category>
            <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 18:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Miyopi Kontrolünde Bifokal Gözlük Kullanımı</h1>
                        <h2>Özel geliştirilmiş bifokal gözlüklerle miyopi ilerlemesinin yavaşlatılabileceği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/miyopi-kontrolunde-bifokal-gozluk-kullanimi-1723131959.webp">
                        <figcaption>Miyopi Kontrolünde Bifokal Gözlük Kullanımı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gözlükler kırma kusurları olan miyopi, hipermetropi ve astigmatın tedavisinde kullanımı kolay olan bir çözümdür. Gözlükler göz önünde stabil bir şekilde duran ve tek odaklı ya da çok odaklı kompleks yapıda olabilen tedavi aparatlarıdır.&nbsp;</p>

<h2>FARKLI GÖZLÜK TİPLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Tek odaklı lensler (gözlükler) miyopi, hipermetropi ve astigmatın tedavisinde göz doktorlarının en sık reçete ettiği gözlüklerdir. Yapılarının basit ve üretimlerinin kolay olması görme sorunlarının çözümünde tek odaklı gözlükleri ideal bir çözüm objesi haline getirmiştir.</p>

<p>Ancak tek odaklı gözlüklerle ilgili problem sabit tek bir kırma gücüne sahip olmalarıdır. Bu özellikle yakına bakarken kırma gücünün azaldığı 40 yaşından sonraki dönemde tek odaklı lenslerin yakını net göstermemesi ile kendini gösterir. Bu durumda farklı bir yaklaşım ve gözlük dizaynı gerekmektedir.</p>

<p>Multifokal gözlükler, cam üzerinde birden fazla odak noktasına sahiptir. Bu durumda kişi göz hareketleri ile uygun odak noktasını bularak uzak ve yakını net görebilmektedir. Multifokal camlarda yukarıda uzak odak noktası, aşağıya doğru inildikçe orta ve yakın mesafeyi net gösterecek şekilde farklı kırma gücüne sahip cam bölgeleri bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bifokal camlar ise farklı kırıcılığa sahip iki camın birleştirilmesi gibi düşünülebilir. Üstte uzağı, altta ise yakını görmeyi sağlayan iki odak noktası bulunmaktadır. Aralarında ise görünür bir çizgi mevcuttur.&nbsp;</p>

<p>Genellikle 40 yaş üstündeki kişilerde kullanılmakla birlikte bazen çocuklar, ergenler ve genç erişkinlerin de bazı göz odaklama ve kas koordinasyon sorunlarını gidermek amacıyla multifokal lens (multifokal gözlük) kullanmaları gerekmektedir.&nbsp;</p>

<h3>MİYOPİLİ ÇOCUKLARDA VE GENÇLERDE HANGİ TÜR GÖZLÜKLER KULLANILABİLİR?</h3>

<p>Miyopi, uzak görmeyi bozan bir rahatsızlıktır, fakat miyopi derecesi arttıkça bulanık görme daha yakın alanları da içine almaktadır. Miyopili kişilerde basit tek odaklı camlar uzak görmeyi düzeltmektedir. Ancak bilimsel çalışmalar tek odaklı gözlüklerin miyopi ilerlemesini yavaşlatmadığını göstermiştir. Bu da miyopili çocuklarda farklı cam kullanımı arayışını getirmiştir.&nbsp;</p>

<h3>MİYOPİNİN KONTROL EDİLMESİ NEDİR?</h3>

<p>Miyopi sadece gözlük demek değildir. Miyopi ocuklarda ve gençlerde ortaya çıktığında tipik olarak ilerler ve geç ergen dönemlerine kadar genellikle ilerleme devam eder. Miyopi ilerlemesi ile birlikte;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Görme bulanıklığı artar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gözlük ya da kontakt lens değişimi ihtiyacı sıklaşır.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ömür boyu bazı göz sorunlarının yaşanması ihtimali&nbsp;artar.&nbsp;&nbsp;</p>
	</li>
</ul>

<p>"Miyopi kontrolü" terimi miyopinin ilerlemesini durdurmayı ifade etmektedir. Miyopi kontrolü özellikle çocuklarda önemlidir, çünkü miyopinin en hızlı ilerlediği dönem çocukluk dönemidir. Bunun yanında ergenlerde de miyopi kontrolü önemlidir. Ergenlerin genellikle yarısında 16 yaşına kadar miyopi ilerlemesi durmaktadır, ancak bu durum yarısında ilerlemenin hala devam ettiği anlamına gelmektedir. Bu da miyopi kontrolünün erken erişkinlik dönemine kadar devam etmesini gerektirmektedir.</p>

<p>Bu konuda iyi haber şudur ki miyopi ilerlemesinin özel tasarlanmış bazı gözlüklerle, kontakt lenslerle, orto-k ve <a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/cocuklarda-miyopi-kontrolunde-atropin-kullanimi-137" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">atropin göz damlaları ile yavaşlatılabileceği</a> konusunda elde edilen bilimsel bulgular vardır.&nbsp;</p>

<h3>MİYOPİ KONTROLÜNDE ÖZEL LENS DİZAYNI</h3>

<p>Bifokal lensler özellikle yakın görme sorunu olan kişiler için tasarlanmıştır, ancak göz çevresi kaslarında korrdinasyon bozukluğu olan bazı çocuklarda da kullanımları vardır.</p>

<p>Çalışmalar özel bazı bifokal camların çocuklarda miyopi ilerlemesini durdurduklarını göstermiştir. Özel bifokal camlarda üstte uzağa, altta ise yakına odaklayan ve ikisi arasında belirgin bir çizgi olan farklı kırıcılığa sahip iki cam alanı vardır.&nbsp;</p>

<p>Bir çalışmada özel bifokal camların tek odaklı camlara kıyasla 8-13 yaş arasındaki çocuklarda miyopi ilerlemesini daha iyi kontrol ettiği gösterilmiştir. Bifokal camların bu etkiyi nasıl gösterdikleri tam olarak anlaşılamamıştır.&nbsp;</p>

<p>Progresif camlarda üstte uzak odaktan altta yakına doğru farklı kırma gücüne sahip alanlar vardır. Bunlarda bifokal camlar gibi kırıcı alanlar arasında çizgi yoktur. Multifokal camların çocuklarda miyopi ilerlemesini durdurmada etkilerinin çok az olduğu gösterilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Zeiss MyoVision adında periferal defokus tipi bir gözlüğün miyopi ilerlemesi üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir.</p>

<p>Miyopinin kontrolüne yönelik olarak geliştirilmiş üç farklı tip özel miyopi gözlüğü vardır. Bunlar gözlük piyasasında yenidir ve her ülkede bulunmayabilmektedir. Bu üç gözlük tipinin miyopi kontrolünü sağlamada gözlük dışı diğer yöntemlerle kıyaslandığında en faydalı opsiyon olduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.</p>

<p>Essilor Stellest gözlüğü, Hoya Miyosmart gözlüğü ve SightGlass Vision Difüzyon Optik Teknoloji gözlükleri miyopi kontrolünde kullanılan gözlüklerdir. Bu gözlüklerde kullanılan lenscikler ya da diffüzerler gözün büyümesini yavaşlatma sinyali gönderirler. Gözlüklerin merkezindeki açık alan ve küçük lensler arasındaki boşluklar kaliteli bir uzak görmeyi mümkün kılmaktadır.</p>

<h3>MİYOPİ KONTROL GÖZLÜKLERİ NASIL ÇALIŞIR?</h3>

<p>Özel miyopi kontrol lensleri göz büyümesinin görüntülerin retinanın periferal (çevre-merkezi olmayan) alanlarında odaklanma şekilleri temelinde kontrol edilebileceği konusundaki bilimsel çalışmalar ışığında geliştirilmişlerdir. Çocuklarda görme gelişiminde önemli olan sadece merkezi görme değildir, periferal (çevre) görme de önemlidir.&nbsp;</p>

<p>Miyopi kontrolünde standart tek odaklı gözlükler kullanıldığında, merkezi görme net olur ve fakat retinanın çevre kısımlarına giden ışık retina arkasına odaklanır. Bu durumun periferal retinanın tekrar odak noktasına alınması anlamında gözün ön-arka çağının artmasına ve miyopinin artmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.&nbsp; &nbsp;</p>

<p>Miyopi kontrolü optiksel anlamda zıt profil ortaya çıkarmak amacını hedeflemektedir. Yani bu tedavide amaç periferal ışığın retina önüne odaklanmasını sağlamaktır. Bu şekildeki bir optik profil göze büyümenin azalması gerektiği sinyalini gönderir. Gözün ön-arka çapındaki büyümenin azalması demek miyopinin artış hızının azalması anlamına gelmektedir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/cocuklarda-miyopi-kontrolunde-atropin-kullanimi-137</link>
            <category>REFRAKSİYON</category>
            <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 22:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çocuklarda Miyopi Kontrolünde Atropin Kullanımı</h1>
                        <h2>Atropin göz damlasının uygun dozlarda kullanımının miyopi ilerlemesini azalttığı ve yan etkilerinin minimumda tutulabildiği gösterilmiştir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/cocuklarda-miyopi-kontrolunde-atropin-kullanimi-1723063475.webp">
                        <figcaption>Çocuklarda Miyopi Kontrolünde Atropin Kullanımı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>ATROPİN, ÇOCUKLARDA MİYOPİ KONTROLÜNDE ETKİLİ MİDİR?</h2>

<h4>ANAHTAR BİLGİLER</h4>

<ul>
	<li>
	<p>Atropin göz damlasının çocuk göz sağlığında göz derecesinin doğru tespiti, göz tembelliği tedavisi ve göz iltihaplanmasının tedavisi gibi alanlarda kullanımı mevcuttur.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>İlkokul çocuklarında yukarıdaki endikasyonlarda %1, miyopi ilerlemesinin durdurulması amacıyla % 0.01, % 0.025 veya % 0.05&nbsp;konsantrasyonlarında atropin kullanılmaktadır.</p>
	</li>
	<li>
	<p>% 0.01, % 0.025 veya % 0.05 konsantrasyonlarındaki atropin göz damlası 4-12 yaş grubunda başlanarak 3 yıla kadar kullanımında etkinliği gösterilmiştir.&nbsp;</p>
	</li>
</ul>

<h3>ÇOCUKLARDA MİYOPİ KONTROLÜ</h3>

<p>Miyopi uzağı bulanık görmeye neden olan ve net görmek için gözlük ya da kontakt lens kullanımı gerektiren bir sorundur.</p>

<p>Çoğu kişide miyopi çocukluk döneminde başlar ve erken erişkinlik çağına kadar genellikle ilerlemektedir. Miyopi tüm hayat boyunca devam eden bir sorundur ve hayatın ilerleyen yıllarında potansiyel olarak görme kaybı oluşturabilecek bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) miyopiyi global bir sağlık sorunu olarak tanımlamıştır.&nbsp;</p>

<p>"Miyopi Kontrolü" ifadesi miyopinin ilerlemesini durdurmayı hedef alan tedaviileri tanımlamak amacıyla kullanılagelmiş bir ifadedir. Bu tedaviler gözlük ve kontakt lens kullanımı ile atropin göz damlası kullanımını içermektedir. Miyopi kontrolü genellikle çocukluk yaşlarında önemlidir, çünkü miyopi genellikle bu yaş grubunda ilerlemektedir.&nbsp;</p>

<h3>ATROPİN NEDİR?</h3>

<p>Atropin genel tıpta ve ayrıca göz alanında damla olarak kullanılan bir ilaçtır.. Göz damlası olarak %1'lik atropin göz bebeklerini büyütmek ve gözün odaklanma mekanizmasını oratadan kaldırarak göz derecesini tespit etmek ve tembel göz tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca bazı başka göz sorunlarında kullanım alanı da mevcuttur.</p>

<p>Atroin göz damlasının miyopi kontrolünde ilk kullanımı %1'lik konsantrasyonla başlamıştır ve fakat bu durum rahatsız edici yan etkilerin-ışığa hassasiyet, yakın görmede bozulma-ortaya çıkmasına neden olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Son çalışmalar %0.01 ve %0.05 gibi daha düşük konsantrasyonlarda atropinin yan etkisinin daha az ortaya çıktığını göstermiştir. Atropin göz damları gece olmak üzere gönde bir kez kullanılmaktadır.&nbsp;</p>

<h3>MİYOPİ KONTROLÜNDE ATROPİN</h3>

<p>%1'lik atropinin 6-12 yaş arası çocuklarda 2 yıl kullanımı sonucunda miyopi ilerlemesini durdurmada oldukça etkili olduğu <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0161642006007597" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">gösterilmiştir.</a> Bu konsantrasyonlarda ışık hassasiyeti ve yakını bulanık görme gibi yan etkiler ortaya çıkmıştır. %0.1 ve %0.5 konsantrasyonlarında da bu yan etkilerin yine ortaya çıktığı gösterilmiştir.</p>

<p>%0.01 ve %0.05 konsantrasyonlardaki atropin göz damlasının ise 4-12 yaş grubundaki çocuklarda çok az yan etkileri olduğu <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34627809/" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">ortaya konulmuştur.</a> Üç yıllık bir çalışma sonucunda bu konsantrasyonların güvenli, iyi tolere edilir ve çok az yan etkileri olduğu ortaya konulmuştur.&nbsp;</p>

<h3>MİYOPİ KONTROLÜNDE ATROPİN NE KADAR İYİDİR?</h3>

<p>2016 yılında <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26271839/" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Singapur'da yapılan bir çalışmada</a> %0.01, %0.1 ve %0.5'lik atropin göz damlaları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak %0.01'lik damlanın daha az yan etki ile diğer konsantrasyonlardakine benzer sonuçlar elde edilmiştir. Bu da %0.01'lik atropin göz damlasının kullanımını yaygın hale getirmiştir.</p>

<p>Ancak daha ileri analizlerde %0.01'lik damlanın en iyi olduğu konusunda bazı bulgular ortaya çıkmıştır. Ayrıca daha yeni çalışmalarda ise %0.01 atropinin miyopi ilerlemesini durdurmada zayıf bir tedavi olduğunu göstermiştir. %0.02, %0.025 ve % 0.05 konsantrasyonlarında daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmlarda 4-14 yaş grubundaki çocuklara 2-3 yıl süreyle atropin tedavisi uygulanmıştır. Plasebo tedavisi (yalancı tedavi) ile karşılaştırıldığında %0.02 ve %0.025 dozlarında miyopi ilerlemesinin 1/3 oranında, %0.05 dozundaki damla ile miyopi ilerlemesinde 1/2 oranında azalma tespit edilmiştir.</p>

<p>Diğer tedavi grupları ile karşılaştırıldığında ise en iyi gözlük ve kontakt lens kullanımı ve orto-k seçenekleri ile atropinin benzer sonuçlar verdiği ortaya konulmuştur. 6-11 yaş grubundaki çocuklara orto-k kontakt lensi ile %0.01 atroin damla kullanımının kısa dönemde miyopi ilerlemesini kontrol altına aldığı gösterilmiştir.&nbsp;</p>

<h3>ÇOCUKLARDA ATROPİN KULLANIMININ GÜVENLİĞİ</h3>

<p>Atropinin reçete edildiği gibi kullanıldığı takdirde güvenli olduğu gösterilmiştir. Ağızdan alındığında toksik etkileri olmasına arağmen göz damlası olarak kullanıldığında önemli derecede seyreltilmektedir. Bu tedavinin güvenliği oldukça önemlidir-küçük bir çocuk bir şişe atropini emdiği takdirde ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir.&nbsp;</p>

<p>4-14 yaşları arasındaki çocuklarda 2-3 yıl atropin göz damlası kullanımının miyopi ilerlemesini durdurmada etkili ve güvenli bir tedavi seçeneği olduğu gösterilmiştir. Bu konsantrasyonlar arasında %0.05'lik atropinin minimal yan etki ile maksimum etki gösteren doz olduğu ortaya konulmuştur.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/smile-lazer-mitler-ve-gercekler-136</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 13:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Smile Lazer: Mitler Ve Gerçekler</h1>
                        <h2>Bu yazıda SMILE lazer hakkında günümüzde çok bahsedilen bazı iddialar konusunda bilgi verilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/08/smile-lazer-mitler-ve-gercekler-1722943078.webp">
                        <figcaption>Smile Lazer: Mitler Ve Gerçekler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2><span style="font-size:20pt"><span style="font-family:Roboto,sans-serif">SMILE LAZER: MİTLER VE GERÇEKLER</span></span></h2>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Poppins,sans-serif">Gözün refraksiyon kusurları - miyopi, hipermetropi ve astigmatizma - 2050 yılında yaklaşık olarak 6 milyar insanı etkiliyor durumda olacaktır. Bu kusurlar en sık görülen düzeltilebilir görme kusurlarıdır.&nbsp; Lazer göz ameliyatı ise dünyada en sık uygulanan cerrahidir. Günümüzde LASIK en popüler lazer göz operasyonu yöntemidir ki 1990 yılından bugüne kadar 16 milyondan fazla kişiye LASIK operasyonu uygulanmıştır. LASIK cerrahisi günümüzde altın standart haline gelmiştir ve etkinlik ve öngörülebilirliği bilimsel makalelerce ortaya konulmuştur.&nbsp; LASIK yönteminde femtolazerin flep oluşturulmasında kullanımı LASIK'i daha güvenli yapmıştır ve flep komplikasyonlarını mikrokeratoma göre belirgin derecede azaltmıştır. Son dönemde ise SMILE lazer miyopi ve astigmatizmanın tedavisinde ortaya çıkmıştır. SMILE lazer ilk defa Almanya'da 2008 yılında kullanılmış ve 2008 ve 2011 yıllarında ilk sonuçları yayınlanmıştır. SMILE lazer LASIK yönteminin tersine flepsiz bir yöntemdir. Bu yöntemde lazer teknolojisi ile kornea dokusu içinde lentikül adı verilen bir kısmın etrafı belirlenir. Bu doku korneada oluşturulan 3-4 mm uzunluğundaki bir kesiden kornea dışına alınır ve bu şekilde kişinin miyop ve astigmatı ortadan kaldırılmış olur. Carl Zeiss Visumax cihazı SMILE lazer için 2016 yılında FDA kurumu tarafından onaylanmıştır. Onaylanan göz dereceleri ise -10.0 dereceye kadar miyopi ve -3.00 dereceye kadar astigmat değerleridir. SMILE lazerin klinik kullanıma girmesinden sonra göz kuruluğu, korneal hassasiyet ve korneanın biyomekanik stabilitesi açısından femtoLASIK yöntemine göre daha üstün olduğu iddia edilmiştir. Peki bu doğru mu? Bilimsel araştırmanın sonuçları aşağıdadır.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:13.999999999999998pt"><span style="font-family:Roboto,sans-serif"><span style="color:#434343">KURU GÖZ AÇISINDAN SMILE LAZER</span></span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Poppins,sans-serif"><span style="color:#212529">Kuru göz açısından değerlendirildiğinde SMILE lazer özellikle cerrahiden sonraki erken dönemde kuru göz açıısndan femtoLASİK yöntemine göre daha iyi olduğunu gösteren çalışma sayısı fazladır. Ancak tersine bulgular da vardır. Uzun dönem değerlendirildiğinde her iki yöntem arasında farkın azaldığı ve hatta ortadan kalktığı ile ilgili bulgular da mevcuttur.</span></span></span></p>

<h3><span style="font-size:13.999999999999998pt"><span style="font-family:Roboto,sans-serif"><span style="color:#212529">KORNEAL DUYARLILIK AÇISINDAN SMILE LAZER</span></span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Poppins,sans-serif"><span style="color:#212529">Çoğu bilimsel çalışmada SMILE lazer ile karşılaştırıldığında, femtoLASİK hastalarında kornea duyarlılığının daha fazla azaldığı ortaya çıkmıştır. Ancak bir başka çalışmada SMİLE lazer hastalarında lazer sonrasında 1. ve 3. ayda kornea duyarlılığının daha iyi olduğunu ve fakat 6. ayda SMILE ve femtoLASİK arasında bir fark olmadığı gösterilmiştir. Bir başka çalışmada ise 6. Ayda da SMILE lazer hastalarında korneal duyarlılığın daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır. İlginç olarak korneal duyarlılıkta farklılık olmasına rağmen kornea subbazal sinir dansitesinde her iki lazer yöntemi arasında bir farklılık olmadığı gösterilmiştir. Bir çalışmada ise lazer öncesi ve sonrası arasında herhangi bir zaman noktasında korneal duyarlılıkta bir farklılık olmadığı gösterilmiştir.&nbsp;</span></span></span></p>

<h3><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Roboto,sans-serif">KORNEA BİYOMEKANİĞİ AÇISINDAN SMILE LAZER</span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Poppins,sans-serif"><span style="color:#212529">Kornea biyomekaniği üzerine etkileri açısından değerlendirildiğinde SMILE lazer ve femtoLASİK arasında literatürde birbirleriyle çelişen bulgular mevcuttur. Bir çalışmada SMILE lazer sonrasında kornea biyomekaniğinin daha fazla bozulduğu ortaya çıkmışken başka bir çalışmada ise LASIK flebinin kornea mekaniğini daha fazla etkilediği bulunmuştur. Başka bazı çalışmalarda ise lazer sonrasında kornea biyomekaniğinde zayıflama olduğunu ve fakat SMILE lazer ve LASIK arasında herhangi bir fark olmadığı ortaya konulmuştur.&nbsp;</span></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/lazer-goz-ameliyati-sonrasi-bulanik-gorme-135</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jul 2024 11:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Lazer Göz Ameliyatı Sonrası Bulanık Görme</h1>
                        <h2>Lazer göz ameliyatı sonrasında bulanık görme süresi nedene ve lazer tipine bağlı olarak değişmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/lazer-goz-ameliyati-sonrasi-bulanik-gorme-1721379307.webp">
                        <figcaption>Lazer Göz Ameliyatı Sonrası Bulanık Görme</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Lazer göz ameliyatı sonrası bulanık görmenin süresi yapılan lazerin tipine ve bulanık görmenin nedenine bağlı olarak değişmektedir. Önce lazer tipine bağlı olarak bulanık görmenin ne kadar süreceğinden bahsedelim. Şimdi bahsedeceğimiz durumlar lazerin norml iyileşme süresi içindeki bulanık görme süreleridir.</p>

<p>PRK lazer ya da No Touch Lazer sonrasında hastada 2-3 gün süren sulanma, yanma, batma şikayetleri olur. Bu günlerde hastanın biraz bulanık görmesi normaldir. Batma-sulanma şikayetleri geçtikten sonra da hasta biraz bulanık görür. Bulanık görme günler geçtükçe azalır ve genellikle 2-3 haftada kişinin görme seviyesi maksimum seviyeye çıkar. Nadiren bazı hastalarda bulanık görme süresi biraz daha uzayabilir. Bu süre hastadan hastaya değişmektedir.&nbsp;</p>

<p>FemtoLASİK ya da Smile Lazer sonrasında ise bulanık görme genellikle ilk günde ortaya çıkmakta ve 1. günde hasta oldukça iyi görmektedir. FemtoLASIk ya da Smile lazer sonrasında genellikle 2-3 saat süren bir batma-sulanma şikayeti olmaktadır.&nbsp;</p>

<h2>LAZER SONRASINDA UZAMIŞ BULANIK GÖRME</h2>

<p>Lazer göz ameliyatı sonrasında bulanık görme yukarıda bahsettiğim sürelerden daha uzun süre sürmüşse bunun bazı nedenleri olabilir. Bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Göz derecesinin sıfırlanmaması: lazer göz operasyonu sonrasında genellikle göz derecesinin sıfırlanması hedeflenir. Ancak her zaman sıfırdan sapmalar mümkündür. Çoğu hastada 0,25, 0,50 ve hatta 0,75 gibi derecelerde sapmalar olmaktadır ve bu gayet normaldir. Önemli olan kişinin lazer sonrasında gözlüksüz haliyle, lazerden önceki gözlüklü görme seviyesini yakalamasıdır. Eğer böyleyse lazerin genellikle başarılı olduğu söylenilebilir. Ancak bazen hastanın görme seviyesini etkileyen derecede numaralar kalmış olabilir. Bu durum bizim lazer hastalarımızın çok az bir kısmında görülmektedir. Eğer durum böyle ise ikinci bir lazer operasyonu ile kalan numaralar da dzüeltilebilmektedir. Eğer yapılan lazer FemtoLASIK ise heme düzeltme yapılabilir. İlk yapılan lazer PRK, No-Touch veya Smile lazer ise bir süre beklenilerek yapılması daha mantıklıdır.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Lazer esnasında yaşamnılabilecek bazı komplikasyonlar da uzun sürmüş bulanıklığa neden olabilir. FemtoLASIK operasyonunda flep komplikasyonları adı verilen komplikasyonlar bir nedendir. Smile lazerde lentükül komplikasyonları da uzun süren bulanık görmeye neden olabilir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Lazer sonrasında gözde ortaya çıkabilecek enfeksiyon kökenli ya da enfeksiyon kökenli olmayan iltihabi durumlar da kalıcı ya da geçici görme kabına neden olabilir. Ancak bu durumlar çok nadirdir ve prtaikte hemen hiç görmüyoruz.&nbsp;</p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/keratokonus-hastasina-katarakt-ameliyati-yapilabilir-mi-134</link>
            <category>KERATOKONUS</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 12:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Keratokonus Hastasına Katarakt Ameliyatı Yapılabilir Mi?</h1>
                        <h2>Keratokonus hastasında katarakt ameliyatı yapılabilmektedir. Bu hastalarda göze yerleştirilecek merceğin iyi seçilmesi gerekmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/keratokonus-hastasina-katarakt-ameliyati-yapilabilir-mi-1721299751.webp">
                        <figcaption>Keratokonus Hastasına Katarakt Ameliyatı Yapılabilir Mi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>KERATOKONUS HASTASINA KATARAKT AMELİYATI YAPILABİLİR Mİ?</h2>

<p><a href="https://www.drfatihcakirgundogan.com/blog/keratokonus-nedir-keratokonus-tedavisi-nasil-yapilir-106">Keratokonus</a> gözün ön kısmındaki saydam kornea tabakasının ilerleyici bir hastalığıdır. Keratokonus aksi mümkün olsa da genellikle 30 yaşından sonra ilerlemez. Keratokonus hastalığı kişinin göz derecesini miyop-astigmat yönünde bozar ve görme seviyesini azaltır. Keratokonus hastalarında göz derecesini düzeltmek amacıyla <a href="https://gozdoktor.net/keratokonus-ve-mercek-ameliyati/">mercek ameliyatı</a> yapılabilmektedir. Peki keratokonus hastalarında katarakt ameliyatı yapılabilir mi?&nbsp;</p>

<p>Bu sorunun cevabı 'evet' tir. Keratokonus hastalarında katarakt ameliyatı yapılabilir. Bu yazının yazıldığı tarihe kadar yüzlerce keratokonus hastasının katarakt ameliyatını yaptık. Bu hastalarda katarakt ameliyatı yapılırken hekimin özellikle dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Katarakt ameliyatı öncesinde her hastada "lens ölçümü adı verilen bir işlem vardır. Lens ölçümünde hastanın gözüne yerleştirilecek olan lensin kırma gücü hesaplanır. Keratokonus hastalarında lensin kırma gücünün hesaplanmasında hekim dikkatli olması gerekir. Bazı keratokonus hastalarında astigmatı da ortadan kaldırmak ya da azaltmak amacıyla torik lens kullanılması daha uygun olabilmektedir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-ici-mercek-kaymasi-133</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 15:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz İçi Mercek Kayması</h1>
                        <h2>Katarakt ameliyatı ya da mercek ameliyatlarında göz içine yerleştirilen mercekte kayma olduğunda sorun ancak ameliyatla düzeltilebilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-ici-mercek-kaymasi-1720790210.webp">
                        <figcaption>Göz İçi Mercek Kayması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Katarakt ameliyatı ya da mercek ameliyatlarında göz içindeki mercek alınır ve yerine yapay bir mercek yerleştirilir. Yerleştirilen mercek ömür boyu göz içinde kalır. Yani hastanın bu merceği kontakt lensler gibi takıp çıkarması gerekmez. Göz içine yerleştirilen bu yapay mercekler göz içinde ömür boyu kalır. Herhangi bir aksi durum olmazsa da göz içinde merkezi bir konumda kalırlar.&nbsp;</p>

<p><img alt="Göz İçi Mercek Kayması" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/mercek%20kaymas%C4%B1%202.jpg" style="height:800px; width:800px" /></p>

<h2>GÖZ İÇİ MERCEK NEDEN KAYAR?</h2>

<p>Göz içine yerleştirilen bu mercekler farklı nedenlere bağlı olarak kayabilmektedir. Bu nedenleri madde madde şu şekilde sıralayabiliriz.</p>

<ol>
	<li>
	<p>Yapay mercekler göz içinde kapsüler cep adı verilen bir mercek boşluğuna yerleştirilir. Bu mercek alanı gözün duvarına bazı liflerle 360 derece olacak şekilde çepeçevre&nbsp;sabitlenmiştir. Bu liflere zonüler lifler adı verilmektedir. Zonüler lifler bazı nedenlerle zayıflayabilir ya da zarar görebilir. Bu durumda merceğin de içinde bulunduğu kapsüler alanı yerinde tutamayabilir. Bu durum asma köprüleri yerinde tutan kalın halatların zayıflamasına benzetilebilir. Gözde psödoeksfoliasyon adı verilen bir durum zonüler liflerin gevşemesine ve merceğin yerinden kaymasına neden olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Merceğin göz içine yerleştirildiği katarakt ameliyatı ya da mercek ameliyatında ameliyatta ortaya çıkan bazı komplikasyonlar kapsüler cepte ve zonuler liflerde hasara neden olabilir. Bu da ameliyattan kısa ya da uzun süre sonra merceğin yerinden kaymasına neden olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göze gelen darbeler de göz içindeki dokuların hasarına ve merceğin yerinden kaymasına neden olabilir. Ancak bu durumun oluşması için darbenin yeterince kuvvetli olması gerekir.&nbsp;</p>
	</li>
</ol>

<p><img alt="Göz İçi Merceğini Yerinde Tutan Zonüler Lifler" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/merce%C4%9Fi-yerinde-tutal-zonuler-lifler.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<h3>MERCEK KAYMASI DURUMUNDA NE YAPILIR?</h3>

<p>Göz içi mercek kayması durumunda merceğin ne kadar kaydığı önemlidir. Eğer az bir kayma var ise ve merceğin ışık kıran optik kısmı hala kısmen de olsa merkezi bir pozisyonda ise hasta bu durumun farkında bile olmayabilir ve görmesi iyi olabilir. Ancak fazla miktardaki kaymalarda kişinin görme seviyesi belirgin derecede azalır. İşte bu durumda ameliyat yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Göz içi mercek kayması durumunda göz içinde bulunan lens ya bazı tekniklerle tekrar merkezi bir pozisyonda sabitlenir ya da gözden alınarak yerine yeni bir lens takılır. Bu yeni mercek göz duvarına dikilebilen ve halk arasında "dikişli mercek" diye bilinen lensler olabilir ya da irise tutturulabilen kıskaçlı lensler olabilir. Bu ameliyatta ameliyat bitirilmeden genellikle korneaya birkaç adet dikiş atılır. Bu dikişler 3-4 ay sonra alınır. Ancak eğer dikişli mercek denilen mercek yerleştirilmişse bu dikişler ömür boyu gözde kalır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/lazer-goz-ameliyati-fiyati-goz-cizdirme-fiyati-2024-131</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 17:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Lazer Göz Ameliyatı Fiyatı-Göz Çizdirme Fiyatı 2024</h1>
                        <h2>Lazer Göz Ameliyatı ücretlerinin 2024 yılı fiyatları yönteme, hastaneye ve doktora göre değişmekle birlikte Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan Göz Kliniğinde ortalama 26000-38000 arasındadır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-cizdirme-ameliyati-fiyati-1720622864.webp">
                        <figcaption>Lazer Göz Ameliyatı Fiyatı-Göz Çizdirme Fiyatı 2024</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>LAZER GÖZ AMELİYATI FİYATLARI</h2>

<p>Lazer göz ameliyatı (göz çizdirme) günümüzde tüm dünya genelinde en sık yapılan operasyonlardandır. Bu nedenle lazer göz ameliyatı fiyatları bize en sık sorulan soruların başında gelmektedir. Lazer göz ameliyatı tek bir operasyon değildir. Günümüzde en sık kullanılan göz çizdirme yöntemleri FemtoLASIK, Smile Lazer, No Touch Lazer ve PRK'dır. Lazer göz ameliyatı fiyatları da bu yöntemlere ve ameliyatın yapılacağı hastaneye göre ciddi farklılıklar gösterebilmektedir. Genel olarak 10/07/2024 tarihi itibariyle göz çizdirme fiyatlarının <a href="https://g.page/r/CdywofHadfRnEBA" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan Göz Kliniğinde</a> 26000-38000 TL arasında olduğunu söylemek mümkündür. Güncel göz çizdirme fiyatları hakkında bilgi almak için bizi <a href="tel:903526060598">telefonla arayabilirsiniz</a> ya da <a href="https://api.whatsapp.com/send/?phone=905303080352" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">whatsapp</a> ile yazabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>Günümüzde en pahalı lazer göz ameliyatı fiyatları genellikle smile lazerde olmaktadır. Smile lazer cihazları içinde günümüzde en sık kullanılan cihaz Carl Zeiss firmasının Visumax adı verilen cihazıdır. Bu cihazlar genellikle göz başına tek kullanımlık sarf malzemesi tüketmektedirler ve bu sarf malzemelerinin fiyatlarının yüksek olması ameliyat fiyatlarını artırmaktadır. Benzer şekilde No Touch Lazer de de cihazın kontör kullanımı söz konusudur ve fiyatlar üzerinde bu durum etkilidir.&nbsp;</p>

<p>Lazer göz ameliyatı cihazları yüksek teknoloji ürünü cihazlardır. Bu cihazların üretiminde yapılan ARGE yatırımları, sektörün devamlılığı vs düşünüldüğünde lazer göz ameliyatı fiyatlarının ülkemizde çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz. Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye'deki göz çizdirme ücretlerinin hemen hemen 1/3 fiyatında olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/katarakt-ameliyati-ne-zaman-yapilir-129</link>
            <category>KATARAKT</category>
            <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 15:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?</h1>
                        <h2>Katarakt ameliyatı, kişinin kişinin görme kalitesini herhangi bir şekilde olumsuz etkilediğinde yapılması gerekmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/katarakt-ameliyati-ne-zaman-yapilir-1720615905.webp">
                        <figcaption>Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>KATARAKT AMELİYATI NE ZAMAN YAPILMALIDIR?</h2>

<p>Katarakt ameliyatının ne zaman yapılması gerekiği konusunda hastalarımızdan sık sık sorular alıyoruz. Katarakt ameliyatı, katarakt kişinin görme seviyesini herhangi bir şekilde olumsuz etkilediği zaman yapılmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Görme seviyesinin ya da görme kalitesinin farklı yönleri bulunmaktadır. Görme keskinliği, görme alanı, kontrast duyarlılık, renk görme, kamaşma duyarlılığı gibi görme seviyesini belirleyen bazı alt komponentler vardır. Göz doktorlarının muayenesinde hastanın karşısına yerleştirilerek okutulan harf ya da şekil eşelleri kişinin görme keskinliğini ölçmektedir. Bir kişi en alttaki sırayı okuyorsa o kişinin "görme keskinliği tamdır" denilmektedir. Görme keskinliğinin tam olduğu ve fakat kişide ağır görme engeli olduğu durumlar da vardır.&nbsp; Örneğin kişinin görme alanı çok daralmış ve bir tünelden bakıyor gibi karşıya bakıyor olabilir. Bu kişinin görme keskinliği tam olabilir ve fakat görme alanının %90'ını kaybetmiş olabilir. Bir kişinin görme keskinliği loş ortamlarda daha iyi, aydınlıkta daha kötü olabilir. Bir kişi gece oldukça kötü görebilir, gündüz görmesi normal olabilir.</p>

<p>İşte bu nedenlerden dolayı sadece görme keskinliğinin değerlendirilerek kataraktlı hastalarda ameliyatın gerektiği kesin bir sınır çizilmesi doğru değildir. Kataraktın farklı tipleri bulunmaktadır. Nükleer katarakt, kortikal katarakt, arka subkasüler katarakt gibi. Bir kişide arka subkapsiler katarakt olabilir, görme keskinliği seviyesi tam seviyesinde bile olabilir, ama özellikle aydınlık ortamlarda aşırı rahatsız olabileceği için ameliyat yapılabilir. Bir başka kişide nükleer katarakt olabilir ve görme keskinliği 0.8 seviyesine düşmesine rağmen ameliyat bir süre belki ertelenebilir. Bu durum biraz da kişinin mesleğine ve beklentilerine bağlıdır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/kayseri-goz-doktoru-128</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kayseri Göz Doktoru</h1>
                        <h2>Kayseri  Göz doktoru denildiğinde akla gelen ilk göz doktorlarından  biri Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan'dır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/kayseri-goz-doktoru-1720548289.webp">
                        <figcaption>Kayseri Göz Doktoru</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, Kayseri'de özel muayenehanesinde hizmet veren bir göz doktorudur. Kayseri'de tam zamanlı olarak muayenehanesinde hizmet veren tek göz hastalıkları uzmanıdır. Doç. Dr. Fatih Çakır Güündoğan Muayenehanesi, Melikgazi İlçesinde, Seyyit Burhanettin Bulvarından ayrılan Nuh Mehmet Baldöktü Sokak'ta bulunan Özer Plaza'da bulunmaktadır.</p>

<p>Kayseri Göz doktoru açısından son derece zengin bir şehrimizdir. Kayseri Şehir Hastanesi, Devlet Hastanesi, Erciyes Üniversitesi ve fazla sayıdaki özel hastanesde çok sayıda göz doktoru çalışmaktadır. Bu göz doktorları arasında son derece tecrübeli hekimler de bulunmaktadır.</p>

<p>Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan, lazer göz ameliyatı, katarakt, akıllı lens ve retina hastalıkları konusunda kendini yetiştirmiş bir göz doktorudur.&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/katarakt-ameliyati-zor-bir-ameliyat-mi-127</link>
            <category>KATARAKT</category>
            <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 18:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Katarakt Ameliyatı Zor Bir Ameliyat Mı?</h1>
                        <h2>Katarakt ameliyatının zor olup olmadığı konusu katarakt ameliyatını yapan doktorun cerrahi tecrübesine ve kataraktla birlikte göz muayenesinde elde edilecek diğer bulgulara bağlıdır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/katarakt-ameliyati-zor-bir-ameliyat-mi-1720539014.webp">
                        <figcaption>Katarakt Ameliyatı Zor Bir Ameliyat Mı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Katarakt ameliyatının zor olup olmadığı günlük rutin pratiğimizde hastalarımız tarafından bizlere sık sorulan sorulardandır. Katarakt ameliyatı cerrahi tecrübesi olan göz doktorlarının elinde genellikle zor bir ameliyat değildir. Ancak bu durum katarakt ameliyatının risksiz olduğu anlamına kesinlikle gelmemektedir. Katarakt ameliyatının ciddi riskleri vardır ve zaman zaman muayenehanemize gelen ve başka kliniklerde/hastanelerde ameliyat olmuş ve ciddi görme kaybına uğramış hastalarla karşılaşıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Katarakt ameliyatı sürekli bu ameliyatı yapan ve cerrahi yeteneği yüksek olan hekimlerin elinde genellikle 10-15 dakika kadar sürmektedir. Standart bir katarakt ameliyatı genellikle bu şekilde olur. Ancak katarakt ameliyatını zorlaştıran nedenler bazen gözde mevcut olabilir. Bunları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Katarakt ameliyatı öncesinde göz bebeğini damla ile büyütmek gerekmektedir. Göz bebeği ne kadar büyük olursa ameliyat açısından o derecede faydalıdır. Göz bebeğinin çapının en az 6-7 mm olması tercih edilir. Ancak bazen hastanın göz bebeği damlalarla yeteri kadar büyümeyebilir. Bu durumda ameliyatı 3-4 mm kadar küçük bir aralıktan yapmak zorunda kalınabilir. Bu durumda ameliyatın daha dikkatli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Bu da genellikle ameliyat süresinin bir miktar uzamasına neden olur. Dolayısıyla göz bebeğinin yeteri kadar büyümemesi katarakt ameliyatını zorlaştıran bir nedendir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Katarakt ameliyatı göz içindeki saydam olan merceğin saydamlığını kaybetmesi sonucunda alınarak yerine saydam bir yapay merceğin yerleştirilmesi şeklinde olmaktadır. Göz içindeki kataraktlı lensi gözün içindeki boşlukta tutan zonüler lifler adı verilen bazı lifler bulunamkatadır. Bu lifler lensi, adeta asma köprüyü yerinde tutan zincirlere benzetilebilir. Bu lifler bazı hastalarda bazı nedenlere bağlı olarak daha zayıftır. Bu nedenler ameliyat esnasında bu liflerin kopması ameliyatı zorlaştırabilen ve hatta bazı komplikasyonlara neden olabilen bir durumdur. Ancak hekimin tecrübeli bir cerrah olması bu komplikasyonları minimuma indirmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Katarakt ameliyatı ile birlikte ameliyat görüntüsünü bozan balka göz sorunları da ameliyatı zorlaştırabilir. Örneğin, bazı kornea sorunları ve gözün ön segmenti adı verilen ön ksımındaki bazı sorunlar ile gözün arka kısmındaki bir kısım kanamalar ameliyat esnasında görüntüyü bozabilir ve rahat bir ameliyat yapılmasını engelleyebilir.&nbsp;</p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/kolesterol-ilaci-diyabet-hastalarinda-retina-hastaligini-yavaslatmaktadir-125</link>
            <category>RETİNA</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 19:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kolesterol İlacı Diyabet Hastalarında Retina Hastalığını Yavaşlatmaktadır</h1>
                        <h2>Kolesterol düşürücü bir ilaç olan fenofibrat'ın diyabet (şeker hastalığı) hastalarında retina hastalığının ilerlemesini %27 oranında azalttığı bir bilimsel çalışmada gösterilmiştir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/kolesterol-ilaci-diyabet-hastalarinda-retina-hastaligini-yavaslatmaktadir-1720459053.webp">
                        <figcaption>Kolesterol İlacı Diyabet Hastalarında Retina Hastalığını Yavaşlatmaktadır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Diyabet (şeker hastalığı), gözün arka kısmında küçük kan damarlarına hasar vererek <strong>"diyabetik retinopati"</strong> adı verilen bir dizi soruna neden olmaktadır. Tüm dünya genelinde diyabetik retinopati görme kaybının en sık 5 nedeninden biridir ve son yıllarda sıklığı artan tek nedendir.</p>

<p><strong>Fenofibrat</strong> kolesterol düşürücü bir ilaç olarak 30 yıldan daha uzun süredir kullanılmaktadır. Daha önce kalp hastalığının tedavisi konusunda yapılan bazı çalışmalarda fenofibratın şeker hastalığına bağlı retina sorunlarının (diyabetik retinopatinin) ilerlemesini yavaşlattığı konusunda ilk bulgular elde edilmiştir. Ancak daha ikna edici bulgular gerekmekte idi.</p>

<p>"İrlanda'da şeker hastalığına bağlı göz olaylarını azaltma" <a href="https://evidence.nejm.org/doi/10.1056/EVIDoa2400179">(LENS) çalışmasında</a> ulusal rutin diyabetik göz tarama çalışmasının bir parçası olarak tip 1 ve tip 2 diyabeti olan 1151 erişkinde retinopatinin ilerlemesi konusunda fenofibrat ile plasebo (ilaç görünümünde etkisiz bir tablet) karşılaştırılmıştır. Çalışmaya katılan tüm hastalarda erken-orta seviyede diyabetik retinopati mevcut idi.</p>

<p>Sonuç olarak 4 yıllık bir süre sonucunda, fenofibrat alan hastalarda bir göz doktoruna sevk ya da diyabetik retinopati ya da makülopati (diyabete bağlı sarı nokta sorunları) nedeniyle tedavi alma riski plasebo olan hastalara göre %27 oranında daha az saptandı.&nbsp;</p>

<p>Fenofibrat tedavisi ayrıca daha az sıklıkla maküla ödemi ve retinopati nedeniyle daha az sıklıkta tedavi ihtiyacı ile birliktelik gösterdi. Bu sonuçlar tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarında ve böbrek sorunu olan ve olmayan hastalar arasında herhangi bir farklılık göstermedi. Yani bu durumlar fenofibrat tedavisinin olumlu sonuçları üzerinde etkili değil idi.&nbsp;</p>

<p>Diyabetik retinopati görme kaybının önde gelen nedenlerinden biridir ve iyi bir kan glukoz kontrolü önemlidir. Ama birçok kişi için bu oldukça zor bir durumdur. Diyabetik retina hastalığının ilerlemesini azaltmak için daha basit stratejilere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu anlamda fenofibrat erken-orta şiddette diyabetik retinopatisi olan hastalarda ilave bir değer katabilecektir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/prk-lazer-ile-daha-iyi-goz-derecesi-smile-lazer-ile-daha-hizli-iyilesme-ortaya-cikmistir-124</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Sun, 07 Jul 2024 08:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>PRK Lazer ile Daha İyi Göz Derecesi, SMILE Lazer ile Daha Hızlı İyileşme Ortaya Çıkmıştır</h1>
                        <h2>Yapılan bir bilimsel çalışmada miyop astigmatı olan kişilerde PRK lazer ile daha iyi göz derecesi, smile lazer ile operasyon sonrasında daha hızlı iyileşme ve daha az rahatsızlık hissi ortaya çıkmıştır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/prk-lazer-ile-daha-iyi-goz-derecesi-smile-lazer-ile-daha-hizli-iyilesme-ortaya-cikmistir-1720333760.webp">
                        <figcaption>PRK Lazer ile Daha İyi Göz Derecesi, SMILE Lazer ile Daha Hızlı İyileşme Ortaya Çıkmıştır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><ul>
	<li>
	<p><a href="https://journals.healio.com/doi/10.3928/1081597X-20230113-01">Bir bilimsel çalışmada</a>, PRK lazer SMILE lazere göre ortalama göz derecesi ve astigmat düzeltmesi açısından daha iyi sonuçlar vermiştir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hasta tarafından ifade edilen operasyon sonrası rahatsızlık hissi ve görme seviyesi PRK lazerde 1. ayda daha kötü idi ama 18. ayda Smile lazer ile aynı seviyede idi.</p>
	</li>
</ul>

<p><strong>PRK lazer</strong> ve <strong>SMILE lazeri </strong>karşılaştıran bir bilimsel çalışmada ortalama göz derecesi ve astigmat düzeltmesi açısından PRK lazerin daha iyi sonuç verdiğini, SMILE lazerin ise daha az rahatsızlık hissi ve daha hızlı iyileşme gösterdiği bulunmuştur.</p>

<p>Çalışmaya 43 hasta dahil edilmiştir. Hastaların bir gözüne PRK lazer, diğer gözlerine ise SMILE lazer uygulanmıştır. Ortalama göz derecesi operasyon öncesinde -1 ile -8 derece arasında, astigmat seviyesi ise 4.5 derece veya daha az idi.</p>

<p>PRK lazer, mekanik epitel kaldırılması sonrasında wavefront-optimize lazer, Wavelight EX500 (Alcon) cihazı ile yapılmıştır. SMILE lazer ise VisuMax femtosecond lazer sistemi&nbsp;(Carl Zeiss Meditec) ile yapılmıştır.</p>

<p>18. ayda her iki grup (PRK lazer ve SMILE lazer yapılan gözler) arasında gözlüklü ve gözlüksüz görme seviyesi açısından bir fark saptanmadı. PRK grubunun %91'inde, SMILE lazer grubunun%84'ünde gözlüksüz görme seviyesi 20/20 ya da daha iyi idi. Operasyon güvenliği açısından da her iki grup benzer idi. Ancak, PRK lazer yapılan gözlerde 3 ve 18. aylarda ortalama göz derecesi daha düşük idi. PRK grubunda, 18. ayda gözlerin %98'i hedeflenen derecenin&nbsp;±0.5 derece içerisindeydi. %100'ü ise hedeflenen değerin&nbsp;±1 derece içerisindeydi. SMILE lazerde bu oranlar sırası ile %86 ve %98 idi.&nbsp;</p>

<p>PRK grubunda, 0.5 derece ya da daha düşük astigmatizma gözlerin %95'inde, SMILE lazer grubunda ise %81'inde saptandı. her iki grupta da gözlerin %100'ünde 1 derece ya da daha az astigmat elde edildi. Yüksek astigmatizmalı gözlerde istatistiksel analizler PRK lazer ile fazla düzeltme, SMILE lazer ile eksik düzeltme eğilimi olduğunu göstermiştir. Hata açısı SMILE lazer grubunda daha yüksek idi. 5°'den yüksek hata SMILE grubunda gözlerin %42'sinde, PRK grubunda ise %19'unda saptanmıştır.&nbsp;</p>

<p>1. ay kontrollerinde hastalar gözde yabancı cisim hissini ve daha kötü görme seviyesini PRK olan gözlerde bildirmişlerdir. Bununla birlikte 18. ay kontrollerinde her iki grup sonucu benzer saptandı.</p>

<p>Yazarlar, makalelerinin sonucunda "uzun dönem sonuçlarında PRK ve SMILE lazerin her ikisinin de miyopinin düzeltilmesinde etkili ve güvenli yöntemler olduğunu" bildirmişlerdir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/katarakt-ameliyati-geciren-bebeklerde-yillar-sonra-bile-goz-tansiyonu-ortaya-cikabilir-122</link>
            <category>GLOKOM</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jul 2024 20:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Katarakt Ameliyatı Geçiren Bebeklerde Yıllar Sonra Bile Göz Tansiyonu Ortaya Çıkabilir</h1>
                        <h2>Bu bilimsel çalışma doğumdan kısa süre sonra katarakt ameliyatı yapılan bebeklerde glokomun (göz tansiyonu)  yıllar sonra bile ortaya çıkabileceğini göstermiştir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/katarakt-ameliyati-geciren-bebeklerde-yillar-sonra-bile-goz-tansiyonu-ortaya-cikabilir-1720288288.webp">
                        <figcaption>Katarakt Ameliyatı Geçiren Bebeklerde Yıllar Sonra Bile Göz Tansiyonu Ortaya Çıkabilir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Aşağıdaki satırlarda bahsedeceğimiz bilimsel çalışma katarakt ameliyatı yapılan bebeklerde daha sonraki aylar ve yıllarda göz tansiyonu ortaya çıkıp çıkmadığını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.&nbsp;</p>

<p><strong>ÇALIŞMA DİZAYNI</strong></p>

<p>Bu bilimsel çalışmada 30 yıllık bir süre içinde katarakt ameliyatı yapılan 260 bebek çalışmaya alınmıştır. Bu bebeklere doğumsal katarakt nedeniyle bir ya da iki gözden katarakt operasyonu yapılmıştır. Ameliyat sonrasında 1 yıldan daha az süre takip edilmiş olan bebekler, katarakt ameliyatı sırasında zaten bilinen göz tansiyonu olanlar ve kataraktı, travma ya da retina dekolmanı nedeniyle ortaya çıkmış bebekler çalışmaya alınmamışlardır.&nbsp;</p>

<p><strong>ÇALIŞMA SONUÇLARI</strong></p>

<p>Çalışmaya 260 bebeğin 383 gözü dahil edilmiştir. Katarakt operasyonu esnasında ortalama yaş 52 gün idi. Ortalama 13.4 yıllık bir süre sonunda gözlerin %27'sinde katarakt ameliyatı sonrasında göz tansiyonu ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kayatın ilk 3 ayında yapılan ameliyatların sonrasında bu oran %34 iken, hayatın ilk 3 ayından sonra yapılan ameliyatlarda bu oran %15 idi. Bilimsel istatistikler daha küçük yaşın glokom gelişmesi açısından önemli bir risk faktörü olduğunu ortaya koymuştur. Göz tansiyonu gelişmesi açısından diğer risk faktörleri ise mikrokornea (küçük kornea), göz bebeklerinin az genişlemesi ve ön segment disgenezisi olarak saptandı. Ayrıca erken dönemde (katarakt ameliyatından sonraki ilk 1 yıl içinde)&nbsp;ortaya çıkan göz tansiyonu, geç dönemde (1 yıldan daha uzun süre ) ortaya çıkan göz tansiyonuna göre daha sıklıkla ameliyat gerektirmiştir.&nbsp;linical Significance</p>

<p>Bu çalışmanın sonuçları bebeklik döneminde katarakt ameliyatı sonrasında yıllar sonra bile gözz tansiyonu ortaya çıkabileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle bu çıcukları uuzun süre hatta ömür boyu göz tansiyonu açısından kontrol altında tutulmaları önemlidir.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/en-iyi-lazer-goz-ameliyati-yontemi-hangisidir-121</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 18:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>En İyi Lazer Göz Ameliyatı Yöntemi Hangisidir?</h1>
                        <h2>"En iyi lazer göz ameliyatı hangisidir?" sorusu sık sorulmaktadır. Herkes için en iyi bir lazer göz ameliyatından bahsedilemez. Göz muayenesi ve kornea topografisi testi ile size en uygun yöntemi belirlenebilir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/en-iyi-lazer-goz-ameliyati-yontemi-hangisidir-1720195348.webp">
                        <figcaption>En İyi Lazer Göz Ameliyatı Yöntemi Hangisidir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>EN İYİ LAZER GÖZ AMELİYATI YÖNTEMİ HANGİSİDİR?</h2>

<p>Lazer göz ameliyatında en iyi yöntemin hangisi olduğu ile ilgili hastalarımızdan çık sık sorular alıyoruz. Hemen şunu belirteyim ki herkesi gözü için ortak olan en iyi bir lazer göz ameliyatından bahsedilemez. Bazı hastalarımız <em>"smile lazer en iyi yöntem mi?"</em>, ya da <em>"no-touch lazer en iyi lazer yöntemi mi?"&nbsp;</em>diye sormaktadır. Bu sorulara cevap verelim.&nbsp;</p>

<p>Bu soruya cevap vermek için "en iyi" ifadesinden ne kastedildiğini anlamak gerekmektedir. En iyiden kastedilen "en hızlı yapılan", "en hızlı iyileşen", "gözün yapısına en uygun" olabilmektedir.</p>

<p>Öncelikle lazer göz ameliyatı yapılacak hastayı ayrıntılı bir göz muayenesine tabii tutmak gerekmektedir. Muayeneden sonra ise kornea topografisi testi yapılmalıdır. Kornea lazer göz ameliyatının yapıldığı göz tabakasıdır. Kornea topografi testinde hastanın kornea kalınlığı ve korneanın kırıcılık haritası incelenir. Kornea topografisinden elde edilen bulgular ile hastanın göz derecesi arasındaki ilişki değerlendirilerek lazer göz ameliyatı için gözün uygun olup olmadığı ve uygunsa hangi lazer yöntemine uygun olduğu değerlendirilir.&nbsp;<img alt="Kornea Topografi testi" src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/public/images/detay/Kornea-topografi-testi.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<h3>SMILE LAZER EN İYİ LAZER GÖZ AMELİYATI MI?</h3>

<p>Smile lazer son yıllarda geliştirilen üst düzey bir lazer göz operasyonu teknolojisidir. Smile lazer sonrasında hastanın iyileşmesi son derece hızlıdır. Hasta aynı gün hafif bulanık görür, birinci gün ise görme seviyesi son derece tatminkardır. Ancak smile lazerin herkes için en uygun lazer göz ameliyatı yöntemi olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Kişinin kornea kalınlığı yeterli değilse smile lazer yapılamaz. İleri seviyede göz kuruluğu varsa yine smile lazer uygun olmayabilir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/vitrektomi-ameliyati-nedir-120</link>
            <category>RETİNA</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 14:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Vitrektomi Ameliyatı Nedir?</h1>
                        <h2>Vitrektomi ameliyatı gözün arka kısmında bulunan retinaya ait sorunlar ve göz boşluğundaki kanamalar gibi nedenlerden dolayı yapılan ameliyatlardır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/vitrektomi-ameliyati-nedir-1720182449.webp">
                        <figcaption>Vitrektomi Ameliyatı Nedir?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>VİTREKTOMİ AMELİYATI NEDİR?</h2>

<p><strong>Vitrektomi ameliyatı</strong> gözün arka kısmında bulunan retina ve göz arkası boşluğunu dolduran vitreus jelini ilgilendiren ameliyatlardır. Vitrektomi latince bir kelime olup "<em>vitreusun alınması</em>" anlamına gelmektedir. yani vitrektomi ameliyatında vitreus adı verilen jel kıvamındaki madde göz dışına alınmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Retina gözün arka kısmında bulunan ve göz içine giren ışığı elektriksel yanıta çevirerek beyne ileten dokudur. Vitreus ise retinanın önünde bulunan göz içi boşluğu dolduran jel kıvamındaki bir sıvıdır. Vitrektomi ameliyatı ile retina ve vitreusta bulunan sorunlar giderilmektedir. "Vitrektomi" kelime anlamı olarak "vitreusun alınması" olsa da bu ameliyattta tek yapılan vitreusun alınması değildir. Vitreus bu ameliyatların tamamında alınır, ancak soruna bağlı olarak başka işlemler de yapılmaktadır.&nbsp;</p>

<h3>VİTREKTOMİ AMELİYATI NEDEN YAPILIR?</h3>

<p>Vitrektomi ameliyatı aşağıdaki göz sorunlarında uygulanmaktadır.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Diyabetik Retinopati (Şeker hastalığına bağlı retina sorunları)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz Arkası Kanamalar (İntravitreal kanama, subhyaloid kanama, subretinal kanamalar)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sarı nokta delikler (maküler hole)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Retina Yırtıkları ve Retina Dekolmanı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Epiretinal membran (Retina üzerinde zar oluşumu)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Maküler pucker (Sarı nokta üzerinde zar oluşumu)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Prematüre retinopatisi (Yenidoğanlarda görülen retina sorunları)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz travmaları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz içi yabancı cisim yaralanmaları</p>
	</li>
</ul>

<h3>VİTREKTOMİ AMELİYATI NASIL YAPILIR?</h3>

<p>Vitrektomi ameliyatı gözün arka kısmına ulaşmak için göz duvarında en az 3 adet delik açılarak yapılmaktadır. Bu deliklere sklerotomi girişleri adı verilmektedir. Bu delikler gözün saydam tabakası olan korneanın 3-4 mm gerisinden göz beyazı diye bilinen sklera dokusundan yapılmaktadır. Deliklerden birinden göz içini aydınlatan bir prob sokulur ve ameliyat yapılan göz arka kısmı aydınlatılır. Diğer bir delikten göze sıvı girişi yapılır. Bu sıvı girişi ile vitrektomi cihazı yardımıyla göz içi basıncı normal sabit seviyelerde tutulur. Üçüncü sklerotomi deliğinden ise göz arkası cereehisinin yapıldığı cerrahi aletlerin göz içine sokulup-çıkarılması sağlanmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Vitrektomi ameliyatlarında sonra göz içine sıvı, hava, gaz ya da silikon yağı verilerek ameliyat sonlandırılabilmektedir. Bu maddelerden hangisi ile ameliyatın sonlandırılacağı ameliyatın nedenine bağlıdır. Eğer retina yırtıkları ve retine dekolmanı nedeni ile yapılıyorsa gaz ya da silikon ile ameliyata son verilir. Bunun dışındaki nedenlerde ise hava ya da sıvı ile göz kapatılmaktadır. Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan herhangi bir aksi durum olmadıkça genellikle göz içinde hava ile ameliyata son vermektedir.</p>

<p>Göz içinde hava ile ameliyat sonlandırılırsa hava genellikle 4-7 gün içinde kendliğinden kaybolmaktadır. Hava göz içinde iken hastalar bu süre boyunca bulanık görmekte ve gözlerinin önünde sanki hava varmış gibi bir görüntü algılamaktadırlar. Eğer ameliyat göz içinde hava ile değil de gaz ile sonlandırılırsa havada olan aynı durumlar söz konusudur. Ancak gazın emilimi daha yavaş olacağından görme bulanıklığı gazın tipine bağlı olarak daha uzun sürmektedir.&nbsp; Bir diğer alternatif ise gözde silikon yağı bırakılarak vitrektomi ameliyatına son verilmesidir. Eğer silikon yağı verilerek ameliyata son verilirse silikonun ortalama 4-8 ay sonra gözden alınması gerekmektedir.</p>

<h3>VİTREKTOMİ AMELİYATI SONRASI DÖNEM NASIL GEÇER?</h3>

<p>Vitrektomi ameliyatı sonrasında birkaç gün, bazen biraz daha uzun sürebilen gözde kızarıklık, batma, yanma olmaktadır. Bunlar normaldir ve günler geçtikçe azalır ve kaybolur. Gözde hava ve gaz varsa, zamanla emildikçe görme seviyesinde artış olması kuvvetli ihtimaldir.&nbsp; Ameliyat sonrasında genellikle 1 ay kadar göz damlası damlatılır. Bu damlar arasında kortizol içeren, antibiyotik içeren ve yapay gözyaşları bulunmaktadır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/eog-testi-119</link>
            <category>ELEKTROFİZYOLOJİ</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>EOG Testi</h1>
                        <h2>Elektrookülogram testi gözün retina tabakasında bulunan retina pigment epiteli hücrelerinin ne kadar sağlıklı çalıştığının değerlendirilmesinde kullanılan bir testtir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/eog-testi-1720033957.gif">
                        <figcaption>EOG Testi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>EOG TESTİ NEDİR?</h2>

<p>EOG testi gözün retina tabakasında bulunan bazı hücrelerin çalışması hakkında bilgi veren bir testtir. EOG testi Elektrookülogram kelimesinin kısaltılmış halidir. EOG testi ile retinadan bulunan retina pigment epiteli hücrelerinin ön ve arka kısımları arasındaki potansiyel farkı saptanır. Bunun için hasta aralarında 30 derecelik açı bulunan iki adet fiksasyon noktasına ardı sıra bakarken gözlerin iç ve dış kısımlarına yerleştirilen elektrotlar yardımı ile retinada bulunan istirahat potansiyeli kaydedilir. Bu potansiyel retinanın genel sağlığı açısından değerli bilgiler vermektedir.​​</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/vep-testi-118</link>
            <category>ELEKTROFİZYOLOJİ</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>VEP Testi</h1>
                        <h2>VEP testi bir kişinin göz içi ve kafa içi görme yollarının fonksiyonlarının değerlendirilmesinde çok önemli bilgiler sağlayan bir testtir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/vep-testi-1720033429.webp">
                        <figcaption>VEP Testi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>VEP TESTİ NEDİR?</h2>

<p>VEP testi bir kişinin görme seviyesinin ne kadar olduğu konusunda değerli bilgiler veren bir testtir. VEP kelimesi İngilizce 'Visual Evoked Potentials' teriminin baş harflerinden oluşmaktadır. Anlamı 'görsel uyarılmış potansiyeller' demektir.</p>

<p>VEP testi hasta ya bir ekrandaki desene bakarken ya da gözü önünde parlak bir ışık flaşı patlatılarak çekilir. Bu uyaranlar sonucunda beyindeki görme merkezinde ortaya çıkan yanıtlar kaydedilir. Ekrandaki desene bakarken yapılan VEP testine Patern VEP testi (PVEP), ışık flaşı patlatılarak yapılan teste ise Flaş VEP (FVEP) testi adı verilir.</p>

<h3>PATERN VEP TESTİ</h3>

<p>Patern VEP testindeki 'patern' kelimesi 'desen' anlamına gelir. Bu testte hasta yaklaşık 1 metre kadar önünde bulunan bir ekrandaki dama tahtası şeklinde siyah ve beyaz karelerden oluşan bir desene bakar. Desende sürekli olarak her saniye beyaz kareler siyah, siyah kareler ise beyaza dönüşür. Bu esnada kafanın arka bölgesine yerleştirilen elektrotlar yardımı ile hastanın görme merkezinde ortaya çıkan elektriksel yanıtlar kaydedilir.&nbsp; Elde edilen yanıtların değerlendirilmesi ile hastanın görme derecesi hakkında bilgi sahibi olunur.</p>

<p>Patern VEP testi çok değerli bir testtir. Patern VEP testi ile görmeyi etkileyebilen herhangi bir sorunun kişinin görme yollarını ne kadar etkilediği konusunda değerli bilgiler elde edilir. Örneğin, Multiple Sclerosis (MS) gibi beyinde sinir hücreleri arasında iletimi yavaşlatan durumlarda MS hastalığının aktivitesi konusunda bilgi verir ve klinik bulgu vermeyen ama subklinik aktivite gösteren MS hastaları hakkında önemli bilgiler verir. Patern VEP testi ile medikolegal durumlarda ya da başka psikolojik süreçlerde hastanın görme durumu hakkında objektif bulgular elde edilir.</p>

<p>Bunun dışında patern VEP testi herhangi bir retina ya da optik sinir hastalığının tanısı, takibi ve tedavi değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Özellikle sağlık kurulu muayenelerinde rapor verilecek hastanın görme seviyesi konusunda objektif bilgi veren bir test olması dolayısıyla sık kullanılmaktadır.</p>

<h3>FLAŞ VEP TESTİ</h3>

<p>Flaş VEP testi hastanın gözü önünde bir ışık flaşı çakıldıktan sonra beyindeki görme merkezinde ortaya çıkan elektriksel yanıtın kafatası üzerine yerleştirilen elektrotlar yardımıyla kaydedilmesidir. Patern VEP testinin kaydedilmesi için hastanın bir desenin ortasında bulunan bir noktaya bakması gerekmektedir. Ancak hasta bir bebek ise ya da komada bir hasta ise bu durumda istemli olarak istenen noktaya bakması imkansızdır. İşte bu durumlarda flaş VEP testi hastanın görme seviyesi hakkında bilgi verir. Klinik kullanımı genellikle bu şekilde olsa da flaş VEP testinin kullanımı bu durumlarla sınırlı değildir. Flaş VEP testi herhangi bir retina ya da optik sinir hastalığının tanısı, takibi ve tedavisinin değerlendirilmesinde kullanılabilir.</p>

<h3>MULTİFOKAL VEP TESTİ</h3>

<p>Multifokal VEP testi henüz tandart klinik kullanıma girmemiş ve Uluslararsı Elektrofizyoloji Topluluğu tarafından standartları henüz ortaya konulamamış bir testtir. Multifokal VEP testinde amaç her bir retina bölgesinin uyarılması sonrasında beyinde ortaya çıkan elektriksel yanıtın değerlendirilmesidir. Günümüzde genellikle bilimsel amaçlarla kullanılmaktadır.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/erg-testi-117</link>
            <category>ELEKTROFİZYOLOJİ</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ERG Testi</h1>
                        <h2>ERG testi (elektroretinografi) gözün retina tabakasının fonksiyonunun objektif değerlendirilmesini yapan çok önemli bir elektrofizyolojik testttir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/erg-testi-1720033156.webp">
                        <figcaption>ERG Testi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2><span style="font-size:24px">ERG TESTİ NEDİR?</span></h2>

<p>ERG testi elektroretinogram anlamına gelmektedir. Gözümüzde ışığı algılayıp beyne iletilmek üzere işleyen tabaka retinadır. ERG testi retinanın sağlıklı çalışıp çalışmadığı konusunda çok değerli bilgiler veren bir testtir. ERG testinde retinanın fonksiyonu birkaç farklı şekilde kaydedilebilmektedir. Şimdi bunlardan bahsedelim.​</p>

<h3><span style="font-size:24px">TAM ALAN ERG TESTİ</span></h3>

<p>Tam-alan ERG testinde göz bebeği damla ile genişletildikten sonra bir ışık flaşı patlatılarak gözün retina tabakası uyarılır. Bunun sonucunda retinanın tamamından gelen elektriksel yanıt bir bütün halinde göz üzerine yerleştirilen bir elektrot yardımı ile kaydedilir.&nbsp; ​</p>

<p>Tam-alan ERG testi ile hem karanlıkta görmemizi sağlayan hücreler hem de aydınlıkta görmemizi sağlayan hücrelerin işlevleri ayrı ayrı değerlendirilebilmektedir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">PATERN ERG TESTİ</span></h3>

<p>Patern kelimesi desen anlamına gelmektedir. Bu testte hasta 1 metre mesafedeki bir ekrandaki satranç tahtası şeklindeki bir desene bakarken desendeki siyah kareler beyaza, beyaz kareler ise siyaha dönüşür. Bu esnada göze yerleştirilen bir elektrot yardımı ile patern ERG testi kaydedilir.&nbsp; Hasta ekranın ortasına bakarken retinada ortaya çıkan yanıtlar göz yüzeyine konulan bir elektrot yardımıyla kaydedilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Pattern ERG testi ile retinadan görmemiz açısından çok önemli olan sarı noktanın işlevi konusunda değerli bilgiler elde edilmektedir. Bunun yanında göz tansiyonu ya da görme siniri hastalıkları olan hastalarda görme sinirinin işlevinin değerlendirilmesinde kritik bir testtir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">MULTİFOKAL ERG TESTİ</span></h3>

<p>Tam alan ERG testi ile retinanın tamamından elde edilen elektriksel yanıtın tek bir yanıt olarak elde edildiğinden bahsetmiştik. Bunun tersine multifokal ERG testi ile retinanın lokal bölgelerinden elde edilen yanıtlar kaydedilebilmektedir. Bazı retina hastalıkları retinanın tamamını değil bir kısmını etkilediği için ilgili kısımların fonksiyonunu değerlendirmek multifokal ERG testi ile mümkün olabilmektedir.​</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/retina-yirtigi-ve-retina-dekolmani-114</link>
            <category>RETİNA</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Retina Yırtığı Ve Retina Dekolmanı</h1>
                        <h2>Retina yırtıkları ve retina dekolmanı göz hastalıkları içinde acil olan durumlardandır. Retina yırtıkları geç kalındığında kalıcı ciddi görme kayıpları ile sonuçlanabilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/retina-yirtigi-ve-retina-dekolmani-1720045650.webp">
                        <figcaption>Retina Yırtığı Ve Retina Dekolmanı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>RETİNA YIRTIKLARI NEDEN ÖNEMLİDİR?</h2>

<p>Retina Yırtıkları gözümüzün arka kısmında bulunan ve ışığı algılayan retina tabakasında ortaya çıkan yırtıklardır. Retinada yırtık oluştuğunda, gözün arka kısmında mevcut olan sıvı yırtık yerinden geçerek retina ve retinanın kanlanmasını sağlayan koroid tabakasını birbirinden ayırır. Bu ayrılma neticesinde retinanın kanlanması bozulur ve retinanın ayrıldığı bölgelerde kişi göremez hale gelir. İste retina yırtığının neden olduğu bu duruma <a href="https://gozdoktor.net/retina-yirtik-ve-retina-dekolman/">Retina Dekolmanı</a> adı verilir.&nbsp;</p>

<h3>RETİNA YIRTIKLARI NEDEN ORTAYA ÇIKAR?</h3>

<p>Retina Yırtıkları ortaya çıkış nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz.&nbsp;&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><em>Yaşa Bağlı Gözde Ortaya Çıkan Dejeneratif Değişiklikler</em> retinada yırtık oluşumu açısından riski artırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Göze ve Kafaya Alınmış Darbeler.</em> Travmalar sonucunda günler içinde retinada yırtık ve retina dekolmanı ortaya çıkabilir. Hatta bazen travmalar sonucunda yıllar sonra bile retina dekolmanı ve retina yrtıkları görülebilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><em>Doğumsal Bazı Retina Sorunları</em>. Retinada latis dejenerasyonu adı verilen ve doğuştan gelen bazı sorunlar retinada yırtık oluşumu açısından bir meyil oluşturur. Latis dejenerasyonu olan hastaların yüzde 7'sinde retina dekolmanı ortaya çıkmaktadır. Tersinden baktığımızda ise retina dekolmanı olan hastalkarının yzde 40'ında retinada latis dejenerasyonu mevcuttur.</p>
	</li>
</ul>

<h3>RETİNA YIRTIKLARI TEDAVİSİ</h3>

<p>Retina Yırtıklarının ve Retina Dekolmanının tedavisi genellikle ameliyattır. Eğer retina yırtığı henüz dekolman ortaya çıkmadan saptanmışsa bazen lazer tedavisi ile ameliyata gerek kalmayabilir. Ameliyat kararı ve ameliyatta uygulanacak yöntem retina yırtığının ilerleme durumu, yırtığın retinadaki yeri, hastanın yaşı, yırtığın ortaya çıkma nedeni faktörlerden etkilenmektedir.</p>

<h4>RETİNADA YIRTIKLAR NASIL OLUŞUR?</h4>

<p>Retina gözün içini kaplayan vitreus jeli ile temas halindedir. Sağlıklı bir gözde vitreus jeli homojendir ve sıkı bir yapısı vardır. Vitreus jelinin kıvamı ve homojen yapısı bazı durumlarda bozulabilmektedir.</p>

<p>Yüksek miyopi, göz travması, göz içi iltihapları gibi durumlar vitreus jelinin içinde sıvı ile dolu boşlukların oluşmasında neden olur. Bunun sonucunda vitreus göz hareketleri sonucunda retinayı sıkı yapışık olduğu bölgelerde çekmeye başlamaktadır. Bu çekintiler sonucunda retinada yırtıklar oluşabilmektedir. Bu çekintiler esnasında kişi ışık çakmaları benzeri parlamalar görebilmektedir. Çekintiler retinada yırtık oluşturursa vitreus jeli içindeki sıvı retina ile gözün dış duvarı arasında girmeye başlar ve retinayı dış duvardan ayırır. İşte bu duruma retina dekolmanı ya da retina ayrılması adı verilir. Retinanın görme ile ilgili hücreleri beslenmesini dış duvardaki kan damarlarından aldığı için zaman geçtikçe bu hücrelerde harabiyet başlar. Bu nedenle retina dekolmanı tedavisi acil yapılması gereken bir tedavidir. Ne kadar erken sürede retina dış duvara yapıştırılırsa görmedeki kazanç da o kadar fazla olmaktadır. Uzun süre retina dekolmanı olan kişilerde retina tekrar yerine yapıştırılsa dahi görmede artış olmayabilmektedir. Ancak görmede artış olmayabileceği farz edilse dahi retinanın yine de dekole bir şekilde bırakılması uygun değildir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/diyabetik-retinopati-113</link>
            <category>RETİNA</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Diyabetik Retinopati</h1>
                        <h2>Şeker Hastalığı gözde retina kanaması, sarı nokta ödemi, göz içi boşluğuna kanama ve katarakt gibi birçok soruna neden olabilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/diyabetik-retinopati-1720032111.webp">
                        <figcaption>Diyabetik Retinopati</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>DİYABETİK RETİNOPATİ NEDİR?</h2>

<p>Şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni “Diyabetik Retinopati”dir. Şeker hastalığına bağlı retina bozukluklarına diyabetik retinopati adı verilmektedir.</p>

<p>Diyabet, insülin salınımı veya insülün etkisinin yetersizliği sonucu kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren metabolik bir hastalıktır.</p>

<p>Diyabet, gözün özellikle sinir tabakasını (retina veya ağ tabaka) ve bu tabakadaki kılcal damarları etkileyerek çalışmasını bozmakta ve görme kayıplarına yol açmaktadır.</p>

<p>Şeker hastalarında; gençlerde ergenlik çağından itibaren, 30 yaşından sonra tanı konulan bireylerde ise tanı konulduğunda mutlaka göz muayenesi yapılmalıdır. Şeker hastalarında retina normal ise yılda bir kez muayene yapılmalıdır. Retinopati başladığında ise takip süresi duruma göre 3 - 4 aylık sürelere indirilebilir.</p>

<h3>DİYABETİK RETİNOPATİ RİSK FAKTÖRLERİ</h3>

<p>Diyabetik retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gelmektedir. Özellikle diyabet tanısından itibaren 10 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığı artmaktadır. Tip 1 veya insüline bağımlı genç diyabetiklerde ergenlik çağından sonra retinopati görülme sıklığı yaş ile ilgili olarak artmaktadır.</p>

<p>Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi, ani kan şekeri yükselmesi ve düşmesi, retinanın bozulmasını ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır. Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği (hiperlipidemi), böbrek hastalığı retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir.</p>

<h3>DİYABETİK RETİNOPATİ NASIL ORTAYA ÇIKAR?</h3>

<p>Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.</p>

<h3>DİYABETİK RETİNOPATİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 10 NOKTA</h3>

<p>Diyabetik retinopatiye bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel göz sorunları başlıca 4 ana başlık altında incelenebilmektedir. Diyabetik retinopati, diyabetik makülopati (sarı nokta ödemleri), <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/katarakt">katarakt </a>ve <a href="https://drfatihcakirgundogan.com/goz-tansiyonu">glokom </a>(göz tansiyonu).</p>

<ol>
	<li>
	<p>Diyabete bağlı olarak ortaya çıkabilen her bir sorun ciddi görme kaybına ve körlüğe neden olabilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik retinopatide normal şartlarda geçirgen olmayan retinadaki kan damarlarında orta çıkan değişiklikler sonucunda retina damarlarından retina dokusu içerisine sızıntı olmakta ve bu da ödeme neden olarak görmenin azalmasına neden olmaktadır.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik retinopati diyabete bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar içerisinde görme kaybına en sık neden olan sorundur ve çalışan popülasyonda önde gelen körlük nedenlerinden birisidir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik maküla ödemi diyabetik retinopatiye bağlı olarak orta çıkan sarı nokta ödemleridir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabete bağlı göz sorunları hastalığın ilaçlarla, fiziksel olarak aktif olmakla ya da sağlıklı bir diyetle engellenebilir ya da geciktirebilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik retinopati genellikle görme kaybı ortaya çıkmadan tanı konulmadığı için diyabet tanısı konulan hastaların en azından yılda 1 kez göz muayenesi olması çok önemlidir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Erken tanı, zamanında tedavi ve uygun takiplerle diyabete bağlı görme kayıplarının önüne geçilebilmesi mümkündür.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik retinopati tek başına ya da kombine halde bir grup tedavi şeklinin uygulanması ile tedavi edilebilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabetik retinopatinin tedavisi amacıyla yeni tedavi modalitelerinin geliştirilme çabaları aralıksız devam etmektedir.</p>
	</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/gozyasi-kanal-tikanikliklari-112</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gözyaşı Kanal Tıkanıklıkları</h1>
                        <h2>Gözyaşı kanalı gözyaşını burun boşluğuna aktaran bir kanal sistemidir. Gözyaşı kanalının herhangi bir yerinde ortaya çıkan tıkanıklıklar göz sulanmasına neden olmaktadır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/gozyasi-kanal-tikanikliklari-1720031513.webp">
                        <figcaption>Gözyaşı Kanal Tıkanıklıkları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</h2>

<p>Gözyaşı kanalı göz yüzeyi ile burun boşluğu arasında bir takım kanalcıklardan oluşan bir sistemdir. Bu kanalın herhangi bir yerinde ortaya çıkan tıkanıklık gözde sulanma ile kendisini gösterir.</p>

<p>Gözyaşı yolları her iki göz kapağının iç tarafında bulunan toplu iğne başı büyüklüğündeki deliklerden (punktum) başlar ve burnun alt kısmına kadar uzanarak burun boşluğuna açılır. Ağlayınca burnun akması gözle burun arasındaki bu bağlantı nedeni iledir. Punktumlar kanalikül adı verilen yaklaşık 1 cm uzunluğundaki küçük kanallarla devam ederek birleşir ve ortak kanalikülü oluşturur. Ortak kanalikül göz yaşı kesesine açılır. Göz yaşı kesesi ana göz yaşı kanalı ile devam ederek burun boşluğuna açılır. Punktumlar adı verilen deliklerden başlayarak bu kanalın hemen her bölgesinde farklı nedenlere bağlı olarak tıkanıklıklar oluşabilmektedir.</p>

<h3>PUNKTUM TIKANIKLIĞI</h3>

<p>Üst ve alt kapaklarda bir tane punktum bulunur. Punktum adı verilen bu delikler vasıtasıyla göz yüzeyindeki gözyaşı kanala girer. Bu deliklerin genişliği kişiden kişiye değişkendir. Göz yüzeyinde ve göz yaşı kanalı içindeki enfeksiyonlar nedeniyle bu delikler daralabilir ve tamamen tıkanabilirler. Bu durumda punktoplasti adı verilen operasyonla bu delikler kalıcı olarak genişletilir.</p>

<h3>BEBEKLERDE GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</h3>

<p>Bebeklik döneminde göz sulanması sık rastlanan bir durumdur. Bebeklerdeki göz sulanmasının en sık görülen nedenlerinden bir tanesi göz yaşı kanal tıkanıklığı durumudur. Bebeklerde göz yaşı kanal tıkanıklığı genellikle kanalın buruna açılan en son kısmında görülür. Bu bölgede Hasner valvi adı verilen bir zar bulunur. Bu zarın doğumda tam olarak açılmamasından dolayı o bölgede tıkanıklık ortaya çıkar. Bu durum genellikle doğumdan 1-2 ay sonra gözde sulanma ve çapaklanma ile kendini gösterir. Bir veya iki gözde birden olabilir. Göz yaşı üretimi genellikle doğumdan 2 ay sonra başladığı için ilk aylarda sulanma görülmeyebilir. Tıkanıklık ile birlikte enfeksiyon görülebilir. Enfeksiyon durumunda gözde çapaklanma, kirpiklerde yapışıklık ve gözde kızarıklık olur. Bu süre içinde gözde oluşan enfeksiyonla mücadele edilir. Oluşan çapaklar kaynatılıp soğutulmuş ılık suyla yumuşatılarak temizlenir. Bebek şampuanı kullanılarak göz kapağı yıkanır ve antibiyotik damla kullanılır.</p>

<h3>BEBEKLERDE GÖZ YAŞI KANAL MASAJI</h3>

<p>Bebeklik döneminde göz sulanması sık rastlanan bir durumdur. Bebeklerdeki göz sulanmasının en sık görülen nedenlerinden bir tanesi göz yaşı kanal tıkanıklığı durumudur. Bebeklerde göz yaşı kanal tıkanıklığı genellikle kanalın buruna açılan en son kısmında görülür. Bu bölgede Hasner valvi adı verilen bir zar bulunur. Bu zarın doğumda tam olarak açılmamasından dolayı o bölgede tıkanıklık ortaya çıkar. Bu durum genellikle doğumdan 1-2 ay sonra gözde sulanma ve çapaklanma ile kendini gösterir. Bir veya iki gözde birden olabilir. Göz yaşı üretimi genellikle doğumdan 2 ay sonra başladığı için ilk aylarda sulanma görülmeyebilir. Tıkanıklık ile birlikte enfeksiyon görülebilir. Enfeksiyon durumunda gözde çapaklanma, kirpiklerde yapışıklık ve gözde kızarıklık olur. Bu süre içinde gözde oluşan enfeksiyonla mücadele edilir. Oluşan çapaklar kaynatılıp soğutulmuş ılık suyla yumuşatılarak temizlenir. Bebek şampuanı kullanılarak göz kapağı yıkanır ve antibiyotik damla kullanılır.</p>

<h3>PROBING (SONDALAMA) OPERASYONU</h3>

<p>Bebeklerdeki göz yaşı kanal tıkanıklığı yüzde 90 ihtimalle ilk 1 yıl içinde kendiliğinden açılır. Bu nedenle bebek 1 yaşını doldurana kadar beklenir. Ancak açılamadığı durumlarda fazla beklemeden 'probing' yani sondalama adı verilen bir operasyon uygulanır. Bu operasyon genel anestezi altında yapılır. İnce bir sonda göz yaşı kanalına sokulur ve ilerletilerek tıkanıklık olan yerdeki zar açılır. Bu operasyon için 12 ay doldurulduktan sonra fazla beklememek gerekir. Çünkü zaman ilerledikçe operasyonun başarı oranları azalmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Probing operasyonu 15 dakika kadar sürmektedir. Ameliyatta herhangi bir kesi yapılmaz, ağrısız ve kansızdır. Ameliyat sonrası göz kapatılmaz, 1 hafta damla kullandırılır. İlk sondalama ile açılmayan bebeklere 2 ay sonra 2. sondalama yapılabilir, yine açılmazsa göz yaşı yollarına tüp takılır. Tüp 3 – 6 ay yerinde bırakıldıktan sonra alınır. Sondalama beş yaşından sonra etkili olmadığı için genelde uygulanmaz, geç kalınan, tekrarlanan sondalama ve tüp takılması girişimlerine rağmen açılmayan olgulara DSR denilen ameliyat gerekir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">ERİŞKİNLERDE GÖZ YAŞI KANAL TIKANIKLIĞI</span></h3>

<p>Göz yaşı yollarının punktumdan sonraki ikinci kısmı kanalikül denilen kapaklardan göz yaşı kesesine uzanan küçük kanallar ve bunların keseye girmeden hemen önce birleşerek oluşturduğu ortak kanaliküldür. Bu kısımlarda oluşan darlık veya tam tıkanmalarda da genelde sadece sulanma şikayeti olur, çapaklanma veya iltihabi akıntı olmaz. Tıkanıklık sadece bu kısımdaysa ve ana kanal açıksa açık ameliyatsız sadece kanaliküllere tüp takılması tedavide yeterlidir. Bu tüp 3-6 ay kaldıktan sonra çıkarılır.</p>

<p>Göz yaşı kanal tıkanıklıklarının büyük bölümünü ana gözyaşı kanal tıkanıklıkları oluşturur. Bu hastalarda gözde sulanma , çapaklanma, ağrı, kızarıklık iltihaplı akıntı şikayetleri vardır. Zaman zaman akut enfeksiyon atakları da oluşabilir. Enfeksiyon olduğunda burun kökünde ağrı, şişlik, kızarıklık oluşur ve ağızdan antibiyotik kullanılması gerekir. Ana göz yaşı kanal tıkanıklığının tedavisi cerrahidir.</p>

<h3>DSR AMELİYATI</h3>

<p>Ameliyatta göz yaşı kesesi buruna ağızlaştırılır. DSR diye bilinen bu ameliyat 3 şekilde yapılabilir. Birincisi burun kökünden 1 cm cilt kesisi ile girilerek yapılan açık yöntem, ikincisi burundan girilerek yapılan endoskopik yöntem, üçüncüsü punktumdan (göz pınarından) girilerek yapılan lazer DSR yönetemidir. Bu üç yöntem içinde en sık uygulanan ve başarı oranı en fazla olan (%80-90) cilt yoluyla yapılan açık (eksternal DSR) yöntemidir. Bu yöntemin en büyük dezavantajı ciltte iz bırakabilmesidir. Buna rağmen cilt kesisini mümkün olduğunca küçük yapan tecrübeli cerrahlarda bu ihtimal yok denecek kadar azdır. Açık yöntemde ameliyat süresi ortalama 45 dakikadır. Lokal veya genel anestezi altında uygulanabilir. Ameliyat sonrasında burun kanaması olmasın diye gerekirse 2 günlük burun tamponu konabilir. Eşlik eden punktum ve kanalikül darlığı veya tıkanıklığı yoksa tüp takılmasına gerek yoktur.</p>

<h4>HANGİ YÖNTEM DAHA İYİDİR?</h4>

<p>Diğer iki yöntem ciltte iz kalma riski olmaması, ameliyat süresinin kısa olması, daha hızlı iyileşmesi, kanama riskinin daha az olması gibi avantajlara sahip olmasına rağmen ikisinin de başarı oranı açık ameliyata göre daha düşüktür ve daha sık tüp takılmasını gerektirir. Kanal tıkanıklıklarının ilk elden başarılı olarak ameliyat edilmesi önemlidir. Çünkü tekrarlayan kanal tıkanıklıklarının tedavisi daha zor ve ameliyat başarısı daha düşüktür ve hemen hepsinde tüp takılmasını gerektirir. Kanal ameliyatlarında tüp gerekmedikçe takılmamalıdır. Çünkü bazen takılan silikon tüpe karşı oluşan reaksiyon bizzat tıkanma sebebi olabilmektedir. Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın DSR ameliyatında yapılan şey aynıdır. Göz yaşı kesesi ile burun zarı arasındaki ince kemik çıkarılır ve kese burun boşluğuna ağızlaştırılır. Çıkarılan bu kemik 1 cm boyutlarındadır ve yüzde bir deformasyon oluşturmaz, dışarıdan belli olmaz. Ameliyattan sonra göz çevresinde şişlik ve morluk olabilir, 1 hafta oral ve topikal antibiyotik kullanılır. Dikişler 1 hafta sonra alınır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-kanamalari-nedenleri-ve-tedavisi-111</link>
            <category>GENEL</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 20:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz Kanamaları Nedenleri Ve Tedavisi</h1>
                        <h2>Bu yazıda Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan göz kanamaları hakkında bilgi vermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-kanamalari-1720030365.webp">
                        <figcaption>Göz Kanamaları Nedenleri Ve Tedavisi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2><span style="font-size:28px">GÖZ KANAMASI NEDEN OLUR?</span></h2>

<p>Göz kanamasının gözün yüzeyinde olan ve gözün iç kısmında olan tipleri vardır. Bu tip kanamalar arasında önem açısından büyük farklılıklar vardır. Gözün dış kısmında olan kanamalar genellikle sebebi kesin bir şekilde bilinemeyen kanamalardır. Gözün iç kısmında olan kanamalar ise genellikle ciddi nedenleri olan ve görme kaybına neden olabilen kanamalardır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ İÇİ KANAMASI NEDEN OLUR?</span></h3>

<p>Göz içi kanaması iki başlık altında incelenelir. Gözün iç kısmında ön segmentte olan kanamalar ve arka segmentte olan kanamalar. Ön segmentte olan kanamalar göze gelen darbeler, üveit, şeker hastalığı gibi hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Gözün arka kısmına olan kanamalar ise genellikle şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ KANAMASI KÖRLÜĞE NEDEN OLUR MU?</span></h3>

<p>Göz kanaması körlüğe neden olabilir. Özellikle göz arkasında olan göz kanamaları şeker hastalığı olan hastalarda görülmektedir. Bu hastalarda kanama dışında genellikle başka retina sorunları da mevcuttur. Bu hastalarda sorun bazen çok ileri olabilir ve uygun bir şekilde ve zamanında tedavi edilmeleri çok önemlidir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">GÖZ KANAMASI NE KADAR SÜRER?</span></h3>

<p>Göz Kanamasının ne kadar süreceği nedeniyle yakından ilişkilidir. Gözün yüzeyinde olan subkonjunktival kanamalar kendiliğinden 3-10 gün içinde ortadan kaybolurken, gözün iç kısmında olan daha ciddi kanamaların tedavisi daha uzun sürebilmektedir. Bu konuda kesin bir süre vermek doğru değildir. Hastadan hastaya ve neden bağlı olarak süre değişiklik göstermektedir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-kapagi-hastaliklari-110</link>
            <category>OKÜLOPLASTİ</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 17:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz Kapağı Hastalıkları</h1>
                        <h2>Göz kapaklarında düşme (Pitozis), göz kapaklarında cilt sarkmaları (Blefaroşalazis), göz kapağının içe (Entropiyon) ve dışa (Ektropion) dönmesi sık görülen sorunlardandır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-kapagi-hastaliklari-1720017758.webp">
                        <figcaption>Göz Kapağı Hastalıkları</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2><span style="font-size:24px">BLEFAROŞALOZİS</span></h2>

<p>Blefaroşalozis göz kapağının zaman zaman alevlenen ve tekrarlayan ödemi ve enflamasyonu ile karakterize bir rahatsızlıktır. Tekrarlayan ataklar sonrasında zamanla göz kapağında gerilme ve atrofi adı verilen dokunun incelmesi durumu ortaya çıkar. Bunun sonucunda ise göz kapağı çevresinde gevşek kıvrımlanmalar ve sarkmalar ortaya çıkar. Tipik olarak üst göz kapaklarını etkiler, tek taraflı ya da iki taraflı olarak ortaya çıkabilir.</p>

<p>Blefaroşaloziste görülen göz kapağı ödemleri ağrısızdır ve günlerce devam edebilir. Göz kapağı şişliği günlerce devam edebilir. Göz kapağındaki ödemin nedeninin bir 'anjioödem' olduğu düşünülmektedir. Anjioödem göz kapağındaki damarlardan göz kapağı dokusu içerisine hızla sıvı geçişi ve ödem oluşturması anlamına gelmektedir. Bu şekildeki tekrarlayan ataklar sonucunda göz kapağında incelme ortaya çıkar ve göz kapak derisi zayıflar. Hatta bazen göz kapağını kaldırmaya yarayan kas da etkilenebilir ve bu durumda göz kapağı sarkması yanında kapakta düşme de (pitozis) ortaya çıkabilir.</p>

<p>Çoğu hastada blefaroşalozis idyopatiktir, yani herhangi bir nedeni ortaya konulamaz ve altta yatan neden tam olarak aydınlığa kavuşturulamaz. Ancak bunun yanında az bir hasta grubunda böbrek sorunları, omurga anormallikleri ve bazı doğumsal kalp hastalıkları ile birlikte de görülebilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Blefaroşalozis daha çok gençlerde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.</p>

<p>Blefaroşalozis tedavisinde blefaroplasti adı verilen kapak sarkmasının düzeltilmesi (blefaroplasti) ve varsa göz kapağı düşmesinin düzeltilmesi operasyonları yapılmaktadır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">EKTROPİYON</span></h3>

<p>Ektropion göz kapaklarının dışa doğru dönmesini tarif etmek için kullanılan bir terimdir. Genellikle alt göz kapağında ortaya çıkmaktadır. Hafif bir dışa dönme şeklinde de olabilir ya da total olarak göz kapağı dışa dönmüş te olabilir. Göz kapağının dışa dönmesi sonucunda göz kapağının göze bakan içyüzünde bulunan ve konjonktiva adı verilen zar şeklindeki doku dış ortamla temas haline geçer. Bu da konjonktivanın kurumasına, hasar görmesine ve buna bağlı olarak başka sorunların ortaya çıkmasına yol açar. Göz kapağının dışa dönmesi sonununca göz kapağı kenarında bulunan ve gözyaşının drene olduğu punktum adı verilen delikten gözyaşının gözyüzeyini terk etmesi bozulur ve sürekli göz yaşarması şikayeti ile karşılaşılır. Sürekli olarak gözkapağı üzerindeki gözyaşını silmek isteyen hastanın elinin dışa dönmüş konjonktiva ile temas etmesi kronik nitelikte başka sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir.&nbsp;</p>

<p>Ektropion konjenital (doğumsal) olabilir ya da sonradan da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Genç yaşlarda gözkapağı üzerine gelen travmalar sonucunda ortaya çıkan göz kapağındaki nedbe dokusunun göz kapağını dışa oğru çekmesi sonucunda ektropion ortaya çıkabilir. Yaşlı bireylerde ortaya çıkan ektropion ise genellikle gözkapağı dokularının gevşemesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunların dışında ektropion ayrıca yüz felçlerinde, yüz ve göz kapağı yanıklarında, göz kapağı üzerindeki tümörlerde, cilt allerjisi durumlarında ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>Ektropion bireylerde kronik göz yaşarmasına, göz kapağı kenarında kızarıklığa, göz kuruluğuna ve göz kapağında şişlikler neden olmaktadır.</p>

<p>Ektropion'un önlenmesi konusu nedeni ile ilişkilidir. Ektropion eğer bir cilt allerjisi nedeni ile ortaya çıkmış ise allerji ilaçlarının uygun kullanımı ile ektropionun ortaya çıkması engellenebilmektedir. Ancak travma ya da yaşa bağlı ektropionlarda oluğu gibi çoğu kez ektropionun ortaya çıkması engellenememektedir.&nbsp;</p>

<p>Ektropionun tedavisinde gözyaşı damlaları ve jelleri ile göz kapağının ve gözün nemli kalmasının temini önem arzetmektedir. Ancak ektropionun kesin tedavisi cerrahi tedavidir. Yani göz kağındaki sorunun oprasyon ile ortadan kaldırılmasıdır.</p>

<h3><span style="font-size:24px">ENTROPİYON</span></h3>

<p>Entropion göz kapağının içe doğru döndüğü bir durum anlamına gelir. Kirpikleriniz gözünüze sürter ve gözünüzün korneasında kızarıklık, tahriş ve sıyrıklara neden olur.</p>

<p>Entropion ya da göz kapağı retraksiyonu yavaş yavaş gelişir ve erken aşamalarında fark edilemeyebilir. Ancak zamanla, gözün her hareketi kornea yüzeyini rahatsız edene kadar bu durum kötüleşir. Tedavi olmazsa bu durum sürekli aşınma göz enfeksiyonlarına ve göz küresinin yaralanmasına neden olabilir. Ciddi bir durumda, etkilenen gözde görme kaybı yaşayabilirsiniz.</p>

<p>Entropion yaşlılar arasında yaygın bir durumdur. En çok alt göz kapağı etkilenir ve bu bir ya da her iki gözde oluşabilir. Tedavi doktor ofisinde yapılabilen nispeten basit bir ameliyatı gerektirir.</p>

<p>Entropionun çeşitli nedenleri vardır. Bunların hepsi göz kapaklarını kontrol eden kasların gevşemesini içerir.</p>

<p><strong>Senil (Yaşlılık) Entropion:</strong> Yaşınız büyüdükçe cilt kollajen kaybeder ve göz kapağı kasları gevşer. Göz çevresindeki gevşek kaslar ve cilt göz kapağının kenarının içe dönmesine yol açabilir.</p>

<p><strong>Konjenital Entropion:</strong> Bebekler entropion ile doğmuş olabilir, ancak bu durum oldukça nadirdir.</p>

<p><strong>Kimyasal Yanıklar veya Ameliyatlar:</strong> Kimyasal yanıklar ve ameliyatlar gözün şeklini değiştirebilir ve göz kapağının gevşeyip içe dönmesine neden olabilir.​​</p>

<p><strong>Trahom:</strong> İçe dönmüş göz kapakları Afrika, Asya ve Orta Doğu bölgelerinde bulunan yaygın bir göz hastalığı olan trahomun karakteristik belirtilerden biridir. Hastalığa bakteriler neden olur ve gelişmekte olan ülkelerde körlüğün en yaygın kaynaklarından biridir. Bu hastalık ortak kullanılan kese veya havlu yoluyla kişiden kişiye bulaşır. Sinekler de insanlar arasında enfeksiyonu bulaştırabilir. Göz problemleri oluşursa ve son zamanlarda trahomun mevcut olduğu bir bölgeye gittiyseniz, doktorunuz ile seyahatleriniz ve göz sorunlarınızı tartışmanız gerekir.</p>

<p><strong>Herpes Zoster Oftalmikus (HZO)</strong>: HZO, entropion de dahil olmak üzere pek çok sorunlara neden olabilen gözün herpes enfeksiyonudur. Suçiçeği ve zona ile ilişkili virüs, yıllarca vücutta uykuda kalabilir ve sonraki hayatınızda zona olarak aktif hale gelebilir. HZO yoğun tedavi gerektiren ciddi ve ağrılı bir durumdur.</p>

<h4><span style="font-size:18px">BELİRTİLER&nbsp;</span></h4>

<p>Entropion belirtileri genellikle sadece hafif bir göz tahrişi olarak başlayarak yavaş yavaş gelişir. Gözkapağı içe doğru döner ve kirpikler korneayı kazımaya başlar. Zamanla korneanızda tekrarlanan aşınmaya yol açabilir. Bunun sonucunda ​göz kızarıklığı, ​sulanan, yaşaran gözler, ​kornea enfeksiyonları, ​nedbeleşme ve ​görme kaybı bulguları ortaya çıkabilir.&nbsp;</p>

<h4><span style="font-size:18px">TANI</span></h4>

<p>Entropionu görsel olarak teşhis etmek genellikle kolaydır. Doktorunuz önceki göz yaralanmaları, hastalıkları veya kimyasal maddelere maruz kalma gibi olası nedenler hakkında soracaktır. Doktorunuz kısa bir test yapabilir. Bu test hafifçe gözü kapağını tutma ve ne hızla tekrar yerine oturacağını görmek için kaldırıp bırakmayı içerir. Eğer kollajen ve kas tonusu kaybı varsa, bu test görsel tanıyı doğrulamaya yardımcı olur.</p>

<h4><span style="font-size:18px">TEDAVİ</span></h4>

<p>Hafifçe göz kapaklarınızı gözünüzün dışına çekerek ve bantlayarak genellikle kısa vadeli rahatlama elde edebilirsiniz. Bu durum, göz kapağını gözün yüzeyinden çevirmeye neden olan gerilimi yaratır. Çoğu durumda, ameliyat göz kapağı etrafındaki kasları sıkmak için gerekli olacaktır. Cerrahi lokal anestezi kullanılarak doktor ofisinde yapılabilir. Cerrahi göz kapağını sıkıp tekrar dışarı doğru çevirmek için dikişler yerleştirmeyi içerir. Ameliyattan sonra, doktorunuz göz damlaları yazabilir ve gözü korumak için gece gözün kapatılmasını önerebilir. Birkaç gün içinde iyileşme fark etmeniz beklenir. Hasta yaşlandıkça ve göz kapağı dokusu gevşemeye devam ettikçe vakaların yaklaşık yüzde 15'inde tekrarlanan ameliyatlar gerekebilir.</p>

<h3><span style="font-size:24px">PİTOZİS</span></h3>

<p>Pitozis üst göz kapağının düşmesidir. Düşme miktarı uyanıklık süresi uzadıkça ve kapak kasları yoruldukça daha belirgin hale gelebilir. Göz kapağı düşüklüğü bebeklerde görüldüğünde ve erken tedavi edilmediğinde göz tembelliğine neden olabilmektedir. Çocukluk çağında uzun süren pitozis astigmata da neden olabilir. Astigmatizm de ayrıca bu hastalarda erken çocukluk çağında göz tembelliğine neden olabilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Pitozis gözkapaklarını kaldıran kasların fonksiyon bozukluğu neticesinde ortaya çıkmaktadır. Göz kapağını kaldıran iki kas bulunmaktadır. Bunlardan göz kapağının ana elevatör kası levator palpebra superioris kasıdır. Daha az kaldıran (2-3 mm) kas ise Müller kasıdır. Pitosis bir ya da her iki göz kapağında ortaya çıkabilir, yaşlılarda daha sık görülür. Ancak doğuştan pitosis de görülmektedir. Bu duruma konjenital pitosis adı verilir. Konjenital pitosis bazen genetik geçişli olarak da ortaya çıkabilmektedir. Pitosis ayrıca göz kağaklarını kaldıran kasların ya da sinirlerin bir travma sonucu yaralanması ya da hasar görmesi sonucunda da ortaya çıkabilmektedir. Sinir iletim bozukluğuna bağlı ptosis durumları diabet, beyin tümörleri ya da akciğer tümörlerinde görülebilmektedir. Kas fonksiyon bozukluklarına bağlı ptosis ise miyasthenia gravis ve okülofaringeal musküler distrofi gibi nörolojik rahatsızlıklarda görülebilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Pitozisin en sık görülen formlarından birisi senil pitosis ya da involüsyonel pitosis adı verilen yaşlılığa bağlı olarak göz kapağı kaslarında ortaya çıkan dejeneratif değişiklikler sonucunda ortaya çıkmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Mekanik pitosis ise göz kapağındaki tümör gibi kitlesel lezyonların göz kapağı üzerindeki ağırlık etkisi sonucunda göz kapağının aşağı düşmesine verilen isimdir.&nbsp;</p>

<p>Pitosis yukarıdaki nedenler düşünüldüğünde miyojeniik (kas fonksiyon bozukluklarına bağlı), nörojenik (sinir iletim bozukluklarna bağlı), aponevrotik (senil ya da involüsyonel), travmatik ya da mekanik olmak üzere sınıflandırılmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Konjenital pitosis, senil (yaşlılığa bağlı) pitosis ve mekanik pitosis'in tedavisi cerrahidir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-ici-lensler-mercekler-109</link>
            <category>MERCEKLER</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 17:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz İçi Lensler (Mercekler)</h1>
                        <h2>Göz içi lensler katarakt ameliyatında ve mercek değişimi ameliyatlarında kullanılmaktadır. Tek odaklı standart lensler, torik lensler, multifokal lensler (akıllı lens) gibi alt tipleri bulunmaktadır. her lens tipi herkese uygun olmayabilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-ici-lensler-1720016863.webp">
                        <figcaption>Göz İçi Lensler (Mercekler)</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>GÖZ İÇİ LENSLER</h2>

<p>Göz içi mercekler ya da göz içi lensler gözümüzde doğal olarak var olan merceklerin yerine kullanılması amacıyla üretilmiş merceklerdir. Göz içi merceklerin iki temel kullanım alanı vardır. Bunlardan birincisi katarakt ameliyatları, ikincisi ise göz derecelerinin çok yüksek olduğu kişilerde göz derecelerinin sıfırlanmasıdır.</p>

<p>Göz içi merceklerin bazı tipleri vardır. Bunlar tek odaklı lensler, çok odaklı lensler (multifokal lensler), tek odaklı olup artırılmış görme derinliğine sahip lensler (EDOF) ve torik lenslerdir.</p>

<p>Göz içi lensler (mercekler) göze ameliyatla yerleştirilmeden önce lens gücü hesaplaması işlemi yapılır. Lens gücü hesaplaması ile göze yerleştirilecek lensin gücü belirlenir. Göze yerleştirilecek lensin derecesi ile kişinin ameliyattan sonra göz derecesinin ne olacağı belirlenmektedir. Ancak genellikle göz derecesinin sıfır olması hedeflenmektedir. Ancak farklı uygulamalar da vardır. En sık uygulanan uygulamalardan biri monovizyon uygulaması olup aşağıda kısaca değineceğim.</p>

<p><iframe frameborder="0" height="350" name="Göz İçi Mercekler" scrolling="no" src="https://www.youtube.com/embed/xda5ldoc8mg?si=ECX5wB6gToy_Rg6G" width="560"></iframe></p>

<h3>TEK ODAKLI LENSLER</h3>

<p>Tek odaklı lensler kendisi üzerine gelen ışığı tek bir odağa odaklayan lenslerdir. Tek odaklı lensler göze yerleştirildiğinde eğer göz derecesi sıfır olacak şekilde lens gücü belirlenmişse kişi uzağı net bir şekilde görür ve fakat yakında okuma gözlüğü ihtiyacı olur. Tek odaklı lensler kullanıldığında bazen monovizyon adı verilen uygulamayı yaparız. Monovizyon uygulamasında kişinin bir gözü uzağı görecek şekilde, diğer gözü de yakını net görecek şekilde ayarlanır. Bu şekilde iki göz açık kişiler gözlükten bağımsız hale gelebilmektedirler.&nbsp;</p>

<h3>ÇOK ODAKLI LENSLER</h3>

<p>Çok odaklı lensler akıllı mercekler ya da akıllı lens olarak da bilinmektedir. Multifokal mercekler monofokal merceklerin aksine hastanın hem uzağı, hem orta mesafeyi hem de yakın mesafeyi gözlüksüz görebilmesi amacıyla son yıllarda kullanımı artmış merceklerdir. Multifokal merceklerin üzerinde bulunan ve halka şeklinde olan farklı kırıcı alanlar ışığı uzak, orta ve yakın mesafeye odaklamaktadırlar. Bu şekilde hastalar her mesafeyi gözlüksüz görebilme imkanına sahip olmaktadırlar. Fiyatları monofokal merceklere göre daha pahalıdır. Monofokal merceklere olan zayıf noktaları cerrahi sonrasında görüntünün parlaklığında bir miktar azalma olabilmesidir. Çünkü akıllı lens kendisi üzerine gelen ışığı uzak, orta ve yakına odaklamak amacıyla bölmektedir. Bu da kişinin bu mesafeleri görebilmesini sağlarken görüntü kalitesinde monofokal lenslere göre bir miktar azalma olmaktadır.</p>

<p>Akıllı lenslerin her kişiye kullanılması uygun değildir. Özellikle gençlerde mümkün olduğunca kaçınmak gerekmektedir. Akıllı lens operasyonundan en sık hipermetrop volan kişiler ve kataraktı yoğun olan kişiler fayda görmektedirler.</p>

<h3>TORİK LENSLER</h3>

<p>Tek odaklı ve çok odaklı lensler ile kişinin ameliyat öncesinde var olan miyop ve hipermetropisi düzeltilebilir. Ancak kişide önemli derecede astigmat var ise bu durumda astigmat düzeltilemez. Astigmatı düzeltmek için torik lensler vardır. Hem monofokal hem de multifokal lenslerin torik tipleri vardır. Torik lenslerin üzerinde birbiri karşısında iki tane çizgi ya da belirteç vardır. Torik lens göze yerleştirilirken belirteçler kişinin astigmatını ortadan kaldıracak şekilde yerleştirilir. Bu şekilde astigmat sorunu da ortadan kaldırılmış olur.&nbsp;&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/goz-tansiyonu-belirtileri-ve-tedavisi-108</link>
            <category>GLOKOM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 17:08:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Göz Tansiyonu Belirtileri Ve Tedavisi</h1>
                        <h2>Göz Tansiyonu (Glokom), normal göz içi basıncının göz arkasında bulunan sinirlere zarar verecek derecede yükselmesi ile karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Göz tansiyonunun ihmal edilmesi körlük ile sonuçlanabilmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/goz-tansiyonu-belirtileri-ve-tedavisi-1720045762.webp">
                        <figcaption>Göz Tansiyonu Belirtileri Ve Tedavisi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>GÖZ TANSİYONU (GLOKOM) NEDİR?</h2>

<p>Glokom, göz içi basıncının artması ve bu artmanın göz sinirlerine bası yaparak görme kaybına neden olması durumudur. Glokom tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybı nedenidir. Kırk yaşın üzerinde yaklaşık olarak her 40 kişiden 1'inde görülür ve hastalığın ortaya çıktığı 20 kişiden 1'inde her iki gözde kalıcı görme kaybına, yani total körlüğe neden olur.</p>

<p>Göz içi sıvısı gözün ön kısmında silyer cisim adı verilen bir bölgede üretilir ve yine gözün ön kısmında olan ve trabeküler ağ adı verilen bir başka bölgeden emilmektedir. Glokom rahatsızlığı genellikle sıvının emilim yollarındaki herhangi bir sorundan ortaya çıkmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Halk arasında göz tansiyonu ve karasu adlarıyla bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır.</p>

<p>Göz tansiyon tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir. Glokomda, göz içindeki sıvı basıncı, göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir. Bu hastalık iki türlü gerçekleşir: kalıcı glokom ve süreksiz glokom. Kalıcı glokom ömür boyu devam eder ama süreksiz glokom yorgun anlarda belirmeye başlar.</p>

<h3>GÖZ TANSİYONU BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>

<p>Normalde göz içi oluşumların beslenmesi için göz içerisinde sürekli olarak bir sıvı mevcuttur. Bu göz içi sıvısı, aynı zamanda sürekli olarak bazı kanallarla göz dışına atılır. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan bu kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması veya sonradan bazı hastalıklar nedeniyle ortaya çıkar. Göz içi sıvısının yeterli boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir ve yükselen göziçi basıncı da görmeyi sağlayan göz siniri hücrelerinin beslenmesini engeller. Göz siniri hücreleri yükselen göz içi basıncı nedeniyle hasar görerek yavaş yavaş öldükçe çevreden merkeze doğru görme kaybı ortaya çıkar. Hücrelerin tümü öldüğü zaman kalıcı total görme kaybı oluşur.</p>

<h3>KİMLER GÖZ TANSİYONUNA MEYİLLİDİR?</h3>

<p>Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir. Toplumda 40 yaş üzerinde %2, 60 yaş üzerinde %10 oranında görülür. Glokom herkeste ve her yaşta görülebilir. Ancak 40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, yüksek miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar glokomun daha sık görüldüğü grupta yer alırlar. Özellikle glokom hastalığının ailesel geçişinin önemli olduğu ve ailesinde göz tansiyonu bulunan kişilerin bu hastalığın görülmesi açısından normale göre 8 kat daha fazla risk altında olduğu göz önünde tutulmalıdır.</p>

<h3>GÖZ TANSİYON RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER</h3>

<p>İlerleyen yaş, ailede glokom geçmişi (genetik yatkınlık) - Sigara, şeker hastalığı, migren - Miyopi, yüksek düşük kan basıncı. - Uzun süreli kortizon tedavisi, - Göz yaralanmaları. Bu özelliklere sahip kişilerin glokom yönünden göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.</p>

<h3>GLOKOM TANISI</h3>

<p>Hastalık herhangi bir belirti vermediğinden ve oluşan görme kaybı geri döndürülemediğinden glokomda erken tanı çok önemlidir. Hastalık ne kadar erken tespit edilirse, görme kaybı da o derece az olacaktır. Glokom tanısında konunun uzmanı göz hekimi tarafından yapılan detaylı bir göz muayenesi çok önemlidir. Bu muayenede görme keskinliğinin belirlenmesinin ve rutin göz kontrollerinin yanı sıra göziçi basıncının yani göz tansiyonunun ölçümü, göziçi sıvısının dışa boşaldığı kanalların yeraldığı bölgenin kontrolü ve göz sinirinin durumunun değerlendirilmesi yapılır. Gerektiği takdirde bilgisayarlı görme alanı ve göz siniri analiz yöntemleri tanıda önemli rol oynar. Göz tansiyonu 21 mmhg'ya kadar normal kabul edilir ve bunun üzerindeki değerler yüksek göz tansiyonu olarak değerlendirilir. Buna karşın göz tansiyonu tek kriter değildir ve göz tansiyonu normal ölçülen ve göz siniri hassas olan kişilerde de glokom hastalığı görülebilir. Göz tansiyonunun normalden yüksek olduğu veya normal olduğu halde göz sinirinin hasar gördüğünden şüphelenilen olgularda bilgisayarlı görme alanı ve göz siniri analiz tetkikleri göz sinirinin hasarının varlığının ve derecesinin belirlenmesinde, zaman içindeki değişimin saptanmasında önemlidir.</p>

<h3>GÖZ TANSİYONU TEDAVİSİ</h3>

<p>Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra tedavide amaç göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Bu amaçla uygulanabilecek yöntemler ilaç tedavisi, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olarak üçe ayrılabilir. Bugün için genelde tanı sonrası ilk seçilen yöntemin ilaç tedavisi olmasına, ilaç tedavisine yeterli derecede yanıt vermeyen hastalarda laser tedavisinin ya da cerrahi tedavi yöntemlerinin uygulanmasına karşın, özellikle geç dönemde tanı konulan ya da sürekli ilaç kullanımının uygun olmadığı olgularda doğrudan laser girişimleri ya da cerrahi yöntemler de kullanılabilir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılmayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler de son yıllarda giderek artan oranda başarılı olmakta, sürekli ilaç kullanım zorunluluğunu da ortadan kaldırarak etkili tedavi sağlayabilmektedir.</p>

<h3>GÖZ TANSİYONUNDA LAZER TEDAVİSİ</h3>

<p>SLT ve ALT işlemleri ile trabeküler ağ adı verilen bölgeye lazer atışarı yapılarak göz içi sıvısının gözü daha fazla ve daha kolay terketmesi amaçlanmaktadır. Selektif lazer trabeküloplasti daha yeni bir tedavi modalitesi olup tekrarlayan SLT tedavilerinin ilk yapılan SLT işlemi kadar etkin olduğu ve trabeküler ağda herhangi bir deformasyon oluşturmadığı ortaya konmuştur. ALT işleminde trabeküler ağda organik deformasyon ortaya çıkmakta ve lazer işlemi sonrasında göz içerisinde daha fazla reaksiyon görülmektedir. Ancak ortaya çıkan reaksiyon işlem sonrasında 3-5 gün süre ile kullanılan damlalar ile genellikle kontrol altına alınmaktadır. ​</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/sari-nokta-hastaligi-107</link>
            <category>RETİNA</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 14:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sarı Nokta Hastalığı</h1>
                        <h2>Sarı Nokta Hastalığı, genellikle 60 yaş üzerinde ortaya çıkan ve ilerleyici görme kaybı ile karakterize bir retina hastalığıdır. Kuru ve yaş tipleri vardır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/sari-nokta-hastaligi-1720008220.webp">
                        <figcaption>Sarı Nokta Hastalığı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>SARI NOKTA HASTALIĞI NEDİR?</h2>

<p>Sarı Nokta Hastalığı retinada sarı nokta diye bilinen bölgede dejeneratif değişikliklerin oluştuğu ciddi bir göz sorunudur. Yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan sarı nokta hastalığı ileri yaştaki birçok insanda kronik, ilerleyen ve geri dönüşümsüz olarak görme kaybına neden olan bir hastalıktır. Sarı nokta hastalığı gelişmiş ülkelerde 60 yaş üzerindeki en sık körlük nedenidir.&nbsp;</p>

<h3>SARI NOKTA HASTALIĞI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</h3>

<p>Hastalığın genellikle 50 yaştan sonra ortaya çıkar ancak bazen daha genç insanları da etkileyebilir. Hastalıkta genetik özellikler, beslenme şekli, çevresel faktörler, uzun süre güneş ışığına maruz kalma, şişmanlık, sigara ve hipertansiyon etkin rol üstlenmektedir.</p>

<h3>SARI NOKTA HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>

<p>70 yaş üstü popülasyonun yaklaşık yüzde 1/3’ünü etkileyen hastalık tamamen körlük yapmasa da kişinin yaşam kalitesini oldukça etkilemektedir.&nbsp;</p>

<p>Yavaş ilerleyen hastalık, görmede bulanıklık, renklerde bozulma, bakılan alanın ortasında sis görülmesiyle ve çizgileri eğri ve çarpık görmeyle ortaya çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu tür hastalar tek başına sokağa çıkamadıkları gibi baktığı noktayı göremedikleri için araba, bilgisayar ve telefon kullanamaz, televizyon izleyemezler. Yani karşısında duran bir kişinin yüzünü göremez ama kolunu bacağını görebilirler. Bazı işleri yapmada başkalarından yardım almak zorunda kalabilirler. Göremedikleri için okuyamaz ve yazamazlar.</p>

<h3>SARI NOKTA HASTALIĞI TİPLERİ NELERDİR?</h3>

<p>Hastalığın kuru ve yaş olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Kuru tip, bu tür hastaların %90‘ında görülür ve görme yavaş ve yıllar süren bir periyotta azalır. Bu hastalara tedavi olarak koruyucu, antioksidan haplar önerilir. Yaş tipi sarı nokta hastalığı ise kanamalı seyretmekte ve hızlı bir şekilde kişinin görmesinin kaybolmasına neden olabilmektedir.</p>

<p>Sarı nokta hastalığında yaş tipinin tehlikeli olup, hastalığın erken dönemde teşhis edilmesi için 50 yaşın üzerindeki kişilerde göz dibi muayenesi önemlidir.</p>

<h3>TANI NASIL KONULUR?</h3>

<p>Rutin göz muayenesinin yanı sıra, OCT (Optik Koherans Tomografisi) ve FFA (Retina Anjiopatisi) ile konur. Tetkikler tedavi kararında son derece etkilidir. Makula Dejeneresansı (Sarı Nokta Hastalığı), makulanın gözün keskin, merkezi ve renkli görmesinden sorumlu olan kısmının hastalığıdır. Genellikle iki gözü etkiler.</p>

<h3>SARI NOKTA HASTALIĞI TEDAVİSİ</h3>

<p>Tedavide amaç, mevcut görmenin korunması ve kısmen görmede artış sağlanmasıdır.</p>

<ol>
	<li>
	<p>Göz İçi İlaç Enjeksiyonu: Yaş tipte kullanılan yöntemdir. Aylık kontrol sırasında eğer lezyonun hala aktif olduğu düşünülürse gerektikçe tekrar enjeksiyon yapılır.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Fotodinamik Tedavi (PDT): Özel makula dejeneransı tipinde tercih edilir. Laser sonrası 48 saat süreyle güneş ışığı ve şiddetli ışıklardan kaçınılmalıdır. Tekrarlayan tedaviler gerekebilir.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Laser fotokuaglasyon eskiden eldeki tek tedavi yöntemiydi. Diğer tedaviler gündeme geldikten sonra çok az kullanılıyor.​</p>
	</li>
</ol>

<p>Hastalığın kuru tipinde koruyucu amaçlı olarak A, C, E vitaminleri, çinko, selenyum, lutein, zeaksantin ve omega 3 kullanılmaktadır. Kuru tipte koruyucu tedavi, yaş tipte ise göz içine iğne tedavisi ve fotodinamik tedavi uygulanır. Koruyucu tedavide anti-oksidan A, C, E vitaminleri, lutein ve çinko kullanılır. Göz içine iğne tedavisi yöntemi damla ile uyuşturularak yapılır. Bu uygulama sırasında hasta herhangi bir ağrı hissetmez. Fotodinamik tedavide ise önce toplardamardan özel bileşimde ilaç verilerek, düşük şiddette bir lazer uygulanır.&nbsp;</p>

<p>Yaşlılığa bağlı görme problemlerinde en önemli destek vitaminli yiyeceklerdir. Domates, havuç, kara lahana, ıspanak, kabak, portakal, avakado ve kivide bol miktarda yine de sağlıklı ve hareketli bir yaşam, sigara içilmemesi, omega3'den zengin Akdeniz diyeti, bol balık ve koyu yeşil sebzelerden zengin diyet alınması, hipertansiyon, diyabet gibi damar hastalıklarının iyi kontrol altına alınmış olması ve güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunması da dikkat edilmesi gereken noktalardır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/keratokonus-nedir-keratokonus-tedavisi-nasil-yapilir-106</link>
            <category>KERATOKONUS</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 13:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Keratokonus Nedir? Keratokonus Tedavisi Nasıl Yapılır?</h1>
                        <h2>Keratokonus gözün ön kısmında bulunan saydan kornea dokusunun ilerleyici bir hastalığıdır. Genellikle 15-25 yaş arasında göz derecelerinde hızlı artış ve görme azalması ile kendini göstermektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/keratokonus-nedir-keratokonus-tedavisi-nasil-yapilir-1720004445.webp">
                        <figcaption>Keratokonus Nedir? Keratokonus Tedavisi Nasıl Yapılır?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>KERATOKONUS NEDİR?</h2>

<p>Keratokonus gözün ön kısmında bulunan saydam kornea dokusunun ilerleyici bir hastalığıdır. Korneanın düzgün ve sferik yani dairesel bir eğimi vardır. <a href="https://gozdoktor.net/keratokonus/">Keratokonus hastalığında</a> korneanın düzgün olan yapısı bozulur ve kornea öne doğru bombeleşerek koni şekline benzer bir yapıya bürünür. 'Kerato' kornea anlamına gelir, 'konus' ise kornea anlamındadır. Keratokonus kelimesi korneanın koni gibi olması anlamına gelmektedir.&nbsp;</p>

<h3>KERATOKONUS NEDEN ORTAYA ÇIKAR?</h3>

<p>Keratokonus hastalığında korneanın iç sağlamlığı azalmıştır. Keratokonus hastalığı aile hikayesi olan kişilerde daha sık görülmektedir. Bunun yanında gözünü sık sık kaşıyan ve göz allerjisi olan kişilerde keratokonus daha sık görülmektedir. Özellikle Akdeniz'e sınırı olan ülkelerde keratokonus daha sık görülmektedir. Ülkemizde de oldukça yaygındır.&nbsp;</p>

<h3>KERATOKONUS BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>

<p>Keratokonus genellikle 10 yaşından sonra başlayan bir hastalıktır. En sık 10-20 yaş arasında ortaya çıkar. Keratokonus hastalığı genellikle 30 yaşlarına kadar ilerleyicidir. Hastalık ilerledikçe hastanın kullandığı gözlük numarası hızla artar ve görme azalır. Keratokonus hastalığında miyop astigmat ortaya çıkmaktadır. İlk yıllarda kişi bunu sadece bir numara artışı olarak düşünebilir. Ancak zamanla gözlüğe rağmen bulanık gördüğünü fark edip göz doktoruna başvurabilir.</p>

<p>Keratokonus hastalarının önemli bir kısmında gözde kaşıntı sık görülen bir bulgudur. Göz allerjisi olan kişilerde keratokonus daha sık görülmektedir. Bu nedenle gözü sık sık kaşımanın keratokonus hastalığını ortaya çıkarmada bir etken olduğu değerlendirilmektedir.</p>

<p>Keratokonus hastalığının şiddeti ve ilerleme hızı kişiden kişiye çok farklılık gösterebilmektedir. Bazı kişilerde hafif şiddette ve yavaş ilerlerken, bazılarında hızla ilerleyip her iki gözde görme seviyesini belirgin derecede azaltabilmektedir.</p>

<h3>KERATOKONUS TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</h3>

<p>Keratokonus hastalığında tedavi hastanın şiddeti ve yaşı ile ilişkilidir. Keratokonus genellikle 30 yaşlarına kadar ilerleyici olduğundan özellikle 20'li yaşların başlangıcında olan hastalar tespit edildiğinde erken müdahale önemlidir. Tedavi aşamalarını şu şekilde özetleyebiliriz.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Keratokonus tanısı konulduğunda hastanın kornea kalınlığı yeterli derecede ise korneal çapraz bağlama (cross-linking) adı verilen cerrahi işlem uygulanır. Bu operasyon ile korneanın iç sağlamlığı artırılır ve hastalığın ilerlemesi durdurulur. Ancak cross-linking operasyonu korneası çok incelmiş ve ilerlemiş hastalarda uygulanamaz.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Keratokonus hastalığının erken dönemlerinde gözlük ve kontakt lens kullanımı ile iyi bir görme seviyesi genellikle elde edilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hastalık bir miktar ilerlemişse ve gözlük ile görme seviyesinde en az 5 sıra artış oluyorsa bu grup hastalara korneal halka tedavisi uygulanabilmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>İlerlemiş ve hastanın görme seviyesini çok azaltmış olan durumlarda kornea nakli son seçenek olarak durmaktadır.</p>
	</li>
</ul>

<h3>KERATOKONUS AMELİYATI</h3>

<p>Keratokonus ameliyatı denildiğinde genellikle cross-linking operasyonu anlatılmak istenmektedir. Ancak korneal halka tedavisi ve kornea nakli de keratokonus tedavisinde uygulanan ameliyatlardır.&nbsp;</p>

<h3>KERATOKONUS KÖR EDER Mİ?</h3>

<p>Evet, keratokonus hastalığı kişiyi kör edebilir. Körlük bir gözde görme seviyesinin 0.1 ya da daha az görmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamda tedavisi ihmal edilmiş bazı durumlarda keratokonus nadir de olsa bir körlük nedeni olabilmektedir.&nbsp;</p>

<h3>KERATOKONUSUN DOĞAL TEDAVİSİ VAR MIDIR?</h3>

<p>Hayır, keratokonusun bilinen doğal bir tedavi yöntemi yoktur.</p>

<h3>KERATOKONUS HASTALARI NELERE DİKKAT ETMELİDİR?</h3>

<p>Keratokonus hastaları tedavi konusunda geç kalmamalıdır. Bazı hastalarımıza durumun ciddiyetinden bahsetmemize rağmen hastalığın ihmal edildiği durumlar yok değildir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-105</link>
            <category>KATARAKT</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 12:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Katarakt Nedir? Katarakt Ameliyatı Nasıl Yapılır?</h1>
                        <h2>Katarakt, göz içi merceğinin saydamlığını kaybederek ışık geçirgenliğinin azalmasıdır. Kataraktın tedavisi sadece ameliyatla olmaktadır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/katarakt-nedir-katarakt-ameliyati-nasil-yapilir-1719999668.webp">
                        <figcaption>Katarakt Nedir? Katarakt Ameliyatı Nasıl Yapılır?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>KATARAKT NEDİR?</h2>

<p><a href="https://gozdoktor.net/katarakt/">Katarakt</a> gözümüzün içinde bulunan doğal lensin saydamlığını kaybetmesidir. Göze giren ışık lens tarafından kırılıma uğrayarak gözümüzün arka kısmında bulunan retina üzerine odaklanır. Lens saydamlığını kaybettiğinde ışık geçirgenliği bozulacağı için kişinin görme seviyesi azalır. Kataraktın yoğunluğu arttıkça görme daha da azalır.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT NEDENLERİ NELERDİR?&nbsp;</h3>

<p>Kataraktın en sık nedeni yaşlanmadır. İnsanlar yaşlandıkça lensin su içeriği azalır ve lens yavaş yavaş saydamlığını kaybetmeye başlar. Buna senil katarakt ya da yaşlanmaya bağlı katarakt adı verilmektedir.</p>

<p>Bir diğer katarakt nedeni ise başka hastalıklara ikincil olarak ortaya çıkan kataraktlardır. Bir göz içi iltihaplanması olan üveit, diyabet (şeker hastalığı), göze gelen darbeler, kortizol içeren göz damlaları ve ağızdan alınan ilaçlar katarakt nedeni olabilmektedir.</p>

<p>Üçüncü bir grup katarakt ise doğuştan gelen kataraktlardır. Bunlara konjenital katarakt adı da verilmektedir. Bazen doğum esnasında, bazen de hayatın ilk aylarında ve yıllarında katarakt ortaya çıkabilmektedir.</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI NASIL YAPILIR?</h3>

<p><a href="https://gozdoktor.net/katarakt/">Kataraktın</a> kesin tedavisi ameliyattır. Ameliyat dışında başka bir tedavisi bulunmamaktadır. Katarakt ameliyatında saydamlığını kaybetmiş olan lens göz dışına alınır. Yerine yapay mercekler yerleştirilir.&nbsp;</p>

<p>Katarakt ameliyatı genellikle topikal aneztezi altında yapılır. Yani göze damlatılan bir damla ile anestezi sağlanır. Ameliyatın süresi tecrübeli bir doktorun elinde yaklaşık 10-15 dakika sürmektedir. Ameliyatta hasta ağrı hissetmez. Çok nadiren katarakt bazen genel anestezi altında hasta uyutularak ta yapılabilir.</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI FİYATLARI NASILDIR?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı fiyatları ameliyatın yapıldığı hastane, ameliyatı yapan hekim ve başta mercekler olmak üzere ameliyatta kullanılacak malzemelere göre ciddi değişiklikler gösterebilmektedir. Bu nedenle burada kesin bir ücret belirtilmesi uygun olmayacaktır. Bununla birlikte hastanın gözüne ait bazı faktörler de katarakt ameliyatı fiyatı üzerinde etkili olabilmektedir.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI NE KADAR SÜRER?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı tecrübeli bir göz doktorunun elinde yaklaşık 10-15 dakika kadar sürmektedir. Ancak doktorun tecrübesi azaldıkça 1 saat ve hatta onu da aşabilen sürelerde katarakt ameliyatı sürebilmektedir. Katarakt ameliyatlarında ameliyat süresi ile ameliyatta komplikasyonlarla karşılaşma riski arasında ilişki vardır. Ameliyat süresi uzadıkça komplikasyon riski de artmaktadır.</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI NASIL YAPILIR?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı genellikle hasta uyutulmadan yapılır. Göze 1-2 damla uyuşturucu damla damlatılır ve gözün kornea tabakası&nbsp; uyuşturulur.&nbsp; Daha sonra genellikle 3 adet kesi ile göz içine cerrahi bıçaklarla girilir. Bu cerrahi bıçaklar çok ince ve küçük bıçaklardır. Bu kesilerden biri 2.2 mm diğerleri ise 0,5 mm'den daha küçük kesilerdir. Daha sonra göz içinde rahat çalışabilmek için viskoelastik madde adı verilen jel kıvamında bir madde verilir. Lensin ön kapsülü adı verilen ince zar soyulur. Daha sonra fako cihazının ucu ile lensin iç kısmındaki katarakt haline gelmiş kısım alınır ve açığa çıkan boşluğa yapay göz içi lensleri yerleştirilir.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI GECİKİRSE NE OLUR?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı geciktirilirse kataraktın yoğunluğu artar. Bu da kişinin daha az görmesine neden olur. Bunun yanında sert kataraktlarda ameliyatta komplikasyon adı verilen istenmeyen durumlarla karşılaşılma riski artar. Bu nedenlerle günümüzün modern katarakt cerrahisi yönteminde katarakt kişinin görme seviyesini etkilediği zaman ameliyat yapılmalı ve çok ilerlemesini beklemeden ameliyat olmak gerekmektedir.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI RİSKLERİ NELERDİR?&nbsp;</h3>

<p>Katarakt ameliyatı riskli midir? Evet, risklidir! Katarakt ameliyatının bir çok riski vardır. Bu riskler çok hafiften çok ağıra kadar değişmektedir. Ameliyat esnasındaki risklerin büyük kısmı deneyimli bir cerrahın elinde minimum seviyeye iner. Tersine tecrübesiz bir cerrahın elinde riskleri çok artar. Ameliyat esnasında gözün diğer dokuları zarar görebilir. Kataraktlı lens alınmaya çalışılırken lens gözün arka kısmına düşebilir. Eğer böyle bir durum olursa vitrektomi adı verilen ameliyatın yapılması gerekmektedir. Vitrektomi ameliyatı göz bilimi içinde ayrıca uzmanlık gerektiren bir alandır. Lensin gözün arka kısmında düştüğü durumlarda vitrektomi ameliyatı cerrahın yetkinliğine ya da tercihine göre aynı seansta ya da daha sonra ikinci bir ameliyatla yapışabilmektedir.&nbsp;</p>

<p>İkinci bir önemli risk enfeksiyondur. Katarakt ameliyatı sonrasında göz içinde enfeksiyon oluşması durumuna 'endoftalmi' adı verilmektedir. Endoftalmi son derece ciddi bir durumdur. Ağır görme kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Endoftalmi ameliyat esnasında steril malzeme kullanılmamasından ya da ameliyat sonrasında hastanın damlalarını kullanmamasından veya hijyenik kurallara dikkat edilmemesinden kaynaklanabilir. Bu nedenle katarakt ameliyatının sterilizasyona azami dikkat edilen ortamlarda yapılması son derece önemlidir.</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI SONRASI NE YAPILIR?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı sonrasında hasta eve gözü kapalı olarak gider. Evde 2 saat sonra gözünü açar. Göz damlalarını damlatmaya başlar. Katarakt ameliyatından sonra 20-30 gün damla damlatılır. Genellikle 3-4 damla reçete edilir. Bu damlalar ilk günlerde daha sık, sonra ise daha seyrek damlatılır. Ameliyattan sonra 10-15 gün havası ve ortamı temiz olan yerlerde bulanmak ve hijyenik şartlara uymak önemlidir.&nbsp;</p>

<h3>LAZERLE KATARAKT AMELİYATI NASIL YAPILIR?</h3>

<p>Halk arasında günümüzde uygulanan fako cerrahisine 'lazerle göz ameliyatı' adı da verilmektedir. Ancak fako yönteminde lazer teknolojisi kullanılmamaktadır. Fako yönteminde katarakt ultrasonik güz kullanılarak göz dışına alınır. Ancak günümüzde lazer teknolojisinin katarakt ameliyatında kullanım yeri de vardır. Bu amaçla femtosaniye lazer teknolojisi kullanılır. Bu yöntemde lens kapsülü lazerle sınırlanır ve lens lazerle parçalara ayırır. Ancak ne var ki bunlar yapıldıktan sonra yine aynı şekilde&nbsp; fako yöntemindeki gibi devam eder. Lazer teknolojisinin kullanımı ameliyatı yaklaşık olarak 30 dakika kadar uzatır. Ayrıca maliyeti de çok önemli miktarda artırmaktadır. Bu nedenle katarakt ameliyatında femtosaniye lazer kullanımı kısıtlı olmuştur.&nbsp;</p>

<h3>KATARAKT AMELİYATI ZOR MUDUR?</h3>

<p>Katarakt ameliyatı deneyimli ellerde zor bir ameliyat değildir. Ancak bu durum risklerinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Ancak katarakt bekledikçe ameliyatın sorulu derecesi de artmaktadır. Bu nedenle günümüzün modern katarakt cerrahisinde katarakt çok ilerlemeden ameliyat yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.</p>

<h3>KATARAKT KÖRLÜK YAPAR MI?</h3>

<p>Katarakt tedavi edilmediği takdirde ilerler ve körlük yapabilir. Katarakt az gelişmiş ülkelerde en sık körlük nedenidir. Gelişmiş ülkelerde katarakt ameliyatı imkanları ve sağlık hizmetine ulaşım daha kolay olduğundan dolayı katarakt körlüğe yol açmadan ameliyatla alınmaktadır.</p>

<p>Katarakt ameliyatı geciktirildiğinde katarakt yoğunluğu artar, kişinin görme seviyesi azalır ve ameliyatın riskleri de artar. Ameliyat geciktirildiğinde katarakt ayrıca göz tansiyonuna da neden olabilir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.drfatihcakirgundogan.com/haber/lazer-goz-ameliyati-104</link>
            <category>LAZER</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jul 2024 10:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Lazer Göz Ameliyatı</h1>
                        <h2>Lazer göz ameliyatı, miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde kullanılan cerrahi bir tekniktir. Lazer göz ameliyatı, halk arasında göz çizdirme olarak da bilinmektedir.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.drfatihcakirgundogan.com/images/haberler/2024/07/lazer-goz-ameliyati-1719858512.webp">
                        <figcaption>Lazer Göz Ameliyatı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>LAZER GÖZ AMELİYATI NEDİR?</h2>

<p><strong>Lazer göz ameliyatı</strong>, refraksiyon kusurlarını (miyop, hipermetrop, astigmatizma) düzeltmek amacıyla kullanılan şemsiye bir terimdir. Yani lazer göz operasyonu denildiğinde ortak noktaları lazer kullanımı olan birden fazla yöntem kastedilmektedir. Bu yöntemlerin en sık kullanılanları FemtoLASIK, Smile Lazer, No Touch Lazer ve PRK'dır.&nbsp;</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI GÖZÜN HANGİ TABAKASINA YAPILIR?</h3>

<p>Gözümüzde ışık kırma gücü olan temelde iki tane doku bulunmaktadır. Kornea ve Lens (Mercek). Lazer göz operasyonları kornëa tabakasında uygulanmaktadır. Sağlıklı bir insan gözünde korneanın ortalama kırıcılık gücü 42-45 derece, lensin kırıcılık gücü ise 20 derece kadardır. Lazer göz ameliyatı ile korneanın şekli ve kırıcılığı değiştirilmektedir.&nbsp; Örneğin, kornea kırıcılığı 43 derece olan bir kişi 3 derece miyopsa, lazerle kırıcılık 40 derece civarına düşürüldüğünde miyopisi düzelmiş olacaktır.&nbsp;</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI İLE GÖZ ÇİZDİRME AYNI MIDIR?</h3>

<p>Aslında farklıdır, ama bunu soran hastaların kastettiği operasyon aynıdır. Şöyle açıklayalım. Lazer göz operasyonu dönemi öncesinde özellikle miyopi ve astigmatizmanın düzeltilmesinde <em>radial keratotomi</em> ve <em>astigmatik keratotomi </em>adı verilen teknikler uygulanmakta idi. Bu yöntemlerde kornea üzerine gerçekten de çizikkler atılırdı ve miyopinin ve astigmatın düzeltilmesi hedeflenirdi. Ancak bu yöntemlerde hedeften sapma miktarları ve ihtimali fazla idi. halk arasında ise bu yöntemler "göz çizdirme" olarak isimlendirilir oldu. Daha sonra lazer teknolojisi ile göz derecelerinin düzeltilmesi teknolojisi ortaya çıkınca halk arasında "göz çizdirme" olarak bilinen göz derecelerinin düzeltilmesi ifadesi lazer döneminde de devam etti. Bu nedenle aslında göz çizdirme ile lazer göz operasyonu farklı şeyler olmasına rağmen insanların kasettiği şey günümüzde lazer teknolojisidir.</p>

<p>Lazer cerrahisinin kökeni 1980'li yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda excimer lazer IBM araştırma şirketince kullanılmakta iken dahiyane bir fikirle hayvan dokusunda skar dokusu oluşturmadan excimer lazerin kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda insan dokusunda lazer kullanılmaya başlanmıştır. Yaklaşık&nbsp; yıllık bir deneme ve araştırma süreci sonrasında LASİK ve PRK lazer tedavileri uygulanmaya başlanmıştır. 2001 yılında LASİK dünyada en sık uygulanılan elektif (acil olmayan) cerrahi yöntemi olmuştur.</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI KİMLERE UYGULANABİLİR?</h3>

<p>Lazer göz operasyonları aşağıdaki durumlarda uygulanmaktadır.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p>18 yaşını doldurmuş olanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Son 1 yılda göz derecesi 0.50 dereceden fazla değişmemiş olanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>En fazla -8 dereceye kadar miyopi, -5 dereceye kadar astigmat ya da +5 derece kadar hipermetropisi olanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kornea kalınlığı yeterli kalınlıkta ve dokusu sağlam olanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gözlerinde başka herhangi bir hastalık bulunmayanlar</p>
	</li>
</ul>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI KİMLERE UYGULANAMAZ</h3>

<p>Lazer göz ameliyatının aşağıdaki durumlarda uygulanması doğru olmayabilir.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Romatizmal hastalıkları olanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kalp hastaları,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Diyabet hastaları,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hamile ya da bebek emziren kadınlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Keratokonus hastaları,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz tansiyon, üveit, ileri derecede kuru göz vb. göz hastalıkları olanlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Retina tabakasında dekolman riski olan ve retina ameliyatı geçirmiş olanlar.</p>
	</li>
</ul>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI YÖNTEMLERİ NELERDİR?</h3>

<p>Lazer göz operasyonu yöntemlerini temelde iki ana başlık altında incelemek mümkündür. Yüzeyel yöntemler ve Derin yöntemler. Yüzeyel ve derinden kastedilen lazerin korneanın hangi tabakasına uygulanacağı ile ilgilidir. Yüzeyel yöntemler arasında günümüzde sık uygulanan yöntemler klasik <strong>PRK</strong> ve <strong>No Touch Lazer</strong>, derin yöntemler ise <strong>LASIK</strong> <strong>(FemtoLASIK)</strong> ve <strong>Smile Lazer</strong> yöntemleridir.</p>

<p>Yüzeyel yöntemler ile derin yöntemler arasında teknik ve iyileşme süreci açısından fark vardır. Yüzeyel yöntemlerde lazerkorneanın yüzeyel tabakalarına uygulanır ve kişide 2-3 gün gözde sulanma, yanma, batma şikayetleri olur. Bu süreç sonrasında kişinin görmesinde hafif bir bulanıklık olur, ancak bu bulanıklık günler geçtikçe azalır ve görme seviyesi günler sonra maksimuma çıkar. Derin yöntemlerde ise ya korneanın yüzeyinden bir tabaka (flep) kaldırılarak derin tabakaya lazer uygulanır (LASIK, femtoLASIK) ya da flep kaldırılmadan kornea dokusu içinde sınırları lazerle belirlenmiş bir doku (lentikül) çıkarılır (Smile lazer). Derin yöntemlerde genellikle ilk 2-3 saat hafif bulanıklık, batma, yanma gibi semptomlar olur. Daha sonra bunlar geçer ve birinci gün hasta son derece iyi bir şekilde görür.</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI FİYATI NE KADAR?</h3>

<p>Lazer göz ameliyatı fiyatı Kayseri'de Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan'ın muayenehanesinde 06/07/2024 tarihi itibariyle 21000-37000 TRY arasındadır. Bu fiyatlarda değişiklik olabileceğinden <a href="tel:903526060598">903526060598 numaralı telefonu arayarak</a> güncel fiyatlar hakkında bilgi alabilirsiniz.</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI SONUÇLARI BAŞARILI MIDIR?</h3>

<p>Excimer Lazer göz yapısı lazere uygun kişilerde mükemmel sonuçlar verir. Bu operasyon bize başvuran hastalarımızın çok büyük kısmına uygun operasyonlardır. Uygun&nbsp; kişiye uygun yöntemler uygulandığında mükemmel sonuçlar veren bir operasyondur. Hastalar kullanılan yönteme göre 1-4 iş günü içinde günlük işlerine dönebilmektedirler.&nbsp;</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI RİSKLİ MİDİR?</h3>

<p>Her tıbbi operasyonda olduğu gibi lazer göz ameliyatının da riskleri bulunmaktadır. Ancak pratikte bu risklerle hemen hemen hiç karşılaşmıyoruz ya da onbinde denilebilecek ihtimallerle karşılaşılabilmektedir. Lazer göz ameliyatları günümüzde hasta memnuniyeti açısından son derece tatminkar ameliyatlardır.</p>

<p>PRK ve No Touch Lazer yöntemlerinde "haze" adı verilen komplikasyondan bahsedilebilir. "Haze", korne bulanıklığı anlamına gelir. Lazer sonrasında iyileşme esnasında kornea dokusunun saydamlığını kaybetmesine neden olan bir iyileşme komplikasyonudur. Ancak kişinin görme seviyesini azaltan "haze" pratikte hemen hemen görülmeyen bir durumdur. Bilimsel literatürde sıklığı onbinde 4 olarak bahsedilmeltedir. FemtoLASIK operasyonunda ise flep komplikasyonları, smile lazerde ise lentikül komplikasyonları aynı şekilde çok nadiren görülen durumlardır.&nbsp;</p>

<h3>LAZER GÖZ AMELİYATI NE KADAR SÜREDE İYİLEŞİR?</h3>

<p>Lazer göz ameliyatının iyileşme süreci kullanılan yöntemle doğrudan ilişkildir. PRK ve No Touch Lazer daha yavaş iyileşirken, femtoLASIK ve Smile lazer daha hızlı iyileşmektedir.&nbsp;</p>

<p>PRK ve No Touch lazer sonrasında ilk 30-45 dakika geçtikten sonra gözde anestezinin etkisi geçmeye başlar. Bundan sonra sulanma, batma, yanma başlar. İlk gün ve ikinci gün bu semptomlar devam eder. Üçüncü gün genellikle bu semptomlar rahatlar. Daha sonraki günlerde hasta hafifçe bulanık görür. Bulanık görme günler geçtikçe azalır ve kişinin görmesi maksimuma çıkar. Bahsettiğimiz bulanık görme kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasına izin vermeyecek derecede olan bir bulanık görme değildir. Bu nedenle hasta günlük her faaliyetini rahatça yapabilir. İlk günlerde biraz daha sık olmakla birlikte genellikle 1 ay kadar göz damlası damlatılır.&nbsp;</p>

<p>FemtoLASIK ve Smile Lazer operasyonları sonrasında ise aynı gün 2-3 saat süren bir batma, sulanma olur. Daha sonra hasta rahatlar. İlk gün biraz bulanık görme normaldir. İkinci gün hastalar oldukça iyi görürler. Göz damlası sıklığı yüzeyel yöntemlere göre daha azdır. Genellikle 1 ay kadar göz damlası damlatılır.&nbsp;</p>

<h4>GÖZ LAZER TEDAVİSİ KESİN ÇÖZÜM MÜ?</h4>

<p>Evet, lazer göz operasyonları kesin çözümdür. Lazer göz operasyonu esnasında kişinin göz derecesi artık sabit ise ve son 1-2 yıl içinde değişiklik olmamışsa lazerden sonra da değişiklik olma ihtimali oldukça düşüktür. Miyoplarda lazerden sonraki değişiklik ihtimali hipermetroplara göre daha düşüktür.&nbsp;</p>

<h4>LAZER GÖZ AMELİYATI HAKKINDA TEKNİK BİLGİ</h4>

<p>Excimer Lazer 193 nm bouyunda soğuk bir ultraviyole ışığı yaymaktadır. Bu ışık enerjisi ile kornea dokusu yeniden şekillendirilerek korneanın kırıcılığı değiştirilmekte ve ışığın retina dokusu üzerine odaklanması temin edilmektedir.&nbsp; UV ışınının yüksek enerjili atımları ile her bir atımda yaklaşık olarak 0.25 mikron kalınlığında kornea tabakası ortadan kaldırılmaktadır. (1 mikron 1 mm'nin 1000'de biridir).&nbsp;</p>

<p>Korneanın belirli bir eğimi vardır. Bu eğim kişiler arasında az-çok fark edebilmektedir. Uzağa bakışta az gören miyopların korneasında excimer lazer ile düzleşme sağlanarak korneanın kırıcılığı azaltılmaktadır. Hipermetroplarda ise tersine korneanın dikliği artırılmakta ve bu da kırıcılığı artırarak retina üzerine ışığın odaklanması sağlanmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Astigmatta ise korneadaki düzensizlik uygun atış paternleri ile düzeltilmektedir.</p>

<p>Excimer Lazer her bir sistemin kendisine ait bir bilgisayar yazılımı ile kontrol edilmektedir. Bu yazılım ile korneanın hangi bölgesine ne kadar lazer atışı yapılacağı hesaplanmakta ve atışlar gerçekleştirilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Excimer Lazer esnasında birçok sistemde bulunan göz-takip sistemi sayesinde hasta gözünü hareket ettirdiğinde lazer atışı anında durmaktadır. Bu da çok önemli koruyucu bir sistemdir. Ayrıca hekim kendisi de hasta gözünü hareket ettirdiğine anında sistemi durdurabilmektedir. Bu günümüz lazerlerinde sorun olmaktan çıkmıştır.&nbsp;</p>

<p>Gözbebeği çapı excimer lazer tedavisinde önemli bir parametredir. Eğer kişinin gözbebeği çapının karanlıktaki miktarı korneada lazer uygulanan çapa göre daha fazla ise bu durumda karanlıkta kişide ışık dağılmaları gibi sorunlara yol açabilecektir. Bu durum excimer lazer tedavisinde kişiye özgü ve sabit olmaya bir parametredir. Hekim bu parametreleri dikkate alarak tedavi uygulamaktadır. Tedavi süresi (excimer lazer'in atım süresi) göz numaranızın büyüklüğüne ve excimer lazer cihazına göre değişmektedir. Ancak genellikle 20-60 saniye arasında değişmektedir.</p>

<ul>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
            </channel>
</rss>
